FAİZE HÜCUM

Genel anlamda bütçe; devletin, bir kuruluşun, bir ailenin ya da bir kimsenin ileriye dönük olarak bir süre için tasarladığı gelir ve giderlerini tür ve ayrıntılarıyla gösteren tahmini çizelgedir. Devlet bütçesi ise; bir yıl içinde elde edilecek gelirlerle yapılması planlanan giderleri gösteren bir tahmin cetvelidir. Devlet bütçesinin diğer bütçelerden farkı vergidir. Karşılıksız bir gelir olan vergiyi yalnızca kamu kesimi tahsil edebilir. Devlet bütçesinin diğer bütçelerden bir başka farkı da yasaya dayanmasıdır. Devlet bütçesi; hükümete bir yıl içinde toplanacak gelirleri toplama ve öngörülen harcamaları verilen limitler içinde (ödenek) yapma yetkisi veren bir yasadır.

EK BÜTÇE

Hükümet meclisten ek bütçe talebinde bulundu. Büyük ihtimalle de (yazı yayınlandığında) meclisten geçerek yasalaşacak. Hükümetler zaman zaman ek bütçe yapma zaruretine düşebilmektedirler. Bunların en önemli nedenlerinden deprem, savaş gibi felaketlerle karşı karşıya kalma gibi nedenlerden ek bütçe yolunu kullanabilmektedirler. Bu gibi durumlarda çeşitli adlar altında tarif edilerek olağanüstü ödenekler konulabilmekte, bu ödenekleri karşılayacak da ek vergiler toplanması öngörülmektedir.

Bu yazımıza konu ettiğimiz ek bütçe meselesi, maalesef ülkemizin şu anda karşılaştığı ve bir zaruret hali olmasındandır. Alanı ekonomi olmayanlar genellikle bütçe konusunu gündelik sohbetlerine konu etmemektedirler. Bütçe halkın sofrasını, konforunu ve geleceğini ilgilendiren en önemli kanun metnidir. Meclisten kanunlaşacak olan bu ek bütçe Mahfi Eğilmez’in “bu, ek bütçe, ek ödenek falan değil resmen yıl ortasında ikinci bir bütçe yapmak demektir” dediği gibidir.

YANLIŞ EKONOMİ POLİTİKASI

“Bu zorunluluğun tek bir nedeni vardır: Yanlış ekonomi politikası. Daha açık söyleyelim: Yanlış faiz politikası. Riskleri sürekli artan bir ülkede kurların yükselmesi kaçınılmaz bir sonuçtur. Üretimi büyük ölçüde ithal girdilere dayalı bir ülkede kurların yükselmesinin enflasyonu da yükselteceği açık bir gerçektir. Bu ikiliyi durdurmanın en etkin yolu faizi enflasyonun üzerinde belirlemek ve böylece insanların dövize yönelmesini önleyerek kurları denetim altında tutmaktır. Durum böyleyken Türkiye tam tersini yaparak faizi düşürmüş, enflasyonun onlarca puan altına itmiş ve insanları dövize yönlendirerek kurların yükselmesine yol açmıştır. Kurlar yükselince enflasyon artmış, tahsil edilen vergiler artsa da harcamalar için ayrılan ödenekler yetmez hale gelmiştir. Bunlara bir de faizi artırmamak adına yürürlüğe konulan kur korumalı mevduat hesaplarının Hazine (dolayısıyla bütçe) üzerine bindirdiği yük eklenmiştir. Böyle olunca da ister istemez yıl ortasında ikinci bir bütçeyi meclise sunmak gereği ortaya çıkmıştır.”

KKMH FATURASI SİZE

Diğer bir neden de; bütçede ödeneği bulunmadığı halde, yasaya uygun olmadan, ilk 5 ayda 21,1 milyar liralık harcama yapıldığı için tartışmalı olan Kur Korumalı Mevduat Hesabı için de bu ek bütçeyle 40 milyar liralık ödenek konularak bu uygulama sonradan yasal hale getirilmiş oluyor. (M.Eğilmez)

Ülkemizdeki bütçe uygulamalarıyla ilgili olarak yapılan bazı değerlendirmelerde, bütçelerin başlangıç hedefleriyle yılsonu gerçekleşmeleri arasında önemli farklar olduğu, dolayısıyla bütçelerin iyi hazırlanmadığı ileri sürülmektedir. Bu yönde yapılan eleştirilere kanıt olarak da her yıl ek ödenek kanunlarının çıkarıldığı belirtilir. Ayrıca alınan ek ödeneklerin büyüklüğü de diğer bir eleştiri konusu yapılır. Gerçekten de, ülkemizde bazı istisnai yıllar hariç bırakılırsa sürekli ek ödenek kanunları çıkarıldığı görülmektedir. Ancak bütçedeki ödeneklerin yeterli olmaması ve bunun sonucunda ilave ödenek için tekrar Meclise gidilmesi, bütçelerin iyi hazırlanmamasından mı kaynaklanmaktadır, yoksa bu ihtiyacın başka nedenleri mi bulunmaktadır? Ek ödenek konusu ile ilgili yapılan tartışmalarda, genellikle bu husus üzerinde durulmadan ek ödeneğe gidilmesi eleştiri konusu yapılmaktadır. Halbuki ek ödenek bir sonuçtur, Devletin o yıl içerisinde yapacağı hizmetler için bütçesinde öngördüğü ödenekler yetersiz kaldığı için alınır. Bu itibarla, kanaatimizce üzerinde durulması ve tartışılması gereken husus, ek ödenek alınması değil, niçin ek ödenek alındığı olmalıdır. Konunun nedenleri dikkate alınmadan yapılan eleştiriler eksik ve yanıltıcı değerlendirmelere neden olmaktadır. Bu itibarla, ek ödenek ihtiyacının hangi nedenlerden doğduğunun belirlenmesi gerekir. (H.Darıcı-Bütçe Neden Ek Ödenek İster?)

PAMUK ELLER CEBE

880 Milyar TL olarak kanunlaşacak ek bütçeye karşılık 2022 yılı sonuna kadar bütçeden faiz ödemelerine gidecek tutarın da ek bütçe kadar büyük olması yönetimlerin kamu kaynaklarını ne ölçüde tasarruf edebildiğinin tipik bir göstergesidir. 2022 bütçesinin faiz bütçesi olduğunu eleştirenlerden olmuştum. Bu sonuç bizleri keşke haklı çıkarmasaydı diye de düşünmüyor değilim. Ana bütçe ve buna ek bütçeyi gerçekleştirmek için hepimize kolay gelsin. Sonuçta bunları bizler ödeyeceğiz.

ARKAN SAĞLAMSA DİKLEŞ!

Bir grup üniversite öğrencisi bir bölgeye kamp kurar. Kampın yakınlarında ilk ışıkla beraber bir kayaya tüneyip, önce dikleniyor, sonrada avazı çıktığınca ötüp, kampı rahatsız etmekteymiş. Kampta ne uyku ne de huzur kalmış. Bu işe son vermek isteyen öğrencilerden birkaçı horoz yakalayıp, sesini kesmek için horozun peşine düşmüşler. Horoz önde, gençler peşinde, mahalle arasına dalmışlar. Kargaşayı gören, fakat bir anlam veremeyen yaşlı dede, seslenmiş:
- “Hey, evlatlar! Bu zavallı horozu niye ürkütüyorsunuz?”
- “Dede, sabahın köründe ötmeye başlıyor, kampı ayağa kaldırıyor. O yüzden başını keseceğiz!”
- “Yazıktır evladım yapmayın”, demiş ihtiyar, bırakın, ben onun sesini keserim, bir daha da rahatsız etmez sizi...
Gençler bunun üzerine kovalamayı bırakmışlar.
Ertesi sabah, hafif "gak - guk" sesleri dışında horozdan kayda değer hiçbir ses çıkmadığını görünce de şaşırıp dedeye koşmuşlar:
- “Yahu dede, ne yaptın da bu horozun sesini kestin?”
İhtiyar gülmüş:
- “Kıçına zeytinyağı sürdüm. Horoz kabararak ötmeye yeltendiğinde, gerisi tutmuyor ki kuvvet alsın...” Ancak "gak - guk" edebiliyor.

Özetle; gerin sağlamsa dikleş, inanıyorsan istediğin kadar konuş. Yok, zeytinyağı sürülmüş gibi sonradan tutturamayacaksan, baştan söyleyeyim, dikleşerek konuşma. Konuşuyorsan da sonuna kadar götür, susma. Desteğin sağlam, gücünü de buradan alıyorsan, sakın zeytinyağlılarla dolaşma. Dayandığın yerler sağlam değilse, ancak laga-luga eder, gevşer kalırsın.

“Bu politika zor zenaat!” Gevşekliği kaldırmaz.


# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Metin Çınar - Mesaj Gönder

#

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Ufuk Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Ufuk Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Ufuk Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Ufuk Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.