Türkiye için tarım -8 -

Sevgili okurlar, Türkiye’de 2000’li yılların tarım politikalarının temeli, Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankası ile yapılan anlaşmalar ile atıldı. Aralık 1999 ayında IMF ile imzalanan Stand by Anlaşması ve 2001 yılında Dünya Bankası ile imzalanan Tarım Reformu Uygulama Projesi Anlaşmasının hükümleri, o günden bu yana değişen iktidar yapılarına karşın, küçük istisnalar dışında tümüyle uygulandı. Diğer yandan, Dünya Ticaret Örgütü UTTA (Uruguay Turu Tarım Anlaşması) ve müzakere süreci devam ederken Avrupa Birliği OTP hükümleri, DB ve IMF’nin “yakın ilgisine” kıyasla, daha genel bir belirleme düzeyi üzerinden Türkiye politikalarına yön verdiler.  2010 TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası V11. Teknik Kongresi Bildirisinden alıntıdır.

Yıl: 1996 CHP Eski Genel Başkanı Sayın Deniz Baykal; tarım ve hayvancılık konusunda kapsamlı bir raporun hazırlanmasını talep etmişti. Biz de sayın genel başkanın isteği doğrultusunda önce 2 cilt ve 252 sayfadan oluşan Türkiye için tarım raporu hazırlanmıştı. Sonrasında ise Şubat 1998 tarihinde 86 sayfadan oluşan özet bir rapor daha hazırlandı. Daha sonrasında Nisan 1998 tarihinde 34 sayfalık 3. bir rapor daha hazırlandı. Cumhuriyet Halk Partisi için hazırlanan tarım raporu, önceki sayılarda belirtildiği gibi kamuoyunda tartışılmaya açıldı. Ankara Bala ilçesi Ergin Köyünde uygulama safhasına geçildi. Sonrasında ise partinin ilçe örgütlerinde tartışılmaya açıldı. Tarım raporuyla ilgili İlk sunum Ankara’nın Kızılcahamam ilçesinde gerçekleştirildi.

 Bugünkü yazımızda bir önceki sayıda belirtildiği gibi “Dış koşullar, tarımda giderek daha fazla belirleyici olmaya başlamıştır” başlığı adı altında yayımlayacağız. Raporun içeriği okundukça yıllar öncesinde ne tür önemli konulara vurgu yapıldığı görülecektir.

***

DIŞ KOŞULLAR, TARIMDA GİDEREK DAHA FAZLA BELİRLEYİCİ OLMAYA BAŞLAMIŞTIR:

“24 YIL ÖNCE HATIRLATMIŞTIK BUNLARI ”

 Türkiye tarımı, değişen dış koşullar karşısında tasfiye olmamak, ayakta durak ve yarışmak zorundadır. Dünya ekonomisiyle entegrasyon sürecinde bir Türkiye’nin, tarımı etkileyen dış gelişmelere kayıtsız kalması mümkün değildir.

Yeni Dünya Düzeni diye isimlendirilen sürecin temel belirleyicileri olan IMF, Dünya Bankası, ve Dünya Ticaret Örgütü oluşumlarının yanında, tarımı daha derinden etkileyen GATT ve AB Ortak Tarım Politikaları gibi (OTP) yönlendirici ve kısıtlayıcı uluslararası mekanizmalar da gündemimize girmiş bulunmaktadır.

Türkiye tarımı böylesi bir Dünya’da tasfiye olmadan yaşamak, gelişmek ve yarışmak durumundadır. Bu evrensel sürecin hem olanaklarından hem de iç koşullarını da gözeterek kısıtlarından en az ölçüde etkilenmek durumundadır. Dışa açılmak, Pazar ekonomisinin evrensel ölçekli öngörülerini gözetmek durumundadır.

Bu kapsamda öncelikle Dünya ticaretinin serbestleşmesini amaçlayan GATT Gümrük Birliği ve OTP kurullarına uyum göstermek zorundadır.

 SORUNLAR YUMAĞINA YENİ BOYUT:  GATT VE YENİDÜNYA DÜZENİ:

“24 YIL ÖNCE HATIRLATMIŞTIK BUNLARI ”

 Dünya ticaretinin serbestleşmesini ön gören GATT süreci, genel ekonomik belirleyicilerin yanında, “ tarım ürünü fiyatlarının ticaret saptırıcı etkileri, yüksek maliyetli stokların oluşması ve bunlardan ötürü tüketicilerin haksızlığa uğraması “ gibi tarım kaynaklı sorunlardan da etkilenerek ortaya çıkmıştır. O nedenle, bu aşamaya kadar tarım ürünü ticaretinin GATT disiplininden uzak kalmış olmasını yanlış algılamamak, orta ve uzun gelecekte tarımın da GATT kurallarını gözetmek zorunda olacağını görmek gerekmektedir.

 Kuşkusuz, GATTT kuralları Türkiye tarımı açısından bütünüyle olumsuz boyutlar taşımamaktadır.

  • Ticaretin serbestleştiği bir ortamda, tarım ürünü ihracatçısı Türkiye’ye avantaj sağlayabilecektir.
  • Ülkemiz tarım destekleri GATT ölçütü olarak üretim değerinin %v10’unun altında kaldığından destekleme politikaları için yakın gelecekte bir sorun gözükmemektedir.

Yurt içi desteklerin yükümlülük dışında sayılması da bir olanak olarak değerlendirilebilir.

 

Olumluluk biçiminde tanımlanabilecek bu unsurların yanında, süreçte GATT nedeniyle karşımıza çıkacakları da fark etmek gerekmektedir.

 

  • Uruguay Turu ve GATT sonrası, Dünyaya Pazar ekonomisi egemen olacaktır.
  • Gelişmiş birçok ülkede çok büyük tarım ürünü stokları vardır.

  • Tarım ürünü ticareti de uluslararası kurallara bağlanacaktır.

  • Destek fiyatlarının yerini borsa fiyatları alacaktır.

  • UT sonrası korumacılık azalacaktır.

  • OTP’ye uyum durumunda ise koruma azaltıcı öngörüler zorunluluk haline gelecektir.

  • Bu nedenle, destek nitelikli birçok uygulama, belli bir süreçle kaldırılacaktır.

  • İç destekler aşamalı olarak kalkacaktır.

    • İhracat sübvansiyonları azalacaktır.

    • Gümrük tarifeleri indirilecektir.
    • İç tüketimin bir kısmı, ithalatla karşılanacaktır.

    ***

    Bir sonraki sayıda, özet raporun “olumlu beklentiler ve kısıtlayıcı öngörüleri ile OTP” başlığı adı altındaki bölümü ile devam edeceğiz.

     

     

    # YAZARIN DİĞER YAZILARI

    Yazar Adnan Korkmaz - Mesaj Gönder


    göndermek için kutuyu işaretleyin

    Yorum yazarak Yeni Ufuk Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Ufuk Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

    Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Ufuk Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Ufuk Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.