MEHMET ALİ ABAKAY AĞAÇ ve HAYAT ve ŞEHİR

AĞAÇ ve HAYAT ve ŞEHİR


Her yerde yangın varken kalkıp mizah yazıları yazmak,  beş- on okurumuzun hayatından birkaç dakika çalmak, edeb sınırlarında aylaklık derecesinde elleri cebinde, dilinde yabancı bir ülkenin melodisini çalan avare kılıklı bilinmekle eş değer bir izlenim doğurur, bizim için.. .


ŞEHİR ARAŞTIRMALARİ MERKEZI'nde belirttiklerimizle sayfamızdaki paylaşımlar oldukça farklı.


Hayata mizahla bakmadıkça insan kahrolur!..


****


Yangınlarda hayat değiştirenlere rahmet diliyorum. Bu dileğe ormanda, düz alanda heba olan ağaçlar da dahil, evcil ve yabanî hayvanlar hariç değil.


****


Biz de sizin gibi merak eder, dururuz bir fotoğraf karesi görünce.


****


Bilmektesiniz ki yol, cadde, sokak düzenlemeleri eksik olmaz, hayatımızda.


Hele belediyeler, kaldırım yapmaya bayılır.


İnsan bayılmaz mı?


Harcanan masrafın çok cok üstünde bir kâr marjı olunca, çoğu kişi belediye başkanı olunca kaldırımları güzellestirmekle ise başlar. 


Kolay mı, günde on binlerce insanın gelip geçtiği ve taşların yerinden oynadığı, yağmur yağınca su sıçratma kaynağı kaldırım taşları.


****


Doğduğumuz ve halen yaşadığımız şehirde ne zaman belediye başkanı değişirse kaldırımların değişeceğine iddiaya gözü kapalı gireriz ve iddiamızda kaybettiğimiz olmamıştır.


Hele biri kaldırım taşlarını çimentodan renkli ve dekoratif yapmıştı.


Çimentonun kaymağı-yağı güneşe mi soğuğa mı, insanın gidip gelirken ortaya çıkan baskıya mı dayanamadı, bilinmez, un-ufak oluverdi.


****


Daha önce arnavut taşla döşeli caddemiz vardı. 


Asfaltla tanıştırdılar 


Yaz ortası her yer katran kokuyor.


Meğer asfaltta katran varmış.


Solunum rahatsızlıkları ke ka!. 


Bildiğiniz ifadeyle " Ohoooo!.."


Anlaşılmış, sanırız, meram.


Kalkıp farklı bir beton uyguladılar.


Sonra asfalt...


Acemîliğini üzerinden atan stajer gibi, en son arnavut taşına dönüldü.


****


Koskocaman şehirde bazalt taşı varken insan Afyon'dan niçin taş alır? 


Kimse Karacadağ'da lav ürünü taş olduğunu bilmezmiş...


Bari Afyon'dan Kaymak Şekeri de  alınsa idi, eşantiyon olarak.


Nerede bu zeka!..


Afyon'da kaymak ayrı şeker ayrı.


Bilmeyen ikisini karıştırıp şekeri alır, bilmeden.


Bari Afyon Kaymağı gibi pürüzsüz olsaydı, caddeler!..


Afyon Kaymağı,  ehlince manda sütüyle yapılmasa yenmez.


Üzerinde yürüdüğümüz cadde, kaldırım aynı şekilde, istendiği gibi olmazsa yürünmez.


Yazık değil mi ayakkabılara, araçların tekerleklerine, araç aksamlarına?


Hem millî servet değil mi, tüm bunlar.


Bir mıhın bir nal, nalın sırasıyla milleti kurtardığı bilinmez mi?


Efendim, kilometrelerce uzunlukta caddemize bu sefer, bazalt döşendi, evlerimizdeki parke taşları gibi.


Kim akıl verdiyse vermiş, vesselam!...


Tornadan çıkmış milimetrik ölçüde bu taşlar, döşenmeden yol sıkıştırma çalışmaları yapıldı.


Esnaf perişan!...


Caddede çökmeler yer gösterdi.  Beş santim kalınlığa sahip olmayan tornadan çıkmış bazalt, habire tak ve tukla isyanda.


Her biri sinirinden mi can havlinden mi kırgın.


Kim demiş, taşın canı yok?


Bir Kızılderili kültürüne vakıf olaydı, yola taş döşeyenler, anlarlardı, doğrusu.


Aylar sonra nur topu gibi yeniden elden geçirilen caddemize kavuştuk!..


****


Sonrası her şey güzel oldu.


Açılışlar yapıldı.


Araçlar vızır vızır!..


Arada bir tonlarca ağırlık altında altı-yedi, bilemedin on santim torna işi taşlarda yine kart- kurt  sesleri başlamasın mı?


Orada kırık, burada patlak, şurada çıkık...


Şehir içi arabaların sürücüleri isyanda...


Adamlar bunu korna çalarak prostesto etmez mi?


Iki yılı dolmadan, hayda kollar sıvandı, bazalt tornalı taşlar, toplandı.


Zemin sıkıştırma, kum tabaka ve tekrar bazalt taşlar...


Bildiğiniz gibi arnavud kaldırım taşları.


Hangi yol mühendisi onay vermişse kaşlarının ortasından öpülmeli, nişan ve madalya ile taltif edilmeli.


Nerede bu mühendisleri yetiştirenler, nerede?


Kolay mı, yolu üç-dört defa bozmak.


Taş indir- kaldır hareketleri.


Bilmeyen akrobatik hareket sanır.


Belki Sibirya'da taş -maden ocağına müebbet çalışan?


Bunca insan, caddenin hayrına paraya kavuştu.


İhaleyi alan firmalar, aracılar, taşeronlar, taşeronların bir altı taşeronlar, usta başları, ustabaşlarını denetleyenler, işçiler, yemek ihalesini alanlar, operatörler, çay yapanlar,, lokantacı, fırıncı, simitçi, ağır vasıtalar, operatörler, kamyonlar, traktörler, kepçeler...


Dedik ya "Ohooo!.."


Ayne'l-yakîyn, böyle bir manzara.


Devletten ücret alıp ev geçindirmesin mi?


Kolay mı, ev geçindirmek?..


Mesele bu kadar basit ve kolay.


Hem para olsun ki ekonomi çarkı dönsün, dişliler kırılmasın.


Devlet hazinesi insanı için değil mi?


O versin, herkes nemalansın!..


****


Bu yol çalışmaları çok önemli...


Bir ihaleye konmuş müteahit, onlarca yıllık bir ağacı kesmeye kıyamamış.


O ağacı yontmuş.


Betondan döküm taşın estetiği önemli.


Ağaç mı önemli, yoksa asfalt yolla kaldırımı ayrıştıran çimentonun tadımlık karıştırıldığı mübarek kum harcından mamûl, malûm taşlar.


" Bu taşlar dizilecek, bir bir" emrine amade çalışan işinden mi, olsun?


Keserle mi başka bir şeyle mi, sığınmış Rabbine, yaptığının yanlışlığını bile bile.


İstemiş ki üstlerinden cart-curt sesler gelmesin, işi alan taşerona. 


Hem imza atacak olanlar, bahane bulmamalı!...


Hele kaldırımın açılış kurdelası kesilirken, konuşmayı yapan ya makası yere atsa, " Nerede simetri? Getirin bana metreyi ölçeceğim." dese, bilin ne olur?


Bir taş eksik olsa kaldırımdan gelen su, bozar asfaltı.


Bir aracın kaldırıma çıkmaması için, bariyer görevini görür, bu taşlar.


Caddeden on santim alınsa Karayolları itiraz eder, ulaştırmacılar ayağa kalkar.


Bir trafik kazası olmasın, ağaç da kesilmesin!..


Böyle böyle düşünülmüştür, muhakkak.


Biz, işin iyi niyet elçileriyiz, bir baķıma.


Peki madalyonun öbür tarafı?


" Sevsinler sizin işinizi!.." denilse ne olur?


Araya bir mala, çoğu kumdan harç.


Sulama yok.


On gün sonra taşlar yerinde değil.


Ağaç yerinde kalacak, aldığı yara sarılamaz cinsten.


Cacığa  bile yaramayan emtia gibi olan bu cins, yine cadde ve sokak ya da kaldırım düzenleyecek, eminiz!..


***


Merak edilmeye!..


Bu karenin tefsiridir, ifade edilenler.


Fotoğraf, sanal ortamdan alındı. 


Fotoğraf size her şeyi anlatır.


Fotoğraf varken bu yazıyı okumanız gereksizdi, aslında.


****
Mesele bu ağacı kestiren malı bulmak!.. 


Bu malın yaptığına onay veren sorumluya ulaşmak.


Sorumluluğu halen üzerinde olan Belediye Başkanını tanımak ve kendisini tebrik etmek, vazifemiz..


İşte ulaşamıyoruz,  ulaşmak oldukça zor!..


Bakın etrafınıza, mutlaka birine rastlarsınız...


****


Vesselam!..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Misafir Kalem - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Ufuk Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Ufuk Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Ufuk Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Ufuk Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Ankara'da Hangi Milletvekilini Daha Çok Tanıyorsunuz?
Tüm anketler