Haber Detayı
01 Ocak 2020 - Çarşamba 15:42 Bu haber 159 kez okundu
 
AÜ Veteriner Fakültesi’nde “Nobel”lik bir bilim insanı: PROF. DR. ALİ BİLGİLİ
Haberi


AÜ Veteriner Fakültesi’nde “Nobel”lik bir bilim insanı: PROF. DR. ALİ BİLGİLİ

 

BİLGİLİ: TÜRKİYE’DE TARIM VE HAYVANCILIĞIN GELİŞMESİ İÇİN TÜM VETERİNER VE ZİRAAT FAKÜLTELERİ SEFERBER EDİLMELİDİR!

 

 

Mustafa BOŞDURMAZ

 

 

YENİ UFUK- Ankara Üniversitesi (AÜ) Veteriner Fakültesi Farmakoloji ve Toksikoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Bilgili’nin hayat hikâyesi, tıpkı 2015 Nobel Kimya ödülüne değer görülen Prof. Dr. Aziz Sancar’ın hayat hikâyesine çok benziyor.

Bilgi de tıpkı Sancar gibi, oldukça yoksul bir ailenin çocuğu. Ta ilköğretim yıllarından itibaren ailesine yük olmamak için hem çalışıp hem okuyan Bilgili’nin, özellikle lise yıllarında hamallık dâhil yapmadığı iş kalmadı. Bilgili; ilk, orta, lise ve üniversite dâhil okuduğu bütün okulları birincilikle bitirdi. Akademisyenlik döneminde de Türkiye’nin en genç doçenti ve profesörü unvanını sahip olan Bilgili, branşında yaptığı bilimsel çalışmalar sonucu gerek ulusal gerekse uluslararası alanda sayısız ödüle layık görüldü.

Bilgili, şimdiye kadar onlarca kitap ve yüzlerce bilimsel makale kaleme aldı ve yayımladığı “Veteriner Hekimliğinde Toksikoloji ve Veteriner Hekimliğinde Farmakoloji” isimli eserleri ile de tüm dünyaya ismini duyurdu.

Prof. Dr. Ali Bilgili, romanlara konu olabilecek ilginç hayat hikâyesi, akademik hayatı, yaptığı bilimsel çalışmalar, faaliyetler ile can çekişmekte olan tarım ve hayvancılık sektörüne ilişkin gazetemizin sorularını yanıtladı.

Bilgili, Türkiye’deki tarım ve hayvancılığın gelişebilmesi için tüm veteriner ve ziraat fakültelerinin seferber edilerek çiftçilerin bilinçlendirilmesi gerektiğini kaydederek, özetle şunları kaydetti:

“Türk çiftçisini desteklemek, tarım ve hayvancılığı ilerletmek gerekiyor. Bu konuda en acil olarak yapılması gereken şeylerden birisi şu: Çiftçinin çok iyi desteklenmesi, çok iyi bilinçlendirilmesi, hayvancılıkla ilgili uğraşan meslek gruplarının çiftçi ile çok iyi entegre edilmesi, her köye bir veteriner hekim projesinin hazırlanması gerekir. Buna eski Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker Dönemi'nde bir başladı ama sonra arkası gelmedi. Çiftçiyi, köylüyü, hayvan yetiştiricisini bilinçlendirecek olan veteriner hekimler ve ziraat mühendisleridir.”

Bugün Gürcistan, Bulgaristan, Romanya, Kosova, Makedonya da diğer Balkan ülkelerinde etin Türkiye’den daha ucuz olduğuna dikkat çeken Bilgili, “Süt ürünleri ile ilgili olarak da Almanya'da markete giriyorsunuz Türkiye’den daha ucuz. Niçin benim ülkemde ucuz değil? Çünkü hayvanları yetiştirmek için yedireceğiniz yemin hammaddeleri dışarıdan alıyoruz. Merhum Süleyman Demirel, Cumhurbaşkanı iken Mersin limanında Kurban Bayramı dönemlerinde gemilerle diğer ülkelere kurbanlık hayvanlar giderdi. Doğudaki illerden diğer ülkelere kaçak yollardan sürüler giderdi. Türkiye'nin kendine yetenin kat be katı da dışarıya satılırdı. O zaman Demirel, ‘Türkiye kendi gibi sekiz ülkeyi daha hayvancılık yönünden gıda olarak doyurabilecek potansiyele sahip bulunuyor.’ diyordu.” diye konuştu.

 

ARI VE BALLA İLGİLİ ÇALIŞMAM SEBEBİYLE DÜNYA BİRİNCİSİ OLDUM

 

Prof. Dr. Ali Bilgili’ye yönelttiğimiz sorular ve yanıtları şöyle:

 

Sayın Hocam, okuyucularımız için biraz kendinizden bahseder misiniz?

 

Bizim öğrencilerden kimisinin annesi babası yok, kimisinin annesi ve babası ayrılmış, kimi ölmüş, kimi trafik kazasında hayatını kaybetmiş. Bu kitaplar Türkiye'de ilklerdir. Sıfırdan Türkiye'de ilkleri yazmak fevkalade zordur. Yurt içinde ve yurt dışındaki tüm kitapları tarayıp onları derlemek ve toplamak çok zor şeydir. Yorumlarını yapmak, Türkiye ile ilgili kısımlarını almak, öğrencinin anlayabileceği düzeyde yazmak vs. Bu kitaplar Türkiye'de ilk olan kitaplar. 2009 Amerika demiştim. Dünyada ilk 50'ye giren 5 tanesinin hocalarının hakemliğinde düzenlenen çevre olimpiyatlarında 1246 bilim insanı var. İlk gün jüriden geçersen bir sonraki gün başka bir jüriye alıyorlar. Ondan da geçersen bir sonraki jüriye alıyorlar. Bu proje beşinci gününün sonunda yani beş ayrı jüriyi geçtikten sonra dünya ikinciliği gümüş madalyasını aldım. Onun arkasından Antalya'da kendi ülkemizin çevre ilaçları konusunda biyosidaller diyoruz yani evde kullandığımız hamam böceği ilaçları, gıda depolarında kullanılan fare ilaçları, dışarıdaki bataklıklarda kullanılan sivrisinek ilaçları tüm bunlarla ilgili uluslararası 702 bilim insanı var dünyanın çeşitli ülkelerinden. Burada da dünya birinciliği aldım. Arılar ve ballarla ilgili yaptığım çalışma sebebiyle. Türkiye'nin en büyük toksitoloji labaratuvarı bizim fakültemizde bulunuyor. Muazzam bir labaratuvar ve trilyonluk aletlerle dolu. Türkiye'nin en büyük toksitoloji labaratuvarında o hassas aletlerle arıların ve balların bilimsel analizleri yapılıyor. Bu konuda yaptığım ve dünya gündeminde olan bilimsel bulgular sebebiyle dünya birinciliğini aldım. Onun haricinde çok sayıda dünya çapında uluslararası nitelikte ödüllerim var. Türkiye'de bilimsel araştırmalar konusunda en ciddi kurum TÜBİTAK. TÜBİTAK'ın da açmış olduğu bilimsel bir proje yarışmasında da ikinciliği aldım. Türkiye'de TÜBİTAK bazında uluslararası alanda, yurt dışı bazında aldığım ödüllerin sayısı belli değil.

 

5600 ÖĞRENCİSİ OLAN LİSEDE TEK SAĞ GÖRÜŞLÜ VE ÜLKÜCÜ BENDİM

 

Yazdığınız kitaplar hakkında bilgi verir misiniz?

 

Emekli olup bir kitap yazamadan ölen ve kırk yıl üniversitede ömrünü harcayan hocalar var. Benim onlarca kitabım var. 2001'de profesör oldum. Türkiye'nin en genç doçenti bendim. Fakülteye asistan olarak başladığımda babam ilkokul öğretmeniydi. Babam 89 yaşında ve beş çocuk okuyordu. Babam ablamı liseden sonra sağ sol olayları sebebiyle okutmadı. Yıldırım Beyazıt Lisesinde okudum. Tankların her hafta gelip aradığı liseydi. Her iki taraftan bir kaç kişi ölürdü. Sabahçı, öğlenci ve akşamcı öğrenimi olan 5 bin 600 öğrencisi vardı. O zaman ben birinci olayım diye çalışmıyordum. Sabah erkenden kalkıp saat 08.00-08-30'a kadar çalışıp okula gidiyordum. İki ay sonra o 5 bin 600 kişilik liseyi birincilikle bitirdiniz diye yazı geldi. Baba ilkokul öğretmeni ve hâlâ sağ. 'Terörden dolayı okumayacaksın. Üniversitede seni öldürürler.' diyordu babam. Lisede iken de beni bir kaç defa öldürmek istediler. Bütün lise sol görüşlüydü ve sadece ben sağ görüşlü Ülkücüydüm. Camiye filan giden bir tiptim. Eğitimime liseden sonra 4 yıl ara verdim. Lisede ders verdiğim arkadaşlarımın tümü üniversiteyi kazandı. Dört yıl sonra bu fakülteye girmemin sebebi eve yakın olmasından dolayı. Yol parası vermeyelim diye. Hemen yakında Örnek Mahallesinde gecekondu bir evde oturuyoruz. Beş çocuğun hepsi okudu. Evimizin 57 metrekare kulanım alanı var. Anne ve baba ile birlikte 7 nüfus. Dört yıl sonra okuyacağım diye yola çaktım. Bu fakülteyi de derece ile bitirdim. 40'ından önce profesör olacağım diye kendime hedef koydum. Allah'ın izniyle 40'ından önce profesör oldum. Liseden sonra 4 yılı da düştüğünüz zaman 36 yaşında profesör olmuş oluyorum. Bizim dönemde o yaşta profesör olan yoktu.

 

DAĞA TAŞA, HER İLE, HER İLÇEYE ÜNİVERSİTE AÇINCA NİTELİK AZALDI

 

Size göre profesör olmak şimdi daha mı kolay yoksa daha mı zor?

 

Profesör olmak şimdi daha da kolaylaştı. Dağa taşa, her yere, köye ilçeye özel üniversite açtıkları için şimdi artık kolaylaştı. Bizim dönemimizde doçentlik sınavları filan çok zordu. Şimdi ise doçentlik sınavını bile kaldırdılar. Şimdi 58 yaşına girdim. Eşimi de evlendikten sonra okuttum. Meslek lisesi son sınıftaydı. Eşimi dershaneye gönderdim ve sonra üniversiteyi kazandı. Hacettepe Üniversitesi'ni bitirdi. Sağlık Bilimler Fakültesi'nde yıllardır Halk Sağlığı Bölüm Başkanı. Bir kaç yıldır da dekan yardımcılığı yapıyor. Fakülteye girmeden liseden sonra pazarda karpuz kavun sattım, ekmek bayisinde çalıştım, hamallık yaptım, avukat kâtipliği yaptım, on parmak daktiloyu orada öğrendim. 1978'de Türkiye derecem var. Akşam beş, sabah beş gazinoda çalıştım. Babam okutmuyor diye evden kaçıp İzmir'e gittim ve orada konfeksiyonda çalıştım. Liseyi pardösü ve kabanı olmadan ceketle bitirdim. İzmir'e kaçtıktan sonra bir kaban parası biriktirmek istedim ama biriktiremeden döndüm. İki yıl yedi ay da eskiden Opera Köprüsü'nün sağında bulunan toptancı hâlinde kâtip olarak çalıştım. Toptancı hali Adliye Sarayı ve Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nın bulunduğu yerde idi. İki yıl yedi ay toptancı hâlinde hesapları tuttum.

 

FAKÜLTEDE İKEN KENDİ PARAMLA İKİZ KARDEŞLERİMİ DE OKUTTUM

 

Fakülteyide mi çalışarak okudunuz?

-

- 12 Eylül İhtilali olunca okuyacağım diye yola çaktım. O dönemde de puanlarım yüksekti. Fakülteyi de çalışarak okudum ve dereceyle bitirdim. Fakülte üçüncü sınıfta iken kendi paramla iki küçük ikiz kardeşimi de dershaneye gönderiyordum. İkiz olanlardan kız kardeşim şimdi diş doktoru erkek olan ikiz kardeşim de profesör oldu. Fakülteyi de çalışarak okuyup bitirdim. Şunu herkesin bilmesi ve inanması gerekir: Azmettikten sonra hepsi oluyor. İnsan azmedince her şey olabiliyor. Türkiye dışında yazılmış olan kitapları alıp okumak, sentez yapmak özümseyip makale yazmak çok zordur. Meslektaşlarımızın kendi alanlarda çok iyi yetişmesi lazım. Varlıklı bir aile olsaydık şimdi çok daha farklı bir yerlerde olurduk. Çok da iyi ders anlatırım. İlaç anlatmak çok zordur. Her grup ilacın ayrı bir etki mekanizması var. Aynı ilacı penisilini 170 litre hacmi olan bir sığıra da veriyorsunuz tek mideli olan köpek ve ata da veriyorsunuz balığa da veriyorsunuz kafesteki kuşa da veriyorsunuz. Hepsinin vücudundaki dağılımı farklı farklı. Bizim branşımızda öğrenciye ders anlatmak oldukça zor. Moleküler düzeyde etki mekanizması olduğu için ilacı anlatmak çok zor. Branşım, Farmakoliji ve Toksikoloji. Tıpta, eczacılıkta. veteriner hekimliğinde ve diş hekimliğinde ortak daldır. Türkçesi ilaç bilimi. Bir de Toksikoloji bölümü var. Benim ana bilim dalım Farmakoloji ve Toksikoloji olduğu için çift profesör gibiyim.

 

MAAŞLARI DÜŞÜK OLDUĞU İÇİN HOCALARDA KÜSKÜNLÜK VAR

 

Branşınız olan bu iki bilim dalı ile ilgili genel bir değerlendirme yapar mısınız?

 

Bu iki bilim dalı ile ilgili genel olarak şu değerlendirmeleri yapabilirim: Hocalar halkla ve sanayi ile fazla ilgili değiller. Hocaların kaliteli zamanları kalmadığı için bilimsel araştırmaya zamanları kalmıyor. Hocalar az maaş aldıklarını ifade ediyor. Profesör maaşları 9-10 bin lira civarında. Bir profesör öğrencisi kadar maaş alıyor. Düşük maaş sebebiyle hocalarda küskünlük var. Yurt dışında Amerika'da örneğin; tüm veterinerler, dekanlar, çiftçi birlikleri, ziraat ve veteriner fakültelerinin dekan ve diğer tüm hocaları, bu konuyla ilgili Tarım Bakanlığının üst düzey bürokratları, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri yılda bir iki defa toplanırlar. Benim ülkemde ne sıkıntı ve sorun varsa o konuları tartışırlar. Ben öğrenciliğimde

şap hastalığı konuşulurdu bugün hâlâ şap hastalığı konuşuluyor. Benim öğrenciliğimdeki hastalıklar bugün hâlâ konuşulmaya devam ediyor. Bunlar için mücadele verilmiyor mu veriliyor. İleri dünya ülkelerinde tüm veteriner fakültesinin hocaları toplanıp sorunlar ne ise onları tespit edip çözümler aranıyor. Bizde danalar doğuyor % 24-26'sı çeşitli hastalıklar sebebiyle ölüyor. Hijyen ve yeterince korunma önlemi olmadığından, babadan ve dededen kalma yöntemlerle hayvancılık yapıldığından dolayı. Köylere gittiğinizde ahıra giriyorsunuz kafanız tavana değiyor. Ahırların küçücük bir penceresi var içeride bütün kış boyunca o hayvanlar orada yaşıyor. O ortamda hayvanın kendine faydası yok ki doğan yavrusuna olsun. Yurt dışında böyle bir olay yok. Buzağı ölümü % 3 ve 4'lerde. Bu ülkemiz için büyük bir kayıp.

 

BİLİNÇLİ HAYVAN YETİŞTİRİLMESİ VE BİLİNÇLİ İLAÇ KULLANILMASI LAZIM

 

Bir veteriner hekim olarak sizce, Türkiye’de tarım ve hayvancılığın daha canlanması ve daha çok gelişmesi için neler yapılmalıdır?

 

Öncelikle Türkiye genelinde bütün çiftçilerin bilinçli hayvan yetiştirme ve bilinçli ilaç kullanması için tüm ziraat ve veteriner fakültelerinin görevlendirilmesi, seferber edilmesi lazım. Hayvan ölümlerine hangi etkenler sebep oluyorsa onunla ilgili ilaç geliştirilmesi ya da hangi ilaçların kullandırılması yönünde sınırlandırılmalar getirilecekse o konuda çiftçilerin bilinçlendirilmesi lazım. Altı ay sonraki toplantıda da ne yaptınız diye devletin sorması lazım. Türkiye'de böyle bir şey yok. Türkiye'de Tarım Bakanımızın da yapabileceği şeyler sınırlı. Yem hammaddesi. Bunu dışarıdan satın alıyoruz. Soyamız Amerika'dan geliyor. Mısırımız Amerika'dan geliyor. Bunlar GDO'lu ürünlür. Doğal olarak dışarıdan gelen yem hammaddesi ile burada yaptığımız yem pahalı oluyor. Çiftçi hayvana vermiş olduğu bir kilo yem parasının karşılığında aldığı sütle tekrar hayvana bir kilo yem alamıyor. Yumurta yetiştiricisi de aynı durumda. Sattığı yumurtaların 30 tanesi 5 ve 6 liraya markette satılıyor. Sattığı yumurta ile tavuklara yem alamıyor.

 

TÜRKİYE’NİN KALKINMASINI İSTİYORSAK YEMİ KENDİMİZ ÜRETMELİYİZ

 

Sayın Hocam, kırmızı et Türkiye’de diğer ülkelere göre niçin daha pahalı satılıyor?

 

Yemi dışarıdan değil yerliğe dönmek durumundayız. Türkiye'nin kalkınmasını istiyorsanız eğer bunu mutlaka yapmalısınız ve bu tür şeylere engel olmalısınız. Ama bunlar çok önceden imza atılmış ve anlaşması imzalanmış şeyler. Dışarıdan canlı hayvan alımını durduracağız dediler, bundan önceki yıllarda bir milyonun üzerinde özellikle Kurban Bayramı öncesinde canlı hayvan geliyordu. Canlı hayvan alımını durdurduk ama şimdi de kasaplık et geliyor çeşitli şekillerde. Bunlar da içerideki hayvancılığı doğal olarak baltalıyor. Yani ne yapıyorsanız buradaki üreticiye yapacaksınız. Gürcistan, Bulgaristan, Romanya, Kosova, Makedonya va diğer Balkan ülkeleri bizden ucuz et satıyor. Süt ürünleri ile ilgili olarak Almanya'da markete giriyorsunuz buradan daha ucuz. Niçin benim ülkemde ucuz değil? Çünkü hayvanları yetiştirmek için yedireceğiniz yemin hammaddeleri dışarıdan alıyoruz. Türk çiftçisini desteklemek ve tarımı ilerletmek gerekiyor. Tarım ve hayvancılık birbiriyle bağlantılı. O şekilde hayvancılığı geliştirmek ve ilerletmek gerekiyor. Süleyman Demirel'in Cumhurbaşkanı iken Mersin limanında Kurban Bayramı dönemlerinde gemilerle diğer ülkelere kurbanlık hayvanlar giderdi. Doğudaki illerden diğer ülkelere kaçak yollardan sürüler giderdi. Türkiye'nin kendine yetenin kat be katı da dışarıya satılırdı. O zaman Süleyman Demirel, "Türkiye kendi gibi sekiz ülkeyi daha hayvancılık yönünden gıda olarak

doyurabilecek potansiyele sahip bulunuyor." diyordu. Hayvancılıkla ilgili konuşulacak çok şey var. En acil olarak yapılması gereken şeylerden birisi şu: Çiftçinin çok iyi desteklenmesi, çok iyi bilinçlendirilmesi, hayvancılıkla ilgili uğraşan meslek gruplarının çiftçi ile çok iyi entegre edilmesi, her köye bir veteriner hekim projesinin hazırlanması gerekir. Mehdi Eker Dönemi'nde bir başladı ama sonra arkası gelmedi. Çiftçiyi, köylüyü, hayvan yetiştiricisini bilinçlendirecek olan veteriner hekimdir. Veteriner hekim bakanlıkta yeterince yok. Veteriner hekim çiftçiye ulaşamıyor. Altında araba yok. Arabanın yakıtını tarım il müdürlükleri koyuyor. Çünkü ziraat mühendisi de veteriner hekim de birlikte çiftçiye ulaşamıyor. Türkiye'deki veteriner hekim sayısı da fazla. Bu da ayrı kanayan bir yara. AB ülkelerindeki toplam veteriner fakültesi sayısından çok daha fazla Türkiye'de veteriner fakültesi var. Ziraat fakültelerini de öyle yaptılar. Bu da meslek erozyonuna sebep oldu. Gençlik boşta kalmasın ve üniversitelerde okusun diye ha bire üniversite ve fakülte açıyoruz. Ama kaliteli üniversite ve kaliteli fakülte olmadığı için iyi meslektaş da yetişmiyor.

 

DOĞAL OLARAK VETERİNER HEKİM HER YERDE ÇALIŞMAK ZORUNDA

 

Madem bu kadar fazla sayıda veteriner fakültesi var, peki mezun olanlar iş bulabiliyor mu?

 

Veteriner fakültelerinden mezun olanların iş alanı geniş. Et satan marketlerde mutlaka veteriner hekim diploması bulundurmak gerekiyor. Bir sürü market var. Veteriner hekimler belediyelerde çalışıyor. Hem sokak hayvanları ile ilgili hem de denetlenen et vs. türü gıda maddelerinin üretildiği yerlerle ilgili olarak. Kesim öncesi hayvanları muayene eden veterinerler kesim sonrası da etleri muayene ediyor. Yem fabrikalarında yemlere katkı maddeleri katılıyor. İlaçlar veteriner fakültesinin bilgisi dâhilinde olduğu için buralarda sorumlu veteriner hekim bulundurmak durumundalar. Bunların haricinde tüm bu entegre firmalarında veteriner çalışmak zorunda. Tüm sığır besisi, kanatlı besisi, yumurtacı, ayrıca her tür besi hayvanı üreten tüm entegre firmaları veteriner hekim bulundurmak durumunda. Bütün et entegre tesisleri veteriner hekim çalıştırmak zorunda. Tarım Bakanlığının araştırma enstitüleri var. Buralarda veteriner hekimleri iş bulur, çalışır, tüm hastalıklara yönelik teşhis ve tedavilerini yapar, aşı üretilecekse aşı üretir, kuduz vs. Veteriner hekimler ilaç firmalarında çalışır. Türkiye'de veteriner hekimliğinde kullanılan ilaç miktarı insan hekimliğinde kullanılan miktardan çok daha fazladır. Bu dünya ölçeğinde de böyledir. Dünyada tüm insanların kullandığı antibiyotik miktarına bakıldığında bunun en az dört katı hayvancılık sektöründe kullanılıyor. Doğal olarak veteriner hekim her yerde olmak zorunda. Bu durum beş altı yıl daha devam eder ve ondan sonra sıkıntı başlar. Veteriner fakülteleri gibi başka fakülteler de gereksiz yere açılıyor. Türkiye'de 100'ün üzerinde hukuk fakültesi var. Bu çok yanlış bir politika. İngiltere'de şu anda 7 veteriner fakültesi var. Hatta fazla diye birini kapattılar. Türkiye'de 32 veteriner fakültesi var. Açılmak için daha yolda bekleyenler de var.

 

 

/////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////

 

KUTU HABER:

...........................

 

PROF. DR. ALİ BİLGİLİ’NİN BİYOGRAFİSİ

 

Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi Farmakoloji vi Toksikoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Bilgili. 08 Ekim 1961 Artvin/Yusufeli doğumlu. İki çocuk babası.

Kazandığı Akademik Dereceler

1- Yüksek Lisans: Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi, 11.07.1986.

2- Doktora: Farmakoloji ve Toksikoloji Anabilim Dalı, Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi, 18.06.1991.

3- Doçent: Farmakoloji ve Toksikoloji Anabilim Dalı, Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi, 06.10.1994.

4- Profesör: Farmakoloji ve Toksikoloji Anabilim Dalı, Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi, 22.05.2001.

Katıldığı Çalışmalar ve Akademik Yardımlar

Yurt Dışı: 1- Hannover Veteriner Yüksek Okulu’nda Farmakoloji ve Toksikoloji Enstitüsü’nde Prof. Dr. Hans Jurgen Hapke’nin yanında 01 Mayıs 1993- 01 Temmuz 1993 tarihleri arasında “Yem, Yem Hammaddeleri Gıdalarda Kimyasal Kirleticiler ve Kalıntılarının Analizleri" konusunda yapılan bilimsel çalışmaları izledim ve uygulamalara katıldım.

2-Yakın Doğu Üniversitesi Veteriner Fakültesi, Lefkoşa, Kıbrıs, Veteriner Farmakoloji ve Toksikoloji derslerini vermek üzere 2012-2013 Eğitim-Öğretim yılında.

Yurt İçi: 1-Dicle Üniversitesi Veteriner Fakültesi, Diyarbakır, Veteriner Farmakoloji ve Toksikoloji derslerini vermek üzere 1996-1997 Eğitim-Öğretim yılında (2547 Sayılı Kanun’un 40/a mad.)

2-Kırıkkale Üniversitesi Veteriner Fakültesi, Kırıkkale, Veteriner Farmakoloji ve Toksikoloji derslerini vermek üzere 1999-2000 Eğitim-Öğretim yılında (2547 Sayılı Kanun’un 40/a mad). 3-Kırıkkale Üniversitesi Veteriner Fakültesi, Kırıkkale, Veteriner Farmakoloji ve Toksikoloji derslerini vermek üzere 2000-2001 Eğitim-Öğretim yılında (2547 Sayılı Kanun’un 40/a mad).

Dernek, Vakıf, Meslek Kuruluşları Üyelikleri:

1- Veteriner Hekimler Derneği.

2- Türk Veteriner Hekimleri Birliği Ankara Bölgesi Veteriner Hekimler Odası.

3- Türk Veteriner Hekimleri Birliği Vakfı.

4- Türkiye Halk Sağlığı Kurumu.

5- Türk Toksikoloji Derneği.

6- Veteriner Tavukçuluk Derneği.

7- Veteriner Farmakoloji ve Toksikoloji Derneği.

8- Federation of European Toxicologists and European Societies of Toxicology (Eurotox).

9- Tarımsal Kalkınma Vakfı.

10- Sağlıklı Gıda Vakfı.

11- Probiyotik- Prebiyotik Derneği.

12- Ankara Yusufeli Kültür, Turizm ve Dayanışma Derneği.

13- Artvin Bilim Derneği.

Dernek, Vakıf, Meslek Kuruluş Yöneticilikleri:

1-Türk Toksikoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyeliği ve Saymanlığı, 20.09.1993’den itibaren 2 dönem ve 31.07.1997’den itibaren 1 dönem.

2-Sağlıklı Gıda Vakfı Kurucu Üyeliği ve Yönetim Kurulu Üyeliği, 1993’den itibaren 4 dönem.

3- Veteriner Farmakoloji ve Toksikoloji Derneği Kurucu Üyeliği ve Yönetim Kurulu üyeliği 31.07.1997’den itibaren 1 dönem.

4- Veteriner Tavukçuluk Derneği Kurucu Üyeliği ve Yönetim Kurulu Üyeliği 1997’den itibaren 2 dönem.

5-Veteriner Farmakoloji ve Toksikoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyeliği ve II. Başkanlığı, 21.04.1998’den itibaren 1 dönem.

6-Veteriner Farmakoloji ve Toksikoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyeliği ve Genel Sekreterliği 1 dönem.

7-Tarımsal Kalkınma Vakfı Yönetim Kurulu Üyeliği ve II. Başkanlığı, 2005’den itibaren Temmuz 2012’ye kadar 3 dönem.

8-Probiyotik-Prebiyotik Derneği Kurucu Üyeliği, 2009-2010. (23.12.2009’da kuruldu).

9-Ankara Yusufeli Kültür, Turizm ve Dayanışma Derneği Denetleme Kurulu Üyeliği, 25 Nisan 2010’dan itibaren 1 dönem.

Komisyon, Kurul, Komite Üyelikleri:

1-Türkiye Cumhuriyeti (TC) Başbakanlık DPT ve Dünya Bankası işbirliği ile hazırlanan Ulusal Çevre Eylem Planı kapsamında hazırlanan taslağa son şekil verilmesi için oluşturulan Komisyon’a Türk Toksikoloji Derneği adına katılarak katkıda bulundum. 2-3 Temmuz 1997 Ankara.

2- TC Sağlık Bakanlığı'nın Halk Sağlığının korunması amacı ile yapılacak haşere ve vektör mücadelesinde kullanılan insektisit, rodentisit ve mollusisitlerin üretim ve ithal işlemlerini değerlendiren Pestisit Çalışma Komisyonu Üyeliği, 31.07.1997 tarihinden itibaren 2 yıl.

3- TC Başbakanlık DPT Müsteşarlığı 7’nci 5 yıllık kalkınma planı, İlaç Sanayii Komisyonu Veteriner İlaçları Alt-Komisyonu Üyeliği, 03.12.1998.

4-Türk Veteriner Hekimliği Kurultayı Çevre Komisyonu Üyeliği, 1999-2001.

5- TC Başbakanlık DPT Müsteşarlığı 8’nci 5 yıllık kalkınma planı (2001-2005), İlaç Sanayii Komisyonu Veteriner İlaçları Alt-Komisyonu Üyeliği, 23.01.2000.

6-TC Sağlık Bakanlığı ve Avrupa Birliği Ulusal Toksisite, Ekotoksisite ve Çevre Bilimsel Komitesi Üyeliği, 2001-2003.

7- TC Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Türkiye Jokey Klübü Komiserler Kurulu Yarış Komiser Yardımcılığı ve Yarış Komiserliği, 2003-2004 yılları.

8- Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu Araştırıcı Bilgi Sistemi Üyeliği, 2004’den itibaren devam ediyor.

9- TC Başbakanlık DPT Müsteşarlığı 9’uncu kalkınma planı (2007-2013), İlaç Sanayii Komisyonu Veteriner İlaçları Alt-Komisyonu Üyeliği, 22.09.2005.

10- TC Sağlık Bakanlığı’nın Biyoteknoloji ve Biyogüvenlik Sağlık Komisyonu Üyeliği, 27.04.2006 tarihinden itibaren 2 yıl.

11- Polis Akademisi Güvenlik Bilimleri Enstitüsü Yüksek Lisans Programı Yardımcı Öğretim Üyeliği, Eylül 2006’dan 2 yıl.

12- TC Çevre ve Orman Bakanlığı’nın Hayvan Deneyleri Merkezi Etik Kurulu Üyeliği, 29.12.2006 tarihinden itibaren 1 yıl.

Verdiği Dersler:

Lisans

Veteriner Farmakoloji-I ve –II.

Veteriner Toksikoloji (Çevre Bilimi, Toksikolojisi ve Çevre Koruma da dahil)

Lisansüstü

Farmakolojiye giriş ve farmakokinetik.

Bitkisel zehirler ve analizleri.

Pestisitler, halk sağlığı ilaçları ve analizleri.

Mikotoksinler ve analizleri.

Yemlerde bulunan olumsuzluk faktörleri.

Metaller ve diğer inorganik zehirler.

Doping.

Gıdalarda ilaç kalıntıları.

Başıboş hayvanların yakalanması ve ağrısız olarak uyutulması.

Kemoterapötikler (Kemoterapi I ve Kemoterapi II).

Solunum sistemi ilaçları.

Merkezi sinir sistemi ve Otonom sinir sistemi ilaçları.

Kalp damar sistemi ilaçları.

Beslenme farmakolojisi ve gelişmeyi hızlandırıcı ilaçlar.

İlaçların etkileri ve etki şekilleri.

Kromatografik yöntemler ve farmakolojik-toksikolojik analizlere uygulanması.

Uzmanlık Alanları:

1- Veteriner Farmakoloji.

2- Veteriner Toksikoloji.

3- Antibiyotikler, Antelmentikler, İç ve Dış Parazit İlaçları, Kemoterapötikler.

4- İlaç Etkin Maddesi ve İlaç Üretimi.

5- Farmakokinetik ve Toksikokinetik.

6- Çevre Bilimi, Çevre Kirleticileri ve Çevre Toksikolojisi.

7- Pestisitler, Halk Sağlığı İlaçları ve Analizleri.

8- Arılarda İlaç Kullanımı, Ballarda Kalıntı Analizleri.

9- Biyoteknoloji ve Biyogüvenlik.

10- Doping.

11- Yemlerde Bulunan Olumsuzluk Faktörleri.

12- Metaller ve Diğer İnorganik Zehirler.

13- Besin, Su, Toprak ve Hava Kirliliği.

14- Başıboş Hayvanların Yakalanması ve Ağrısız Olarak Uyutulması.

15- Beslenme Farmakolojisi ve Gelişmeyi Hızlandırıcı İlaçlar.

16- İlaçların Etkileri ve Etki Şekilleri.

17- Mikotoksinler ve Analizleri.

18- Kromatografik Yöntemler ve Farmakolojik-Toksikolojik Analizlere Uygulanması.

19- Gıdalarda İlaç ve Diğer Kimyasalların Kalıntıları.

20- Laboratuvar Hayvanlarında İlaç Kullanımı.

Kaynak: Editör:
 
Etiketler: AÜ, Veteriner, Fakültesi’nde, “Nobel”lik, bir, bilim, insanı:, PROF., DR., ALİ, BİLGİLİ,
Haber Videosu
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Bizim Gazete
Alıntı Yazarlar
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Trabzonspor
44
0
3
5
13
21
2
Başakşehir FK
43
0
3
7
12
22
3
Galatasaray
42
0
4
6
12
22
4
Sivasspor
42
0
4
6
12
22
5
Alanyaspor
39
0
5
6
11
22
6
Fenerbahçe
38
0
6
5
11
22
7
Beşiktaş
36
0
8
3
11
22
8
Göztepe
33
0
6
6
9
21
9
Gaziantep FK
30
0
8
6
8
22
10
Çaykur Rizespor
24
0
11
3
7
21
11
Denizlispor
24
0
10
6
6
22
12
Gençlerbirliği
24
0
10
6
6
22
13
Yeni Malatyaspor
24
0
9
6
6
21
14
Antalyaspor
22
0
10
7
5
22
15
Konyaspor
20
0
10
8
4
22
16
MKE Ankaragücü
20
0
10
8
4
22
17
Kasımpaşa
16
0
14
4
4
22
18
Kayserispor
15
0
13
6
3
22
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Haber Yazılımı