NE GÜZEL BİR ETKİLENİŞ

NE GÜZEL BİR ETKİLENİŞ

Hani bazen çeşitli duyguları aynı anda yaşadığımız olur ya. Yaşayarak biliriz ki o anlar hayat memat meselemiz olmasa da bizi etkileyen zaman dilimlerindendir. Toplumlar içinde böyle anlar vardır. O anlarda toplum etkileyen bir süreçtir. Gelin toplumumuz için önem arz eden süreç nedir? Birlikte bakalım.

Hafta başı ülke olarak heyecanlı, telaşlı, biraz sıkıntılı, biraz tedirgin fakat umutlu ve geleceğe dair beklentili bir sosyal olay yaşadık ve yaşamaya devam ediyoruz. Ülkemizin her bir ferdi bu sosyal hadisenin içinde oldu. Bazılarımızı çok bazılarımız az, bazılarımızsa kısmen veya dolaylı olarak yaşadı. Hele hele bazılarımızı ise heyecanla dalgalandırdı.

Okulların açılma zamanı insanımız çocuğunun okul ihtiyaçlarını karşılamaya çalışır: Bazı velilerimiz sıkıntılı, telaşlı ve tedirgindir çünkü kuzusunun bütün ihtiyaçlarını karşılayamamıştır. Onun huzursuzluğunu yaşamaktadır. Mesleğe atanan öğretmen ve okula başlayacak öğrenci ile anne babası “ilk olmanın” heyecanını yaşar. Beklentisi olan öğrenci ve veliler umutludurlar geleceğini inşa etme imkânı vermektedir okul.

Bu duygularla okullarımız açıldı. On dokuz milyon öğrenci, bir milyon üç yüz bin öğretmen, memur ve eğitim çalışanlarımızın toplamına ailelerini de ilave ettiğimizde altmış beş milyonun üzeri sayıdaki ülke insanını doğrudan ve sürekli kapsamına almaktadır. Okul kantinleri ve servislerini de üzerine koyduğumuzda bu rakam daha da yukarılara tırmanacaktır. Ayrıca kırtasiyeleri, giyim ve ayakkabı mağazalarını, hâsılı diğer paydaşları da düşündüğümüzde ülke nüfusunun tamamını etkileyen sosyal olay olduğunu görürüz.

Bütün sosyal hadiselerimiz, okulların açılması gibi ileriye, geleceğimize, nesillerimizin ikbaline ve istikbaline yönelik olsa keşke! Ne hoş bir olay, ne güzel bir etkileniş, ne güzel bir kalp çırpıntısı. Okulların açılmasıyla İlme, nazik ve zarif davranışlara kaldığı yerden tekrar yelken açacak çocuklarımız. Her öğrenci yelkenini kendi ölçüsünce şişirerek yoluna devam edecek. Kimisi az kimisi çok ama her yavrumuzun yelkeni mutlaka rüzgâr olacak ve hayat denen açık denizde hedefine ilerleyecek.

Öğrencilerimiz okula, evinde yaşadığı sıkıntısıyla, kederiyle, sevinciyle, sevgisiyle, heyecanıyla ve umuduyla birlikte gelecek. İşte bütün bu getirilenlerle öğretmenler ilgilenebildikleri kadar ilgilenecekler. Çözebildiklerini çözecekler ve bundan derin mutluluk duyacaklardır. Çare olamadıklarınınsa üzüntüsünü yaşayacaklardır. Öğrencilerin getirdikleri umut ve neşeyi paylaşıp moral bulacaklar. Sevinçleriyle sevinç, mutluluklarıyla mutluluk duyacaklardır. Bu nedenle bir gün içinde duygularında dört mevsimi peş peşe yaşayan öğretmenler olacaktır. Ne mutlu bu hali yaşayabilen saygı değer öğretmenlere.

Sevgili öğrencilerimiz, göz bebeğimiz yavrularımız okul yoluna düştüler ve eğitim yuvalarına kavuştular. Okulun açıldığı ilk gün: Bazı öğrencilerimiz yeni başlamanın hafif çekingenliği ve yabancılığını yaşayarak da olsa, arkadaşlıklar kuracak. Kurduğu arkadaşlıklar beğenmezse, başka arkadaşlıklar kuracak. Bazıları okulun kıdemli öğrencileri olarak eski arkadaşlarıyla sarmaş dolaş olup hasret giderecekler. Çeşitli espriler patlatacaklar. Hep birlikte kahkahalarla ve sevgi ile kaynaşacaklar. Ah bu genç günler. Ne hoş olur bir bilseniz görebilene!

Okulun bahçesinde, koridorlar ve dersliklerdeki bu kaynaşmaları gençlik heyecanını panoramik olarak seyretmek o kadar mutlu eder ki öğretmeni. Pırıl pırıl parlayan bakışlarla kendisi de o öğrencilerden birisi oluverir bir an. Ama hemen toparlar kendini. O genç ruh halinden Bir anda öğretmen veya okul müdürü kimliğine dönüverir. Öğretmen veya müdür kimliğine dönse de o kaynaşma halinden memnun ses tonu ve tebessümle; “Haydi artık! Zil çaldı. Ders başladı. Sınıflara!..” gibi seslenişlerle sınıflara giderken, aslında gençlerin geleceğine doğru öğrencileriyle birlikte yürür. Allah’ım ne ulvi bir meslek Öğretmenlik!..

Bazen öğretmenlerini yoklarlar haytaca: Bazı öğretmenlerine “Hocam çok yakışıklısınız.” Veya “Vay! Hocam bu gün karizmasınız. Hocam sizi çok seviyoruz” Gibi cümlelerle el enseleri çekerler akıllarınca. Öğretmenlerinin boşluğunu bulurlarsa bunun dozunu artırarak yürürler hedeflerine. Öğretmen, bu lise, bilhassa meslek lisesi öğrencisi klasiğini bildiğinden uygun dil ve davranışla savar bu el enseleri. Bazen de sizi gidi haylazlar tebessümüyle teşekkür eder. Sınırı aşmadıkları sürece öğretmen sevgisi ve kuşatıcılığıyla tolere eder.

Okulun açıldığı bu ilk haftada bazı öğrenciler okula ve derslere hemen adapte olurlar İşte bu öğrenciler kazançlı olanlardır. İlk haftadan itibaren öğretmelerini dikkatlice dinlerler. Notlarını tutarlar derslerini takip ederler. İlerleyen zamanlarda sıkıntı çekmeden derslerini başararak bir üst sınıfa geçtikleri gibi Üniversiteye de hazırlanmış olurlar.

Bazı öğrencilerse bırakın ilk haftayı belki üçüncü haftada bile okula ve derslere adapte olamazlar. Onlar bedenen okuldalarsa da akılları ve duyguları hala ders başı yapmamıştır. Zihinleri biraz dışarıda kalmıştır. Okulda ki zoraki şamatanın ortaklarındandır. Ders yerine nasıl şamata yaparım peşindedir. Birde bakar ki bu hal kendisine zarar vermeye başlamış. Derslere döner. Döner dönmesine de. Epey zaman kaybetmiştir.

Konular üst üste yığılmış. Derslerdeki takipsizlikten kaynaklı ipin ucunu kaçırmış. Neredeyse birinci yazılı yoklama zamanı gelmiş çatmış kendisinin hiç hazırlığı yoktur. Ya bütün derslerde ki eksikliğini tamamlayabilmek için çok sıkı bir çalışma disiplini uygulayacak ve konuları toparlayacak. Ya da bulunduğu konulardan itibaren iyi ve disiplinli bir çalışma sergileyerek durumu toparlayacak. Üçüncü hali yazmayayım çünkü iyi bir hal ve sonuç değil.

Anne babalar sevgili yavrularını okula ne büyük umutlar ve beklentilerle gönderirler bir bilseniz. Çocuklarından o kadar çok şey beklerler ki. Öğrencilerin çok azı bu beklentiye cevap verirler. Bir bölümü kısmen cevap varabilirler. Hâlbuki bazı öğrenciler bu beklentilerin bir hayli uzağındadırlar. Anne ve babalar çocuklarının durumunu bilmezler. Bilmedikleri veya bilmek istemedikleri için sukutu hayale uğrarlar. Bu durumda çocuklarımızı iyi tanıyıp onlardan beklentilerimizde de gerçekçi olmak zorunda değil miyiz?

Azda olsa bazı velinin evladı kendine göre, “ O kadar Başarılı, dürüst, kurallara uyan, akıllı ve zekidir ki.” Hiç hatası olmaz. Eğer okulda sevgili evladı ile ilgili bir problem yaşanmışsa. Suç arkadaşındadır ya da okulda veya öğretmendedir. Çünkü “O velinin” evladı kendisi gibi pir ü paktır(!) Dersten iyi not alamamışsa öğretmen kötü ders anlatmaktadır veya öğretmenler onun kıymetli yavrusuna takmışlardır.

Nadirattan da olsa bazen veli çocuğu tarafından doldurulmuş olarak bütün hıncıyla okula gelir. Terbiyeci rolüne soyunarak; “öğretmen çocuğumun psikolojisini nasıl bozar?”

diyerek. Öğretmenin psikolojinin evladının bozmuş olma ihtimalini aklına bile getirmeden; yavrusundan özür dilenerek öğretmenin cezalandırılmasını emreder. Hâlbuki veli sakin ve gerçeği arayan bir tavırla ilgililerle konuşabilse çok faydalı bir görüşme yapmış olacak. Var olan aksaklık çözüme kavuşacak ve sağlıklı bir sonuca varılacaktır.

Konunun incelenmesi sonucunda görülür ki. O ailenin daha birçok problemi vardır. Aslında velinin ruh halinin tedaviye ihtiyacı vardır. Kimse öğretmenden özür dilemeyi düşünmez!

Sevgili evladının kusurunu bile bile kabul etmeyerek böyle şuursuzca arkalayan veli bilmiyor ki. Çocuğunun geleceğini karartıyor. Kendisinin de içinden çıkamayacağı bir gayya kuyusuna çekiyor. Çocuğunu elleriyle sonu karanlık geleceğe doğru sürüklüyor. Öğretmen bu durumu gözlemler bilir. Veliye durumu anlatmaya çalışır. Bazen başarır. Bazense veli o kadar uzaklardadır ki ulaşamaz susar…

Vesileyle, ülkemin geleceği, milletimizin gözbebeği çok sevgili evlatlarımızın, çok değerli öğretmenlerimizin, kıymetli eğitim çalışanlarımızın 2023- 2024 Eğitim Öğretim yılını tebrik eder başarılar dilerken Türk milletine de hayırlar getirmesini dilerim.

10.09.2023 Mevlüt Köksal Ankara / Sincan

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mevlüt Köksal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Ufuk Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Ufuk Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Ufuk Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Ufuk Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Ankara'da Hangi Milletvekilini Daha Çok Tanıyorsunuz?
Tüm anketler