BİR BELEDİYEMİZİN ÖRNEK ÇALIŞMASI

Tarihçi - Yazar Hatice Uzer'in kaleminden bir belediyemizin örnek çalışması

BİR BELEDİYEMİZİN ÖRNEK ÇALIŞMASI
Haber albümü için resme tıklayın

Ülkemizde toplam 1390 adet büyüklü küçüklü belediye mevuttur. Bu belediyeler her alanda işbirliği, dayanışma ve istişare içerisinde olursa bu durum ülkemiz ve halkımız yararına olur. Fikir ve icraatlarda tüm tecrübelerden yararlanılmış olur. İl olmayı çoktan hak eden İnegöl ilçemiz Bursa’ya çok yakın olması il olmasına mani olmuştur. Kahramanlar yatağı, âlimler diyarı İnegöl Belediyesi tüm birimleri ile özellikle müze faaliyetleriyle çok güzel bir örnek teşkil etmektedir. Bu nedenle aşağıda okuyacağınız güzel ve örnek çalışmayı sizler paylaşmak istedik.

Belediye Başkanı Alper Taban, Burada Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğünün bu örnek çalışmasını sitayişle her tarafa duyurmanın faydalı olacağını düşündük. Müze müdürü Serkan Sevinç ve müze görevlisi tarihçi Hatice Uzer ile birlikte bu projede emeği olan herkese teşekkür diyoruz. Şimdi sizleri Gazi Üniversitesi Tarih Bölümü mezunu, İnegöl Müslim nüfus defterleri üzerinde Uludağ Üniversitesinde yüksek lisans tezini tamamlayan Tarihçi – Yazar Hatice Uzer’in kaleminden bu güzel projenin uygulanmasını sizlerin beğenisine sunacağız.

İNEGÖL BELEDİYESİ KIRSAL SAHA ÇALIŞMALARI

İnegöl, tarihi süreç boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış, kuruluştan kurtuluşa şahitlik etmiş kadim bir şehirdir. Osmanlı’nın beylikten devletleşme sürecine geçişinde önemli bir basamak taşı görevi görmüştür. Zira Bursa’yı fetih etme arzusu ile dolu olan Osman Bey’in önce İnegöl topraklarından geçmesi gerekirdi. Bunun için öncelikli stratejik hedefi İnegöl tekfurlukları tehditlerini ortadan kaldırmak olmuştur.

Kuruluşta alperen, gazi ve dervişlerin yiğitlikleri ve gaza ruhlarıyla vatan mayası çalınan İnegöl, kurtuluşta da Yunan işgaline karşı kahramanca bir direniş göstermiştir.

Osmanlı tohumunun filizlendiği bu toprakların canlı bir şahidi olarak “buradayım” diyenler tarafından yönetilmiştir. Haleflerinden aldığı bu bayrağı aynı şuur doğrultusunda daha da ileriye taşıyabilme azmiyle çalışan, şehir için de tüm imkânları seferber eden İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban’ın istekleri doğrultusunda İnegöl Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü bünyesinde Kırsal Saha Araştırma ekibi oluşturulmuştur. Alanında uzman Tarihçi, Arkeolog, Sanat Tarihçi, Folklor ve Sanat eğitmelerinden oluşan bu ekip İnegöl’ün 95 kırsal mahallesinde saha çalışmalarına başlamıştır. Bu çalışma ile İnegöl’ün kırsal mahallelerinin tarihi ve kültürü, kültürel varlıkları, gastronomisi, doğal varlıkları, şehit ve gazileri kayıt altına alınarak, somut olmayan bu mirasın gelecek nesillere aktarılmasına vesile olacaktır.

Saha çalışmalarının bir diğer boyutu ise İnegöl Belediyesi ile akademisyenlerin ortaklaşa yürüttüğü doğa tarihi saha çalışmasıdır. Bu projeyi 4 farklı üniversiteden 5 akademisyen uzman olarak yürütmektedir. Denizli Pamukkale Üniversitesi’nden Prof. Dr. M. Cihat Alçiçek (Jeolog), Ege Üniversitesi’nden Dr. Serdar Meyda (Zoolog), Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi’nden Dr. Alper Yener Yavuz (Antropolog) ve Dr. Betül Fındık (Arkeolog) ve Çorum Hitit Üniversitesi’nden Araştırma Görevlisi Erhan Tarhan (Antropolog) ekibin akademik uzman kadrosunu oluşturmaktadır. İnceledikleri bölgede fay hattı incelemesi ve ileride açılması planlanan doğa tarihi müzesi için de materyal oluşturacak fosil incelemelerini yapmaktadırlar. İnegöl Belediyesi Kent Müzesi bünyesindeki uzman personeli ile bu çalışmalara katılmakta, araştırmalar için gerekli her türlü yardım ve desteği sağlamaktadır.

İNEGÖL’ÜN ZENGİNLİĞİ; KÖYLERİ

2012’de çıkarılan Büyükşehir Yasası ile köyler mahalleye dönüştürülmüştür. İnegöl’ün 92 köyü de bu yasa doğrultusunda mahalle statüsüne geçmiştir. Her ne kadar adı artık köy değil mahalle olsa da buralarda yaşatılan gelenek ve görenekler ile kendi kimliklerini yansıtmaya devam etmektedir. Nesilden nesile aktarılan gelenek ve görenekler, içinde bulunduğu çağın enstrümanlarını kullanarak yeni nesilde adaptasyonu sağlamaktadır. Bazı kültürler adaptasyonu sağlayarak devam edebilirken bazı kültürler ise nesillere aktarılamadan unutulmaktadır. Kırsal saha çalışması ile bu kültürlerin unutulmaması adına söz uçar yazı kalır diyerek en sonda bu çalışmanın kitaplaşması ile geniş kapsamlı bir inceleme neticesinde araştırmacılar için değerli bir kaynak ortaya çıkmış olacaktır.

Nüfus doğası gereği dinamik bir yapıdır. Sürekli değişmekte ve dönüşmektedir. Bizim çalışmamız sona erdiğinde bu çalışmaların noktası değil virgülü konmuş olacaktır. Değişen ve dönüşen dünya ile gelen her nesilde kendi çağının eseri olacaktır. Bu yüzden bu dinamik dokuyu her daim takip etmek araştırmacıların birer ödevi olacaktır.

KIRSAL SAHA ÇALIŞMALARINDAN YANSIMALAR

2021 Baharında başladığımız saha çalışmamız pandemi yasaklarından dolayı zaman zaman kesintiye uğramıştır. Özellikle yaşlı kesim ile görüşmek istememiz ve bu kesimin risk grubunda yer alması çalışmamızı yavaşlatan bir durum olmuştur. Bunun yanı sıra vakaların bazı dönemlerde artması köy halkının da tedirgin olmasına neden olmuştur. Hem yaşlı kesimi hem de köy halkının diğer fertlerini riske atmamak için pandemi tedbirleri çerçevesinde çalışmamızı yürütmeye çalıştık. Ama bu durumda bile köy halkının köylerini en iyi şekilde anlatmak ve yansıtmak adına göstermiş olduğu özveri takdire şayandır.

Yerel tarih kapsamına giren bu araştırmada ekibimizin alanında uzman kişilerden oluşmasının yanı sıra bir diğer önemli husus ise modern arşivciliğin

enstrümanlarından olan teknolojinin nimetlerinden de faydalanıyor olmamızdır. Ses kayıt cihazları, fotoğraf makinesi ve video kameralar ile alınan kayıtlar çalışmanın kapsamını genişleterek zenginlik kazandırmaktadır. Adeta bir belgesel havasında geçen bu çekimler ile çalışmamıza profesyonel niteliği kazandırmaktadır. Alınan kayıtlar ile köylerimizden geleceğe yansıyacak izler bırakılmaktadır.

Muhabbet erbabı köy insanlarımız ile diyalog kurmak arada oluşan güven bağı ile oldukça kolaydır.

Bizlere naklettikleri her bilginin arkasında ise Anadolu irfanı denilen şeyi görmek mümkündür. Metropol keşmekeşliğinde unutulduğu için yakındığımız bazı hassasiyetlerin buralarda en saf ve temiz haliyle hala devam ettiğini görmek mümkündür. Bu noktada özellikle tanık olduğumuz bir durumu aktarmak isterim sizlere:

Çalışmamızın ilk ayağı olan Bilalköy Mahallesinde mahalle konağında amcalarımız ve teyzelerimiz ile yaptığımız görüşmede 78 yaşındaki Bedriye adında tatlı mı tatlı bir teyzemiz vardı. Kendisi tam bir hanımefendiydi. Ağa kızıymış da evvelden. Hafızası bizler için hazineydi. Anlatımı sırasında ara ara “Sabri Abim daha iyi bilir o anlatsın” veyahut anlattığı şeyin doğruluğundan emin değilmiş de onaylatmak istercesine “öyle miydi Sabri abi” diyerek onlara karşı saygısızlık yapmak istemeyen bir mahcubiyet hali vardı. Köyde söylenen türküleri ve oynanan oyunları da hatırlayan Bedriye teyzemiz türkü sözlerini karışık bu ortam içerisinde melodisiyle birlikte söylemeye utanarak ayıp dedi. Türküde oynana oyunun nasıl olduğunu da göstermedi. Burada görev ekipteki bayan arkadaşlara düştü. Bedriye teyzemizi kalbini mutmain tutup ikna ederek birlikte farklı bir odaya geçtik. Burada bize türküleri ve manileri melodileri ile söyledi, türküde oynanan oyunun nasıl olduğunu da gösterdi. Büyüklerini yanındaki çekinmesi burada kalmamış, bildiği her şeyi de anlatmaya başlamıştı. Efsaneler, hikâyeler ne biliyorsa hepsini anlattı. Hatta daha var diye heyecanlı bir eda ile ekledi. Kaybetmek istemediğimiz hazine buydu işte. Kibar, saygılı, usul ve erkân bilen bir Anadolu kadını. Bedriye teyzemizden aldığımız bir türküyü Türk Halk Müziği seslendirmeni ve eğitmeni olan Rıdvan Sayın hocamız notalandırarak seslendirdi. Yakın zamanda da Bilalköy Mahallesinde çekilen klibi ile türkü yayınlanacaktır.

Proje çalışması kapsamında başladığımız kırsal mahalle ziyaretlerimize Şubat ayında başladık. Zaman zaman olumsuz hava koşulları dolayısıyla çalışmamız kesintilere uğrasa da Mart ayında başlayan tam kapanma sürecine kadar 11 kırsal mahalle ziyaretini gerçekleştirmiş bulunuyoruz. Bu ziyaretler içinde Osmanlı Devleti’nin kuruluşunda büyük öneme sahip Kulaca mahallesini de ziyaret edebildik. Belirlediğimiz güzergâhlar ise rast gele değil, birbiri ile ilişkili güzergâhlardır. Aralarındaki tarihsel bağı ziyaretlerimiz esnasında teyit etme şansımız da oldu. Bu noktada Kulaca mahallesinde en çok üzerinde durulan konu da Osman Bey’in burayı fethettiğindeki Kalenin varlığı oldu. Buradaki ziyaretimizde köy insanının yüzyıllar boyu anlatıla gelen fetih hikâyesi hala ilk

günkü gibi tazeliğini korumaktadır. Köyün önde gelen kişilerinden ve Kulaca Salça Kooperatifi kurucularından biri olan Ahmet Uğur (76 yaşında) köyün Osmanlı’nın buradaki kaleyi fethi ile başlayan Türk tarihindeki tarihsel sürecini ve buranın önemini tüm dirliği ile bizlere anlattı. Son dönemde tarihi dizler ile ilgi çeken Kulaca

adı bu sayede araştırmacılarında dikkatini çekmiş olduğunu gördük. Ama bunlar olmadan yıllar evvel tarihçilerin kutbu olan Halil İnalcık Hoca Osmanlı’nın kurulduğu bu topraklara gelerek belki de herkesten evvel Kulaca Kalesi’nin izinin peşine düşmüştü. Halil İnalcık da tarihi vakaların belgelerin yanında gerçekleştiği topraklarda izini sürmenin önemini her defasında vurgulamıştır. Onun başlattığı yoldan giden bizler de hala yeni şeylerin keşfedilebildiğini yerinde tecrübe etmiş olduk.

Birçok müzede olduğu gibi bizlerde Kent Müzemizde sergilemiş olduğumuz İnegöl’e ait yerel kıyafetlerin günümüzde giyilmediğini sanmaktaydık. Ta ki Maden Mahallesine gidene dek. Maden Mahallesi sakinleri bizlere kendi gelenek ve göreneklerini öyle güzel yansıttılar ki hayran kalmamak mümkün değildi. Yaşatmaya çalıştıkları kültürleri sadece İnegöl özelinde olmayıp belki de Türk kültür ve geleneği içerisinde de o eski formunu koruyan nadir yerlerimizdendir. Düğün-derneklerde giydikleri kıyafetlerin kumaş türlerinden biçimlerine, başlarına taktıkları yemenilere kadar halâ o eski formu muhafaza etmektedirler. Anadolu’nun eski adetlerinden biri olan çeyiz asma geleneği birçok şehrimizde yapılmamaktadır. Yapılsa bile danteller, oyalar, işlemeler, kanaviçeler kapılara ve duvarlara sergilenmek maksadıyla asılmamaktadır. Maden Mahallesi çeyiz asma geleneğini gelinin kendi elleri ile işlediği oyaları, tel kırma işlemelerini yatak odasının duvarına asmış oldukları beyaz bir kumaşın üstüne tek tek dikerek asmakta ve düğün merasimi bittikten sonra bir süre daha bunları tebrik için gelecek misafirlerine sergilemektedirler. Günümüz gençlerinin gereksiz olarak gördükleri cemiyetlerimizdeki bu gibi adetler, bu köy ahalisindeki gibiler sayesinde gelecek nesillerimize kültürümüzden bazı izleri somut olarak gösterebilme şansını vermektedir. Aklımızdan teyzelerimizin düğünlerde giymiş olduğu rengârenk şalvar takımları da çıkmış değil… İstedik, elbet bir gün onları bize verecekler.

Gezmiş olduğumuz köylerdeki zenginlikleri tek tek anlatmaya kalksak her köyden bir kitap çıkacağı muhakkak. Kaldı ki bazı köylerimizde oradan yetişmiş ve köyündeki potansiyelin farkında olan, değerlerinin kaybolmasına gönlü el vermediği ve buranın potansiyelini daha fazla kişiye duyurabilmek için köyünün kitabını yazan kişiler de vardır. Kırsal mahallelerimiz hakkında genel bir bilgi verecek olursak şunları söylemek mümkündür; İnegöl toprakları tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapan eski bir yerleşim yeridir. Tarihi İpek Yolu’nun geçiş güzergâhı da burada bulunmaktadır. Bundan hareketle bile İnegöl’ün tarih boyunca neden önemli bir şehir olduğunu ve halâda bunu devam ettirdiğini anlamak mümkündür. Osmanlı’nın kuruluş saç ayaklarından birini

oluşturan İnegöl, Osmanlıdan Cumhuriyete büyük ve zengin bir Türk-İslam toprağı olmuştur.

Kültürel varlıkların tespitinde de Roma, Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi eserlerinin varlığı bu bilgileri güçlendirmiştir. Kültürel varlıklar arasında hamamlar, mezarlar, evler, okullar, çeşme ve camilere yansıyan mimari ve işlemeler yöre insanının sanat ve estetik bilgilerini anlatır. Yapmış oldukları evlerde kullandıkları malzemeler yöre coğrafyasını bizlere anlatırken mimaride kullandıkları teknik de etkisinde kaldıkları kültürün izlerini anlatır. Sanat Tarihi ve arkeoloji alanına giren bu gibi varlıklardan ait oldukları dönemi ve tarihini sadece onlara bakarak bir kitap gibi okumak muhteşem bir duygu. Cismî varlıkları ile bizlere ben buyum demekle kalmayıp filmden bir sahnenin flasback sahnesi gibi sizi o döneme götürüyor. Bir devrin ve medeniyetin hafızası olan kültürel varlıkların korunması ve ihya edilmesi işte bu yüzden çok önemlidir. “Ben buradayım. Vardım ve halâ varım”.

Ben buradayım olmaya da devam edeceğim dememizin en büyük kahramanları da aziz şehitlerimiz ve gazilerimizdir. Bu çalışmamızın belki de güzel olmakla beraber acı olan bir yanı da budur. Milli Savunma Bakanlığı’nın resmi verilerinden aldığımız Osmanlı’dan Cumhuriyet dönemine kadar olan tüm şehitlerimizin kayıtları Kent Müzesi Arşivinde bulunmaktadır. Gittiğimiz köylerde o köye kayıtlı şehitlerin bilgilerini yanımıza alıyoruz. Hayatta olan akrabaları ile iletişime geçerek ardında bırakmış oldukları hikâyelerin manevi değerini kayda geçiyoruz. Bir isim olmalarının ötesine geçmesini isteğimiz, bunun için ayrı bir çalışma içerisinde olduğumuz şehit ve gazilerimiz hakkında çok değerli bilgilere ulaşıyoruz. Fotoğraf, belge vs. onlara ait birçok materyali Müzemizin dijital arşivine ve sergilemek için sergi alanlarına koyuyoruz.

Çalışmamızın bir diğer ayağını ise mutfak kültürümüz oluşturmaktadır. İnegöl Belediyesi 2020 yılında yerel lezzetlerin yaşatılması adına İNESMEK Mutfağını hayata geçirdi. İnesmek bünyesinde saha çalışmasına katılan uzman kişiler yerel lezzetleri kayıt altına almaktadırlar. Nesillere aktarılarak günümüze kadar gelmiş olan eşsiz yerel lezzetleri kendi mutfağımızda yaparak şehir halkına ve dışarıdan gelen misafirlerimize bu lezzetleri sunmaktadırlar. Çalışma sonunda kayıt altına alınan bu yerel lezzetler ayrıca yemek kitabı olarak basılarak İnegöl’ün yerel lezzetleri unutulmamak üzere birçok kişinin mutfağında dumanını tüttürecektir.

TESBİT EDİLEN MADDİ VE MANEVİ KÜLTÜR ÖĞELERİMİZ

Anadolu’nun bereketli toprakları insanlarına sadece maddi bereketini sunmamıştır. Medeniyetlerin beşiği olan bu topraklar insanının ruhunu da doyurmaktadır. İnegöl de bulunduğu coğrafya açısından bu bereketten nasiplenmiştir. Tarihe damgasını vurmuş medeniyetlerin tümünün izlerini bu topraklarda görebiliyoruz. Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı…

Roma - Bizans dönemlerinden günümüze ulaşan ve tespit edilen kültürel varlıklar Bursa Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir. Bunların içerisinde çeşmeler, mezar taşları, tavan süslemeleri, kandiller, ekmek damgası vb. çeşitli materyaller bulunmaktadır.

Osmanlı’dan günümüze ulaşmış olan kültürel varlıklar ise külliye, cami, medrese, türbe, mezar taşları, han, hamam, bedesten, imarethane, çeşme, minare, değirmen vb.dir. Osmanlı döneminden kalmış olan kültürel varlıklar daha çok yerinde sergilenmesi gereken cami, mezar taşı, el yazmaları gibi varlıklar olduğu için kendi bölgelerinde bakım ve onarımları yapılarak ziyarete hazır haldedir.

Maddi kültürün mayasını oluşturan manevi kültür öğelerimiz de maddi kültürel varlıklarımız kadar özgün ve değerlidir. Maddi unsurların yorumlanması manevi kültürümüz ile olabilir ancak. Kuruluş toprağı İnegöl’ün manevi hamuru da Alperen ve Dervişler ile karılmıştır. Baykoca, Turgutalp, Babasultan (Geyikli Baba), Kâsım Efendi ve İshak Paşa gibi manevi önderler bu toprakların vatan olmasındaki manevi şahsiyetlerdir.

Bizans tekfurluğundan alınarak İslamlaşan bu topraklarda şehrin mimarisi ve silüeti de ona göre şekillenmeye başlamıştır. Yeni yerleşim alanları kurulmuştur. Bu yerleşim alanları artık Türk İslam şehirleri olmuştur. Kuruluşta inşa edilen bu mimari öğelerde Osmanlı’nın ilk dönemdeki sadelik özellikleri görülmektedir.

“Orta Çağ’dan Günümüze İnegöl ve Çevresi” Yüzey Araştırması

“ ORTA ÇAĞ’DAN GÜNÜMÜZE İNEGÖL VE ÇEVRSİ” YÜZEY ARAŞTIRMASI

Selçuk Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Çetinaslan, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın izin ve onayıyla İnegöl’ün tarihini gün yüzüne çıkarmak için öğrencileri ve Kent Müzesindeki uzmanlar ile kurduğu ekiple 2020 yılında çalışmalara başladı. İnegöl Belediyesi’nin de desteklediği bu çalışmayla “Orta Çağ’dan Günümüze İnegöl ve Çevresi” konulu yüzey araştırması yapılacaktır. 2020 yılında başlayıp üç yıl sürmesi planlanan bu çalışmayla İnegöl ve çevresindeki kültür varlıkları tespit edilerek kayıt altına alınmaktadır.

İki yıl süresince İnegöl kırsal mahallelerinin neredeyse tamamına yakını gezilerek buradaki kültürel varlıkların inceleme ve tespitleri yapılmıştır. Bazı kırsal mahallelerde herhangi bir kültürel varlık tespit edilemezken çoğu kırsal mahallede tespit edilebilmiştir. Bu mahallelerde tespit edilen yapı ve yapı kalıntıları fotoğraflanarak kayıt altına alınmış, rölöveleri alınarak bilgisayar ortamında çizimleri yapılmıştır. Yerel halktan tespiti yapılan söz konusu

yapılarla alakalı bilgiler toplanmıştır. Bazı yapılarla ilgili Kent Müzesi Arşivi’nde de bulunan Osmanlı dönemi arşiv kaynaklardan da yararlanılmıştır.

Yüzey araştırmasının ilk ayağına Osmanlı’nın filizlendiği yer olan Kulaca mahallesinden başlanmıştır. Kulaca bölgesinde Osmanlı’nın ilk fethettiği kale olan Kulacahisar Kalesi’nin yeri tespit edilmesi amaçlanmıştır.

Uludağ’ın eteklerinde İnegöl ilçesine bağlı bulunan kırsal mahalleler arasında olan Esenköy Mahallesinde Kızlar Sarayı adıyla anılan ve bu çevrede günümüze kadar gelmiş olan kalenin kalıntıları tespit edilmiştir. Roma İmparatorluğu’nda Hıristiyanlığın resmi din olarak kabul edilmesinden sonra Uludağ’da keşişlerin yaşadığı ilk manastırlar kurulmaya başlanmıştır. Bundan dolayı da Osmanlı Bursa’yı fethettiğinde Türkler bu dağa “Keşiş Dağı” adını vermiştir. Günümüzde bile hala halk arasında Keşiş dağı dendiği zaman nerenin olduğu anlaşılmaktadır. İşte bu keşişlerinde Esenköy Mahallesi dağlarındaki yapı kalıntılarından münzevi bir hayat yaşadıkları düşünülebilir.

Kırsal mahallelerin birçoğunda Osmanlı dönemi mezar taşları da tespit edilmiştir. Bu topraklardaki varlığımızın en önemli kanıtlarından birisidir mezar taşları. Atalarımızdan bize kalan tapulardır. Mustafa Hocamızın da uzmanlık alanı Osmanlı mezar taşları olması avantajı ile İnegöl’de farklı birçok mezar taşı tespit edilmiştir.

Tespiti yapılan yapılar arasında hemen hemen her köyde bulunan hamamlar yer almaktadır. Hamam Türkler arasında temizlik ihtiyacının giderilmesinin ötesinde kültürel anlamda önemli bir yere sahiptir. Farklı anlamların ihtiva ettiği bu hamam kültürünün Cumhuriyet dönemine devam ettiğini o yörenin halkından yapıyla alakalı bilgiler aldığımızda görmekteyiz. Bazılarının ise restorasyonu ile tekrar ayağa kaldırılabilir olması çok önemlidir. Bu ihtimalin bile olması bizleri çalışmalarımızın neticesinin güzel sonuçlanacağını düşündürmüştür.

Bu çalışma ile hocamız İnegöl’ün tarihi zenginliğine ışık tutmakla birlikte kendisi de bir İnegöllü olmasından dolayı bu şehirde yaşayanların şehre aidiyet hissetmesini ve bağlarının kuvvetlenmesini amaçlamaktadır.

Netice olarak bakıldığında İnegöl tarihi, kültürü ve ekonomisi ile zengin bir şehirdir. İlçe olan bu şehir Türkiye paydaşında yeri doldurulamayacak bir konumdadır. Başta Belediye Başkanımız Sayın Alper Taban beyefendi olmak üzere İnegöl sevdalıları İnegöl’ün her geçen gün daha iyi olması için canla başla çalışmaktadır. Yol uzun ve çetin, bu yola bir taş koyanlar

ile yol daha da zenginleşerek kolaylaşır. Derdimiz bir bizim; tarihten aldığımız güç ile daha güzel yarınları gelecek nesillere miras bırakmak. İyi ve güzel yollar açarak bu yolda yolcular yetiştirmek. Tarihimizin gizli hazinesi, manevi değeri, kültürel mirasımıza sahip çıkarak ayakta tuttuğumuz bu şehrin daha fazla kök salıp sağlam temellere oturmasını sağlamak.

Şehrimiz için bu değerlerde çalışan başta bu şehrin sakinleri olmak üzere ardından yöneticileri ve araştırmacılarımız bizler için çok kıymetlidir.

En kalbi selamlarımızı onlara iletiyoruz.

***

Biz de Yeni Ufuk Gazetesi olarak Hatice Uzer Hanımefendiye teşekkürlerimizi sunuyoruz

Yazarımız Hatice Uzer

#

30 Oca 2022 - 18:22 - Dünya


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Ufuk Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Ufuk Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Ufuk Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Ufuk Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.