TÜRKİYE İÇİN TARIM -6-

Sevgili okurlar; CHP eski genel başkanı Sayın Deniz Baykal’ın isteği üzerine hazırlamış olduğumuz Türkiye için Tarım raporundaki önerilerimizi bilginize sunuyoruz. Tarım ve hayvancılık konusunda uzman meslek kuruluşları ve ünlü akademisyenlerin de katkısı alınarak hazırlanan rapor bundan yaklaşık yirmi dört yıl önce hazırlanmıştı.

Bu önemli konunun gündeme getirilmesinin pek çok nedenleri vardır. Çünkü tarımsal ve hayvansal üretimlerde dışa bağımlı hale getirildik!

Rusya- Ukrayna arasında yaşanan savaş nedeniyle ülke olarak hepimiz panikledik!

Günümüzde bitkisel ve hayvansal üretimlerde yaşanan acıklı tablonun daha iyi anlaşılabilmesi için raporun dikkatle okunmasında yarar vardır.

Bir önceki sayıda belirtildiği gibi bugünkü yazımızı “çok partili dönem ya da ellili yıllar” başlığı adı altında yayımlayacağız. Umarım ilginizi çeker.

***

ÇOK PARTİLİ DÖNEM YA DA ELLİLİ YILLAR:

Devletçilik yaklaşımlarına tepki olarak doğan ve liberal ekonomi anlayışları benimseyen 1946-1960 arası dönemde tarım politikaları, savaş sonrası ekonomik konjonktürün belirleyiciliğinde ortaya çıkmıştır. Ülkenin gündemine, Dünya Bankası, Uluslararası Para Fonu ve OECD gibi oluşumların ilk kez girdiği dönemin, tarım açısından özelliğini, Marshall Planı’nın etkililiği oluşturmuştur. Savaşta yıkılmış Avrupa’ya besin madde sağlamaya dönük “Ağır sanayiyi boş verin, tarıma yönelin” telkin ve yönlendirmeleri, tarım açısından gelişmeci ve modernleşmeci bir süreci de beraberinde getirmiştir.

*“Üretimin artması, üreticinin pazara açılması, çiftçinin satın alma gücünün yükselmesi, kırsal yaşam düzeyinin gelişmesi ve tarımda sermaye birikiminin hızlanması” dönemin tarım politikalarının önceliklerini oluşturmuştur.

*Liberal ekonomik yaklaşımın benimsenmesine rağmen, tarıma dönük kamu destek ve koruma anlayışı, dönem boyunca da geçerli kılınmıştır.

*Destekleme anlayışı geliştirilmiş, ürün destek kapsamı genişletilmiş, girdi destekleri artırılmış, kredi hacimleri büyütülmüş, örneğin kredi kullanımı dönem içinde 400 milyon TL’den 2,4 milyar TL’ye yükselmiştir.

*Sulama yatırımlarının ve şebekelerinin hızla artması, dönem damga vuran destekleme anlayışlarından birini oluşturmuştur.

*Hayvancılık ürün pazar güvencesi açısından Et ve Balık Kurumu, üreticisine nitelikli yem sağlamak bakımından Yem Sanayi Genel Müdürlüğünün, doğal üretim kaynaklarının geliştirilip verimli kılınması hizmetleri yönünden Toprak Su Genel Müdürlüğünün ve bitki hastalık zararlarıyla etkin savaş için Zirai Mücadele ve Karantina Genel Müdürlüğü kurulmuştur. Az da olsa devletin koruması ve desteklemesi anlayışını sergileyen uygulamalar olmuştur.

*Traktör kullanımının artışı ve desteklemesi anlayışların sonucu işlenen ekimler artmış, dönem başında 16 milyon hektar alan, dönem sonunda potansiyel sınırına yaklaşarak 23-24 milyon hektar düzeyine yükselmiştir.

*Dönemin ayırıcı bir özelliği ise üretim yapısında ve düzeyinde meydana gelen gelişme oluşturmaktadır. Teknoloji ve girdi kullanımı yanında, daha çok işlenen alan artışlarına bağlı olarak üretimde önemli büyümeler yaşanmıştır.

*Sulama uygulamalarına bağlı olarak, üretim deseni değişmeye, sulanan alanlarda hububatın yerini, sanayi bitkisi almaya başlamıştır.

*Dönemle ilgili kapsayıcı bir tanımla yapmak gerekirse, “işlenen topraklar artmasına rağmen, toprak-insan ilişkilerinin geleneksel çizgiyi koruduğu, nüfusun mutlak değer olarak artmasına rağmen göreli payının dönem boyunca % 81’den % 75’lere gerilemiştir.

Pazar için ve katma değeri daha yüksek üretim yapılmasına bağlı olarak, kırda sermaye birikiminin oluşmaya başladığı, bu nedenle köy içi tüketim kalıbının ilk kez kentleşme eğilimine girdiği, kamu desteklerinin kapsam ve hacim olarak genişlemiştir.

Üretimde modernleşmenin hızlandığı, geçimlik üretim kalıbının küçük meta üretimi yapan işletmeye dönüşmeye başladığı, reaya anlayışıyla tanımlanan köylünün demokratik etkinliğe erişen yurttaş kimliğine değiştiği, Devletin politikalarının zengin çiftçiye olduğu kadar, küçük üreticilere de yarar sağladığı “gelişmeci bir kesit” nitelemesinde bulunarak, uygun görülmektedir.

PLANLI DÖNEM:

1961 ‘de başlayan planlı dönem, günümüzde de devam etmekte ise de 1980’lerin başına kadar meydana gelen değişim kısaca tanımlanacak, piyasa ekonomisi dönemi diye isimlendirilen ve tarımda her boyutta olumsuzlukların yaşatıldığı zaman kesitine ilişkin değerlendirmeler, daha sonra yapılacaktır.

Planlı dönem, iktidarları farklı siyasi oluşumların paylaştıkları bir süreç olmasına rağmen, tarım açısından birbirine benzer politika ve önceliklerin geçerli olduğu bir zaman dilimidir. Değişik siyasi partilerce kurulmuş hükümetlerin programları ve kalkınma planlarında, genellikle benzeşen strateji ve senaryolar yer almıştır.

Toplam yirmi bir hükümetin görev yaptığı 1960-1984 arasında tarımla İlgili olarak; “ürün verim ve kalitesinin artması, bunun için yetiştirme tekniği, sulama, biyolojik ve mekanik girdi kullanımı, yeterli kredi, tarım ve toprak reformu, doğal kaynakların korunmasıdır.

Hayvancılığın geliştirilmesi, üretici örgütlenmesi, ürün, Pazar ve değerlendirmesinin gelişimi, ar-ge, tarıma dayalı sanayi gelişimi, destek politikalarıyla üretimin korunması, ihracatın artırılması, sanayi ihtiyacının karşılanması, tüketiciye uygun koşullarda besin sağlanması gibi sektörün her boyutunu kavrayan politikalar öngörülmüş, dile getirilmiştir.

*Bütün bu kapsam çerçevesine rağmen, döneme damgasını vuran belirleyici gelişme olarak, “tarımda teknoloji kullanımı” öne çıkmıştır. 1960’ların başında, işlenen toprakların potansiyel sınırına yaklaşılmış olduğundan, altmışlar sonrası üretim artışını, büyük ölçüde “verimlilik ya da “modern teknoloji kullanım düzeyi” belirlemiştir.

*Tarımda destekleme uygulamaları, özellikle yetmişli yıllarda hem kapsam, hem de uygulama yöntemi olarak gelişmiş ve o nedenle bu dönemde iç ticaret hadleri sektörün aleyhine gelişmiştir.

*1960’ların başında % 75 olan tarım nüfusu, 1970’de % 67’ye, 1980’de % 55’e 1996’da % 44.87’ye düşmüştür.

*Sektörün ekonomiye katkısı mutlak değer olarak artmasına rağmen, oransal anlamda düşmüştür. 1960’larda GSYİH tarım payı 1970’lerde % 29,5’e, 1980 başında % 24,5’e aynı zaman kesitinde tarım ürünü ihraç payları % 85, 3’ten sırasıyla % 75’2’ ve % 57,4’e gerilemiştir. (DİE verileri). Sınai üretim ilk kez 1964’te tarımı geçmiştir.

*Devletin sektöre yönelik sorumlulukları dönem boyunca da sürmüş, hizmet ve fonksiyon gelişmesi niteliği taşımamasına rağmen, sektörle ilgili kamu kurumu ve kuruluşlarının yeni biçimlenmeler ve yeni birimler olarak ortaya çıktığı gözlenmiştir.

*Biyolojik ve mekanik girdi kullanım düzeyi gelişmiş, sulanabilir toprakların yarısına yakınında sulamalar gerçekleştirilmiştir.

*Üretim deseninde gelişme devam etmiş, sulama hızına bağlı olarak katma değeri daha yüksek sanayi bitkisi sebze ve meyvelerin göreli artmıştır.

*Tüm öngörülerek rağmen küçük üreticilik tasfiye olmamıştır. Orta ve yoksul köylüler en geniş kesimi oluşturmaktadır. Küçük meta üreticiliği egemen üretim biçimidir.

*Toprak ağalığının ağırlığı göreli olarak azalmış, sayıca az olmasına rağmen, kapitalist çiftçi/zengin köylüler, tarımsal fazladan sayısal oranlarının üzerinde pay almaya devam etmişlerdir.

*Artık ürünün bir kısmına ise pazara sunulan ürünler üzerinden ve kredi-borç ilişkileriyle, tüccar ve tefeci el koymaktadır.

Nüfus göstergeleri, dönem boyunca ciddi değişimler göstermiştir. Ne var ki, tüm değişim eğilimine rağmen, bugün bile Türkiye tarımında nüfus yoğunluğunun devam etmekte olduğu görülmüştür.

Dönem hakkında, “tarımsal üretimin görece modernleştiği, pazara üretimin Egemen eştiği ağa/kapitalist çiftçi/zengin köylü ve küçük üretici ikili görüşmesine rağmen, sektöre küçük üreticiliğin damga vurduğu, üreticilerin tüketim eğilimlerinin görece kentlileştiği, işletme topraklarının giderek küçülüp parçalanmıştır.

Buna bağlı olarak kente göçün ve topraksız oranın arttığı, işletmelerin yerel pazarla ilişkilerinin geliştiği, Dünya pazarlarından etkilenme sürecinin başladığı, mutlak değer olarak önemli yükselişler göstermesine rağmen tarımsal üretimin göreli payının azaldığı” biçiminde bir özet değerlendirme yapmak uygundur.

1923-1980 kesitinin, sektör ve kırsal yapıyı tanımlayan genel saptamalarla açıklamaya çalışılan yukarıdaki değerlendirmenin ardından değişim sürecinin “toprak kullanımı ve dağılımı”, “girdi kullanımı”, “üretim ve pazar” boyutlarında anlamlı göstergelerle verilmesinde yarar görülmektedir.

***

Bir sonraki sayıda, özet raporda belirtilen “devletin sektöre yönelik sorumlulukları gerilemiştir” bölümü ile devam edilecektir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Adnan Korkmaz - Mesaj Gönder

#

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Ufuk Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Ufuk Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Ufuk Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Ufuk Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.