"Şehir Araştırmaları Merkezi Sincan Modeli"

Ülkemizde şehir konulu özgün kurumlar ya yok ya şahısların çabalarıyla müze biçiminde şekillenmiş, âile teşekkülü konumu arz eder.

Maalesef kimi yayınlar, "Şehir " eksenli yayınevlerince yayınlanmakta, özel ilgiye sahip dar çerçevede okura hitap etmektedir.

Bu tür şehir konulu yayınlar, dergi ya da kitap bazında oldukça pahalı olduğu için, ilgili bir çok okura ulaşmamaktadır.

Kimi belediyelerin şehir ya da ilçeler için yayınladıkları ciltli&prestijli yayınlar-kitaplar, başkanlığı ziyaret eden hatırı sayılır misafirlere lüks ambalajlarda, kutularda hediye edilmektedir. Aynı durumu valiliklerle kaymakamlıklara görmekteyiz.

Değişen mülkî idare amiri ya da belediye başkanı olursa kendisinden önce basılmış yayınlar, depoya sonra ilgililerce sahiplenmekte, en son ya sahaflara ya kàğıt toplama noktalarına ulaşır.

Kimi yazar, bağlı bulunduğu belediyenin kadrolu personeli gibi kitap üretir, durur. Referanslar, onun diğer ilçelere de yöneltir ki sonuçta şehir ile ilgili yayınlara imza nakşeder.

Kimi şehir araştırmalarında bulunan yazar, ortaya koyduğu belgelerle bilgilerle üniversitedekilerin dikkâtini çekerse çoğunlukla malzemenin sahibi gösterilmekten çıkarılır, işin öznesiyken nesne durumuna düşerler.

Her şehirde ve o şehrin gelişmiş ilçelerinde birer Şehir Araştırmaları Merkezi kurulması için çabamız devam ediyor, kendimizce.

Kolay değildir, bu fikri benimsetme.

Kimi üç- beş kitaplıkla işi kotarıp görsel malzemeye sığınmamalı.

O merkezde hem gazete arşivleri olmalı hem dergi koleksiyonları.

O merkezde basılı ne varsa temini sağlanmalı, merkeze kazandırılmalı.

Merkez, çevre ilçelerle çevre illere suya atılan taşın etrafında büyüyen halkalar misali her daîm kaynaklarını yenilemeli.

Ülkemizde kültürün turizme eklenmesiyle ortaya çıkan durum, düşündüğümüz merkezin gerekliliğini elzem hale getirmektedir.

Şehirler, ilçeler ve kimi tarihte şehir durumundayken günümüzde köy konumuna düşen yerleşim alanları maalesef gerektiği gibi tanıtılmıyor, bilinmiyor.

Turizme feda edilen kültür, bir ticarî met'a olarak turizmde yemekte garnitör bilinmektedir.

Turizmin ticarî getirisi uğruna kültürel boyutun talana uğraması, eserlerin zaman içinde kaybolmasına zemin hazırlamakta, tarihî yapılar turizme kaynak sağlıyorsa önemli, yoksa harabiyetiyle başbaşa bırakılmaktadır.

Bu hususu somutlaştıralım, biraz;

Bu gün Ankara'nın Sincan ilçesinde kaç tarihî eserin envantere yansıtılması söz konusudur?

Sincan'da kaç dergi çıkmış, kaç gazete günlük, haftalık ya da aylık yayınlanmıştır?

Sincan'da tarihî yapılardan hangisi restorasyona ihtiyaç duymaktadır?

Hangi tarihî yapı, yıkılmış ve arsası üzerine yeni yapı inşa edilmiştir?

Ilçenin merkezinde ve bağlı köylerinde han, hamam, köprü, cami, medrese, kilise olmak üzere mevcut olan yapılar belirlenmiş mi?

Son beş yüz yılda seyyahların eserlerinde Sincan ve çevresini konu alan bilgiler, bir araya getirilmiş mi?

Sincan'a yerleştirilen muhacirler- göçmenler nerede iskân edilmiştir?

Sincan'ın yüz yıllara göre nüfusu ne kadardır?

Sincan'da eğitim tarihi konusu araştırılmış mıdır?

Sincan, tarihte hangi savaşlara çevresiyle birlikte tanıklık etmiştir?

Sincan'ın geçim kaynakları tarih boyunca ne olmuştur?

Sincan'ın mimarîsi özgün müdür?

Sincan'da özel olarak yerelde kutlanan gün ya da birkaç güne sarkan şenlikler var mıdır?

Sincanlı şairlerle yazarların siyasetçilerle önemli portrelerin kaleme aldıkları eserler bir araya getirilmiş midir?

Sincan'a dair su kaynakları ve akarsular...

Sincan'ın mutfağının özellikleri, etkilendiği çevre....

Değerli Okur;

Bir ilçeye dair tüm bilgileri birarada bulabileceğimiz bir merkezin oluşumu için malzeme mevcut, helva söz konusu değil.

Bu tür şehir ya da ilçelerin canlı hafıza merkezleri oluşturulmalı ve insan hizmetine sunulması esas.

Bizde ideolojik saplantılar oldukça bu zordur.

Bir etkinliğe harcanan yüzbinleri geçip milyonları aşan harcamalarla, konserlere ayrılan bütçelerle kültüre ve sanata hizmet ettiğini varsayan anlayışlar oldukça memlekettin, milletin, ülkenin faydasına belediyelerden bir şey beklenemez. Olsa olsa resmîyette "Oldu da bitti mâşallah!.." derecesinde yerler açılır, birkaç personel ile kapısı bazen açık üç-dört odalı bir daire hizmete sunulur.

Bizim düşündüğümüzle bir başkasının düşündüğü arasında bu denli fark vardır, özetle.

Sincan'ı görmemiş biri olarak, sadece Konya Guzergàhıyla biliyorum. Hızlı Tren ile geçmişliğiimiz söz konusu, bir kaç kere.

Bizim Sincan'ı görmüşlüğümüz ve bilmişliğimiz derecesinde ise ilçeyi tanıtma amaçlı merkez, olsa ne olur olmazsa ne gam!..

Tüm mesele bu, Değerli Okur!...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Ali Abakay - Mesaj Gönder

#

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Ufuk Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Ufuk Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Ufuk Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Ufuk Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.