CANIM KÖYÜM FIRANLAR

Kısa bir süre önce “ Orada Bir Köy Var Uzakta “ başlıklı bir yazı yayınlamıştım. Şimdi de diyorum ki; Burada bir köy var çok yakında, o köy benim köyümdür. O köy dağını sırtına, ovasını kucağına almış Fıranlar. Fıranlar çok şirin bir köydü. Bu vesileyle biraz köyümden bahsetmek istiyorum. Daha doğrusu köyümün idari hallerine değinmek istiyorum.

Köyüm de otoriter bir muhtar ve aynı minval üzere bir ihtiyar heyeti olurdu. Akşam oldu mu ihtiyar heyetinin ışıkları ve sobası sürekli yanardı. Burada köyümüzün her meselesi görüşülür ve bir çözüme bağlanırdı. Köyümüzden ne efsane muhtarlar geldi geçti. Yani köyümüzün çok sağlam sahipleri vardı. O dönemlerde çok önemli bir mesele olmadıkça problemler ihtiyar heyetinin otoritesi ile Heyet odasında hallolurdu. Öyle bir otorite ki, çoğu zaman cennetten çıkma devreye girer, ortalık süt liman olurdu. İki adet köy kâhyası görev yapardı. Birisi cami ve müştemilatı ile ilgilenirdi. Diğeri gelen misafirleri köy odasında ağırlama dahil genel işlerlerle iştigal ederdi. Bu vesileyle Ali Hasan Çavuşların Hasan Onbaşı ve Kâhya İbram’a Allahtan rahmet dileyelim.

Köyde iki adet de Köy Korucusu olurdu. Bunlara köy dilinde “ gurcu” denirdi. Köyün ormanı ve arazilerini, çiftçinin mahsullerini korurlardı. Him kimse yasaklanan bölgelerde hayvan otlatamazdı. Ahmet Kaygısız, Halil İbrahim Zorlu, Koca bıyıkların İsmail ve Süleyman Yanık, Koreli Üsen, Ali Osman Kaçar, ( Ali Osman Kaçar enişte korucu olunca ilk cezayı kendisine yazmıştı.) Teke Mustafa köyümüzün kurmay gurcularıydı. Hepsinin ruhları şad olsun.

Balcı Halil Dayım ve oğlu Mehmet Dayım, Yakup Gedik dayım ve arkadaşlarına köyün, cami, çeşme, çamaşırlık gibi ortak binaları onlara emanetti. Köy malına ve köy vakıflarına bihakkın sahip çıkılırdı. Balcı

Halil Dayım köyümüzün bedenen çalışan en hayırseveri idi. Onunla subaşlarında çok çalıştık. Hatta birlikte beden işçiliği bende hamamı tamir etmiş ve en son badana etmiştik. Kirece tutkal karıştırmıştım da badana uzun süre dayanmıştı. Şimdi hamam samanlık olmuş. El atılsa köyümüzde dışındaki iş adamlarının bu işe yardımcı olacağını biliyorum. Hatta bu konuda Bahattin Helvacı güneş enerjisinden dahi yararlanılabileceğini ifade ediyorlar. ( Hamama el atacağız inşallah.)

Köyde üçayak çok sağlamdı.

1- Muhtar ve ihtiyar heyeti

2- Köyün imamı

3- Köyün öğretmeni. ( Şimdi öğretmen de devre dışı kaldı. Tabii bu olumsuz bir eksikliktir.)

Bu üç önemli kurum ve şahsiyetler her meseleyi istişare ederlerdi ve çok güzel bir idari mekanizma ortaya çıkardı. Köyümüzde hırsızlık ve namussuzluğa rastlanmazdı. Huzur ve adalet hâkimdi. ( Sanırım şimdi sokaklara elektronik kamera koyma mecburiyeti var.)

Çok uzun bir yazı olacak. Sosyal ve kültürel yaşantımıza ayrıca değinmek istiyorum. Karabacak ve Adalı Hüseyin köyümüzün yağhanelerini işletirlerdi. Şavklı Memdeli ve Samiyenin Halil ise köy hamamının adeta baş işletmecisi idiler. Köyümüzün fahri ebelerinden birisi rahmetli annemdi. Bir inneci İsmelimiz vardı. Bir Doktor Hasanımız vardı. Bir kırıkçı Gadirye gadimiz vardı. Davarlar sığırlar tam bir festivaldi. Çeşmeci Hacı Yakup dayımızın çeşmeleri şimdi mahzun. İyi ki İsmet Türker var. Bmsı köyün şantiye şefidir. Gençleri gülmekten krize sokan bir gara ibram ağamız vardı. Askerlikte topçuluk maceraları bize merakla dinleten bir Paşa İbram dayımız vardı. Bunları sonra sizlerle paylaşmaya çalışacağım inşAllah. Hım bir de ormancı ve candarmadan çok korkardık. Bir de sarma tütün içenleri takibe alan “ Kolcular” olurdu. Köy kahvelerine baskınlar yaparlardı. En çok Balcı

Abdullah dayım, Kopuk Üsen yakalanırdı. Köy kahvelerine Hacivar-Karagöz oynatan sihirbazlar gelirdi, öyle günlerde; çocuğu, genci, yaşlısı birilikte eylenirdi. Hamama hak ile yıkanırdık, Berbere hak ile tıraş olurduk. Köy görevlilerinin ücretleri hak ile ödenir. Haklar harmanda toplanır ve hak sahiplerine teslim edilirdi.

Köy de hayat çok güzeldi.

Şimdi zaman su gibi aktı, o eski yeşillikler ve güzellikler yara aldı. Ovanın bağrına beton yığınları dikildi. Hamam samanlık oldu. Derekese’deki çamaşırlığın çatısı çöktü, üç yıldır öylece duruyor. Damlaca’daki çamaşırlık tamamen çöktü suyumuz yetmiyor. Ve oradaki su değerlendirilemiyor. Yeni bir deponun yapılması inşallah çözüm olur. ( Depo yapıldı ama çözüm olmadı, bilinçsiz su kullanma var ve gerçekten de su kaynaklarımız azalıyor.) Su aboneliği meselemizi aşma aşamasındayız. Hee köy de artık çamaşırlığa da ihtiyaç kalmadı ama bunların bizim için manevi bir değeri vardı. Sizin anlayacağınız köprülerin altından çok sular akmış. Köyümüz artık dışa göç vermektedir. İlk göç Hacı Hafız ve Hasan Hoca ile başladı. Bir yandan da mezarlıklarımızım mukimlerin sayısı artıyor.

Kış günleri köyümüzde hasırlar dokunurdu. Kadınlar arasında güzel bir dayanışma olurdu. Köyün ortasındaki yolda kızak kayma çocuklar ve gençler için güzel bir eylence olurdu.

Köyümüzün eli öpülesi asil kadınlarımız; Kavaklıda, Göbekler de hatta Çeşme Derelerinde kirlik boyarlardı. Kirli boyamak için Kavaklı ve Çeşmederesine gidenler olurdu. Uzun kış günlerinde hasır örülür, pancar tatlısı kaynatılırdı. Göbekler çeşmesinin önü kerpiç kesme mekânıydı.

Çocukluğumuz; kuzu çobanlığı ile başlar, buzağı çobanlığı, sığır çobanlı vs devam ederdi. Biz çocuklar birçok oyuncağımızı kendimiz yapardık. Ardıç Çekirdeği patlangıcın mermisi olurdu. Yine patlangıç

ve kızılcık ağacıyla ok yapardık. Atkuyruklarını belli bir usulle kuş tuzakları yapardık. Gündöndü saplarından tekerlerler yapardık. Tahtadan arabalarımız olurdu. Yokluk olsa da renkli ve mutlu çocukluğumuz vardı. Pancardan tatlılar kaynatılırdı.

Köyümüzün düğünleri çok renkli olurdu. Çoğu zaman Çift davul, zurna, klarnet, keman, cümbüş darbuka takımları köyü şenlendirirdi. Batak, Oluğa atma ve hamam sahneleri ilginç olurdu. Hele Geceleri buza eğreğinde çok oyunlar oynanırdı. Efe kız kaçırıdı, Irdede ortalığı birbirine katardı. Birde deve yapılırdı. Bazen ayı yakarlardı. Ekmek teklerinden kaplumbağalar olurdu. Anlatımları burada kesiyorum.

Köyümüzün çok hikayesi var. Aslında bütün sülaleleri içine alan bir kitap yazmayı düşünüyoruz. O zaman her şeyi daha detaylı yazma imkânımız olacak inşallah.

Köyümüzde halkımız arasında saygı, sevgi, muhabbet ve dayanış vardı. İnşallah edepli yetişen gençlerimiz sayesinde bu saygı, sevgi, muhabbet ve dayanışma asaleti yaşatılır. Benim dilek ve temennim; köyde veya gurbette yaşayan hemşerilerimizin köyümüze sahip çıkması ve dayanışma içerisinde olmasıdır. Dağlardakiler dahil elliye yakın çeşme var onların bakımlarının yapılması faziletli köylülerimizin gayretini beklemektedir. Ayrıca temennim şudur; Kimse kimsenin malına göz dikmesin, ceviz çırpanlar, döngel çalanlar, evin önünden odun aşıranlar artık eksik olsun köyümüzden.

Bu köyde doğduk, bu köyde büyüdük, bu köyde sevdik, bu köyde aşık olduk, bu köyde evlendik, sevdiklerimizi bu köyde toprağa verdik. Tüm ecdadım bu köyün toprağında ebedi istirahatğahların yatıyorlar. Sevgili karıcığım Sebahat’ı 01.Eylül 2020 de bu köyde toprağa verdik. O günden bu yana bu köyde yaşıyorum.

Köyümüzde bize miras bırakılan, çeşmeler, kuyular, hamam, çamaşırlıklar gibi yerleri, yine köyümün hatırasına sahip çıkanların yardımıyla ihya etme gayreti içerisindeyiz.

Ömrüm vefa ederse köyümün tüm değerleri ile ilgili kitabını yazmaktır muradım.

Her şeye rağmen köyüm ve köyümün insanı güzel. Herkese sevgi ve saygılarımız sunuyorum.

Köyüme konup göçenlere Yüce Mevlâ’mdan rahmet diliyorum. Fıranlar Köyünden Türkiye’nin bu ve benzeri kaderi paylaşan on sekiz bin üç yüz otuz altı köyüne selam olsun.

Sadettin Bayram

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sadettin Bayram - Mesaj Gönder

#

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Ufuk Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Ufuk Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Ufuk Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Ufuk Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.