AŞİRETTEN DEVLETE GİDEN GÖÇ YOLU

Gazetemiz Orta Sayfa yazısını sizlerle buluşturuyoruz

AŞİRETTEN DEVLETE GİDEN GÖÇ YOLU
AŞİRETTEN DEVLETE GİDEN GÖÇ YOLU
Haber albümü için resme tıklayın

AŞİRTTEN DEVLETE GİDEN GÖÇ YOLU

SÖĞÜT – DOMANİÇ

Burada Söğüt’ten Domaniç’e, Domaniç’ten Söğüt’e yazlık ve kışlık ikamet ve hayatiyeti sürdürmek için Kayı’ların yaptıkları göçleri ve alternatifli göç yollarını mevzu edeceğiz. Ancak kesinlikle şunu ifade etmek lazım ki; Orta Asya’da M.Ö ve M.S. yaşayan Türk boylarının da yazlık ve kışlak kullandıkları yazıtlardan ( Ahmet Taşağıl) anlaşılmaktadır. Osmanlılar bölgedeki siyasi mücadelede yer alan, Moğollara direnen bir siyasi teşekkülün parçasıydılar ve bu özellikleriyle basit çobanlar değildiler.

Şeyh Edebali Üniversitesi Akademisyenleri Prof. Dr. Nurfettin KAHRAMAN, Doç. Dr. Refik ARIKAN ( kendisi Domaniçlidir ve bahsi geçen coğrafya ile iç içe büyümüştür.) Ayrıca bu kıymetli hocalarımızın talebesi olan doktora öğrencisi Mehmet Can ÇETİN ( Bu gencimiz de Dodurga Boyuna mensup, Koca Dodurgalı olup mevzu ettiğimiz coğrafyanın aşinasıdır.) Bizimde merakımızda dolayı Osmanlının kuruluş bölgelerini, fethedilen kaleleri ve yerleri, yazlık ve kışlakları ve göç yollarının defalarca dolaşmışlığımız vardır. Bu kıymetli bilim adamlarımızın bana tuttukları ışık doğrultusunda Kayı’nın kışlakdan yazlığa göç yolları hakkında tarihi küçük bir bilgi olarak siz YENİ UFUK GAZETESİ OKURLARINA sunmaktır muradımız.

Bu arada Dodurgalılar Dernek başkanı Mustafa KÜPLÜ ve Dodurga Belediye Başkanı Selim Tuna’nın geleneksel yayla yürüyüşü organize ederek 22 km si yaya olmak üzere uzun bir yürüyüş bizim için önemli bir araştırma fırsatı olmuştur. Bizler Söğüt – Domaniç arasında 85-90 km olan yollarını vasıta ile defalarca kat etmiş durumdayız.

Göç Yolunu kafileler halinde bir yürüyüş yolu haline gelmesini, gerek mülki idaremiz, akademisyenlerimiz ve Orman Genel Müdürlüğü, Odun Dışı Ürün ve Hizmetler Daire Başkanlığı gerekli çalışmaları yapmaktadırlar. Söz konusu daire başkanımız Özgür Balcı’yı makamında ziyaret ederek; Kütahya Orman Bölge Müdürlüğünün Domaniç hudutları içerisinde çalışmaların tamamlandığının, Bozüyük ve Söğüt hudutlarındaki göç yolunun bağlı olması hesabıyla Bursa Orman Bölge Müdürlüğü tarafından 2022 yılında tamamlanacağını ifade ettiler. Bilecik Valilimizin kendilerine düşen işleri severek

yapacaklarına inancımız tamdır. Zaten geçen sene Orman Genel Müdür Yardımcıları ve Domaniç halkının katılımları ile kısmi açılış yaptıklarını biliyoruz.

Domaniç’in Çarşamba köyünde başlayıp aşağıda belirteceğimiz güzergâhlarda ne olacak. Bir haftalık yürüyüş menzilleri de dikkate alınarak; Konaklamalardaki tüm ihtiyaçları yani tuvalet, kamp çadır kurma yerleri, çeşme, mescit ve yangına mahal vermeyecek ocak kurma mahallerinin yapılması zorunludur. Yollar ormanlardan geçtiği için, ormanların mülkiyetide Orman Genel Müdürlüğünde olduğu için milli ve tarihi manada ehemmiyet verdiğimiz bu işte başrol, Orman Genel Müdürlüğü, Odun Dışı Ürün ve Hizmetler Daire Başkanlığına düşmektedir. Bütün bunlar tabiî ki Orman Bakanlığımızın himmetiyle olacaktır.

Osmanlının kuruluş coğrafyasında önemli dört anma programları yapılmaktadır. Mana itibariyle bütünlük arz eden bu kutlamalar tarih itibariye bütünlük arz etmemektedir. Esasen bu meselenin de halli zorunludur.

1 - Ankara- Beypazarı- Hırkatepe Köyünde Ertuğrul Gazi’nin babası Gündüz Bey için Haziranın ilk haftasında anma törenleri yapılmaktadır. Bu zamanlamasının tarihsel bir özelliği yokmuş. Bir de Eylül’lün ilk haftasında festival yapılmaktadır.Okulların açılış haftası olduğu için bur tarih tercih edilmekte imiş.( Ayrıca Ertuğrul Gazi’nin babası Gündüz Bey veya Süleyman Şah’mıdır artık net bir şekilde açıklığa kavuşması gerekmektedir.)

2- Eylül’ün ilk haftasında Domaniç’te Hayme Ana anılmaktadır.

3- Yine Eylül’lün ilk haftasında Abdullah Gazi Mihal anılmaktadır.

4- Eylül’ün ikinci haftası ise Söğüt’te Ertuğrul Gazi anılmaktadır.

Görüldüğü üzere Osmanlının kuruluş dönemiyle ilgili önemli üç şahsiyetin anma günlerinin üçü de eylül’lün ilk haftası yapılmaktadır. Üç program da tarih itibariyle aynı günde yapılması aynı ülkede ve aynı devletin kontrolünde olmasına rağmen çakışmasını hiyerarşik ve milli açıdan bize göre mantıklı gelmemektedir. Yönetimce bütünlük açısında düzenlemeye muhtaç bir durumdur.

BAŞLICA KULLANILAN YAYLALAR:

Uludağın uzantısında olan Domaniç Dağı, Uzun Yayla, Ermeni Beli, Camili Yayla, Çiçekli Yayla, Kızılsaray Yaylası, Ahı Dağı Yaylası, Kömürsu, Koca Yayla, Acısu, Dere Çarşamba Yaylası,

İLK YERLEŞİLEN KÖYLER.

Yaylalara göçler devam ederken, tarım yapılabilecek ve kışlak olarak da kullanmaya müsait yerlere zaman içinde yerleşmelerin başlaması ile bu gün varlığı devam eden köyler kurulmaya başlamıştır. Örnek verecek olursak Hayme Ananın kabrinin bulunduğu Çarşamba Köyünün rakımı 794 iken Söğüt’ün rakımı 700 dür. Arada farzla bir fark yoktur. Domaniç, Bozüyük, Pazaryeri bölgelerinde göçler esnasında yerleşimi başlayan tespit edebildiğimiz köyler: Çarşamba, Çukurca, Kozluca, Pesemit, Çokköy, Akyar, Kıran, Mezarlık, Domurköy, Bakraz, Kayı, Tekkeköy, Kınık, Alpagut, Gökçesu, Gölcük, Akbıyık, Arkıtça, Kendirli, Akbıyık, Avdan…( Hem Domaniç ve hem de Pazaryeri ilçesinin Fıranlar köyleri vardır. İsim benzerliği sebebi tarafımızca bilinmemektedir. Ayrıca; Pazaryeri Fıranlar köyünün batısında, Çamyayla ( Alınca ) köyünden itibaren derenin ovaya kavuşan bölümü Kayı deresi olarak anılmaktadır. Aynı mevkide; Kayı evleri, Kayı Mezarlığı, Kayı hendeği, Han yeri isimleri ile çok eskiden beri anılan mevkiler vardır. Bu konu tarihçilerimizin ilgi ve alakalarını belemektedir.)

GÖÇERLİK

Göçerler ayrı ayrı yayla ve kışlaklarda yaşarlar ihtiyaçları kadar ziraatla uğraşırlar, asıl geçimlerini hayvancılıktan karşılarlardı. Alışkanlıkla bahsettiğimiz Söğüt- Domaniç arasında toplu gittikleri anlaşılmamalıdır. Bu iki yer arasındaki değişik yaylalara konarlar ve zaman ve bu gün hala var olan köyleri oluştururlardı. Kısacası göçerler tarafından tüm yaylalar kullanılmıştır. Tabiki kışlak ve yaylak denince ana tema olarak Söğüt ve Domaniç akla gelmelidir. Domaniç tarafında kışlak olmaya müsait yerlere yerleşimler olmuş bunlar zamanla Söğüde dönmemişlerdi. Domaniç tarafında bulunan ve kökenleri kuruluş dönemine kadar giden köyler bu görüşü destelemektedir. Bu durum Bozüyük ve Pazaryeri bölgesinde kalan kökü kuruluş dönemine uzanan köyler mevcuttur.

Siyasi bakımdan Ertuğrul Gazi ve Aşiretinin Söğüt – Domaniç bölgesindeki toprakların kuzeydoğusunda Umurbey Oğulları ve güneyinde Germiyan Beyliği bulunurken, muhtemelen Eskişehir’de de Germiyanlara bağlı uç beyliği

bulunmaktaydı. Diğer taraftan da Bizans toprakları düşünülürse Osmanlıların neden uzun süre sıkışıp kaldıkları Söğüt-Domaniç hattından çıkamadıkları anlaşılır. Burada maksadımız göç yolları üzerinde durmaktır. Arazinin incelendiğinde göç yolu tek çizgi üzerinde değildir.

Söğüt’ten Domaniç’e İnegöl düzlüklerinin kullanıldığına dair kesin bilgiler mevcut değildir. Diğer taraftan bu istikamet fiziki ve güvenlik açısından riskler içermektedir. Ağır yükleri olmayan çok az göçer bu yolu kullanmış olabilir. Karasu boğazının batısında yerleşim yapanlar İnegöl düzlükleri, Kurşunlu ve tahta köprü yolunu kullanmaları muhtemeldir.,Göç konusunda üç veya dört altarnatif yolun durumu fetihlere göre değişmiştir. Bilecik, Kulacahisar, Yarhisar ve İnegöl’ün fethinden sonra göç yolları güzergâhlarında önemli değişiklikler olmuştur.

GÖÇ YOLU GÜZERĞAHI 1

1- Domaniç – Çarşamba Köyü

2- Domur öy

3- Ilıcaksu

4- Çukurca Köyü

5- Selim Dede Türbesi

6- Çukurca Sulama Göleti

7- Kızılsaray Yaylası

8- Camili Yayla

9- Kömürsu Yaylası

10- Atatürk Köşkü

11- Erikli Köyü

12- Ormangüzla

13- Muratdere

14- Eskişehir Bursa Yolu

15- Bozüyük

16- Alibeydüzü

17- Günyarık

18- Kepen

19- Dereboyu – Zeyve

20- Söğüt-Ertuğrul Gazi Türbesi

2. Güzergah

1- Domaniç – Çarşamba Köyü

2- Domur Köy

3- Selim Dede Türbesi

4- Dombay Çayırı

5- Yeşil Çukurca

6- Dodurga

7- Bozalan

8- İntikam Tepe

9- Kovalıca

10- Akçapınar- İnönü şehitliği

11- Yörük Çepni

12- Metris Tepe

13- Hayriye

14- Söğüt – Ertuğrul Gazi Türbesi.

Bu güzergâh en emniyetli, eşkıya baskını, olmayan bataklık, su ve sel baskını riski olmayan, Hayvanlar için de bitki örtüsünün müsait olduğu basık sırt ve tepeler olduğu için emniyetli bir yoldur.

3. ALTARNATİF:

Bilecik veya Pazaryeri üzerinden, Karasu Boğazı, Mezitderesi, İnegöl düzlükleri, Tahtaköprü ve Koca Yayladan yapılacak göç hem arazi şartları hem de İnegöl Tekfuru tehlikesi sebebiyle mümkün görünmemektedir. Ancak İnegöl’ün fethinden sonra bu güzergâh kullanılmış olabilir.

SONUÇ İTİBARİYLE:

Osmanlı Devletinin kuruşuna giden süreçte önemli aşamalardan biri devletin kurucusu olan Kayıların, beyliğin kurulduğu topraklarda tutunma mücadelesi oldu. Söğüt ve Domaniç arasında uzanan bu saha, Germiyanoğulları

ile Bizans topraklarının birbirine geçiş yaptığı geleceği belirsiz, tampon bir bölgeydi. Osmanlılar bir taraftan Germiyanoğullarına mensup Tatarların akınları ile mücadele ederken, diğer taraftan da tekfurlarla iyi geçinerek yurtluklarını elde tutmaya çalıştırlar. Bu siyasi ortam içerisinde günlük yaşamlarına devam etti ve kaynaklardaki tabirle “ Yaylalarında yayladılar, kışlıklarında kışladılar.” Osmanoğulları kendilerine Selçuklu tarafından verilen bu mülkü, Söğüt’te bulunan Ertuğrul Bey’in ve Domaniç’te annesi Hayme Ana’nın kabirleri ile tapuladılar.

Yukarıda zikrettiğim akademisyenlerimizin yaptıkları saha çalışması ve incelemesi neticesinde yapılan bu yorumlar doğdu. Kaynaklardan edinilen izlenimlerle yoğrulan araştırmalar neticesinde göç yolu ile ilgili farklı kanaatler söylememize fırsat oldu. İlk dönem kaynaklarında detayına değindiğimiz İnegöl Tekfuru ile rekabete konu olan gelişmeler sebebiyle göçün Pazaryeri- İnegöl üzerinden Domaniç’e ulaşılmasını temel alan düşünceleri tamamıyla reddetmemekle birlikte, tek güzergâhında burası olmadığı ve bu istikametin sürekli olarak kullanılmasının uygun olmadığının gözlemlerimize dayana olarak açıklamaya çalıştık. Daha sonra fetihlerin gelişmesine göre Söğüt ve Domaniç çevresine yayıldı. Göçebeliğin Sultan2. Abdulhamid’in İskân politikalarına kadar devam ettiği bilinmektedir.

BEYLİK DÖNEMİNDE İLK FETHEDİLEN KALELER:

1- 1284 Kulaca Hisar Kalesi ( Tahmin edilen yerini Ali Uzun ile gezdim.)

2- 1288 Tarihinde fethedilerek İdaresi Orhan Gazi’ye bırakılmış, 1299 da Osman bey adına ilk hutbe okunmuştur. Tarih Doktora öğrencileri Mehmet Can Çetin ve Hamiyet Bilgili ile beraber zamanın Bilecik Valisi Bilâl Şentürk yardımıyla ancak izin alarak asker nezaretinde gezebildik. Fakat kazı çalışmalarının devam etmesi dolayısıyla fotoğraf çektirmediler. Merakım sebebiyle Osmanlının tüm kuruluş sahasını ve Süleyman Paşa’nın Rumeli’de ilk fethettiği Çimpe Kalesi hamdolsun gezebildim.

3- 1299 Yarhisar ve Bileciğin Fethi.

4- 1301- 1302 Köprühisar, Koyulhisar ve Yenişehir

#

02 Mar 2022 - 20:12 - Dünya


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Ufuk Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Ufuk Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Ufuk Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Ufuk Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.