H A Y A T v e İ N S A N

Yaşamanın adına hayat diyoruz. İnsanlar nasıl yaşıyor? Uzun bir tarif gerektiren bir sorudur bu. Zenginlikler- fakirlikler, savaşlar- barış, asude bir hayat ve tabii felaketler, hayatın, yani yaşamanın şartlara göre çeşitleri var. Rabbim cümlemize güzel yaşantılar içerisinde geçen bir hayat, bir ömür nasip eylesin.

Toplumdaki insan guruplarına özet olarak göz atarsak iki gurup insanla karşılaşırız. Talihli olanlar ve talihsizler. Varlıklı olanlar ve fukaralar. Öksüzler, yetimler, dullar. Sağlıklı olanlar ve dert sahibi olanlar. Akıllılar-deliler. Mutlular ve bedbahtlar. Daha doğrusu hayatın içerisinde olanları ifade etmemiz pek öyle kolay değil.

Bu girizgâhtan sonra mevzuyu kişiselleştirmeye getirmek istiyorum. İstisnalar dışında hayatımızı güzelleştirmek veya çekilmez hale getirmek de kendi elimizde olan bir durumdur. Tabiî ki kader de vardır. Kendini alkole, uyuşturucuya ve sigaraya ve safahata verenler bunu zayıf iradelerinden dolayı yapıyorlar. Ve Rabbimizin kendilerine sunduğu nimetlere de saygı duymuyorlar. Bütün bu olumsuzluklardan kendini koruyanlar, korumayı başaranlar, sabredenler ve şükredenler de bu tercihte yine kendi iradelerini kullanıyorlar.

Satırlarımın burasında sizlere kıymetli bir aile dostlarımın evladından söz edeceğim. Biyoloji mezunu, fizyoloji doktoru, Sinirbilim Sevdalısı Prof. Dr. Sinan Canan’dan bahsedeceğim. Unutulacak Şeyler, Kimsenin Bilmeyeceği Şeyler, İnsan Odaklı Liderlik, İFA gibi insan ve beyin odaklı kitapların yazarı olan Sinan Canan, insan hayatını daha verimli kılacak bilgileri kitapları yanı sıra TV lerden de toplumu aydınlatmaya devam eden kıymetli bir bilim adamımızdır. Burada sizlere tv de yaptığı bir konuşmadan çok kısa pasajlar sunacağım.

“ Her gün aynı saatte, aynı şeyleri yerseniz, aynı şeyleri yaparsanız, vücudunuzda arızalar çıkmaya başlıyor. Aynı şeyleri yemek metebol stres yapıyor, sinir yapınızı bozuyor. Denge sistemi gelişmiyor. Düz zeminlerde yürüyerek büyüyen AVM çocukları engebe olmadığı için sistem uyarılmıyor, uyarılmayınca, beyini zorlamazsanız küçülüyor. Meselâ; ileri yaşlarda bunamayı önlemek için bulmacayı niye öneriyorlar. Beyni meşgul edelim ki, bunamayalım. Sudoku dışında hiçbir bulmaca işe yaramıyor. Yeni bir dil öğrenmek, yeni bir enstrüman üzerinde çalışmak, yeni bir yere taşınmak,

ortam değiştirmek beyne çok iyi geliyor. Bunların hepsi neyi gösteriyor? Sorunlar beyne yayılıyor. Sorun yoksa dert yoksa beyin çürümeye başlıyor. Aynen mezardaki gibi. Konfor bizi çürütüyor.”

Burada Sinan Hocamız gayet net bir uyarıda bulunuyor. Bu aciz garip emekli kardeşiniz bu tavsiyelere mümkün oldukça uyuyor. Bahçelerde uğraş, dağlarda yürüyüş, gezi, rehberlik ve ney kursu, toplumun her katmanıyla diyalog ve hayır hasenat işlerine elden gelen katkılar gibi konularla kalan ömrümü değerlendirmeye uğraşıyorum.

Selam ve dua ile….

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sadettin Bayram - Mesaj Gönder

#

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Ufuk Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Ufuk Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Ufuk Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Ufuk Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.