OKYANUS ÖTESİNDEN YALAN RÜZGÂRLARI ESİYOR

OKYANUS ÖTESİNDEN YALAN RÜZGÂRLARI

ESİYOR

 

Doksanlı yıllarda televizyonlarımızda yayımlanan “Yalan Rüzgârı” isimli ABD yapımı bir dizi vardı. Yalan, sahtelik ve kirli ilişkiler üzerine kurulu bu dizide Amerikan hayatının bütün pislik ve defoları resmigeçit yapardı. Mezhebi fazlasıyla geniş insanın bile o diziyi izlerken midesi bulanırdı. Son günlerde ABD’nin bize karşı yürüttüğü siyasetin de o diziden pek bir farkı kalmadı artık. Bir süredir okyanus ötesinden yalan rüzgârları esiyor ülkemize doğru. 

Yalan büyük bir afettir. Makyavelist bir tutumla devlet siyasetinde, hele bir de dış politikada kullanılırsa sahibini bir açmaza sürükleyebilme tehlikesini de içinde taşır. Çünkü yalan, zamanla devletin vakar ve haysiyetine de zarar vermeye başlar. Kronikleştiğinde ise söyleyenin tutarlı hareket edebilme imkânını elinden alır. O çok velûd bir mahlûktur aynı zamanda. Zîrâ bir yalan, düzinesini de peşinden sürükler. Sonuncusunun üzerini örtebilmek için bir yenisini üretmeye mecbur olursunuz. Sözle fiil birbirini tutmuyorsa işiniz çok zordur. Karşınızdakini dost ve müttefik olarak tanımlarken aklınızdan onu yemeyi geçiriyorsanız bu durum sizi sürekli zikzak yapan bir siyasete mahkûm eder. Hâliyle güvenilmez ve sakıncalı bir pozisyona düşürür. Siyasetiniz gün geçtikçe tutarsızlaşır. Hele bir de karşınızda dili çok net, sözünün arkasında dimdik duran ve de palavralarınızı yutmayan bir kuvvet varsa işiniz iyice zordur artık. Muhatabınız ağzınızdan çıkan bütün yâveleri daha havadayken tutup imhâ eder.  

ABD ile son günlerdeki münasebetimiz tıpkı yukarıda çerçevesini çizmeye çalıştığımız tabloya benziyor. ABD bize durmadan yalan söylüyor. Ama artık biz, geçmişte olduğu gibi, bile bile lâdes demiyoruz ona.

ABD siyasetinin geçmişteki üstünlüğü büyük ölçüde aleyhimizdeki faaliyetlerini görmezden gelmemize dayanıyordu. Görmek mecburiyetinde kaldığımızda ise resmî açıklamalarla bütün olup bitenleri kınıyorduk sadece. Derdimiz zevâhiri kurtarmaktı zîrâ. Gerçekte tepki vermiyor, veriyormuş gibi yapıyorduk. Yani “mış” gibi yapmaktı siyasetimizin özü. Kısacası riyâ siyaseti.

ABD bize sadece şimdi mi yalan söylüyor? Hayır, bugüne kadar hep yalan söyledi o bize. Gerçi inanmazdık ama inanıyormuş gibi yapardık. Devir, riyâ devriydi çünkü. Düşmanın yalanlarını yüzüne çarpacak ne mâddî ne de mânevî güce sahiptik. En başta da insan malzememiz yetersizdi. Çâresiz, vaziyeti idâre etmeye çalışırdık. Mahkûmduk âdeta öyle bir siyasete. Çok şükür o yalan ve riyâ devri kapandı da rotamızı telkinlere kapılmadan bir başımıza çizmeye başladık.

Geçmişte kazığı yer, buna rağmen susmayı yeğlerdik hep. Sadece; “Böyle de olmaz ki canım! Biz, dost ve müttefik değil miyiz?” diyerek kendi kendimize hayıflanırdık. Esef bile edemez, işi geçiştirmeye çalışırdık. Mâzîde kaldı çok şükür o günler. Peş peşe yediğimiz silleler, düşmanın insâfıyla adam olunamayacağını öğretti bize çok şükür. 

Siyasilerimizin ağzından, eskiden olduğu gibi “dost ve müttefik Amerika” sözü çıkıyor mu bugün? Hayır! Biz o yalan ve riyâ devrini çoktan kapattık. NATO’daki en büyük müttefikimizse(!) bize hâlâ o gözle bakıyor. Geçmişte olduğu gibi ipe dizdiği yalanlarla bizi avutacağını sanıyor. Yalanlarına itibâr etmediğimizde ise doz aşımına gidiyor. Artık o yoldan netîceye ulaşmanın mümkün olamayacağını anlayamadı henüz.

Şubat ortasında NATO Savunma Bakanları toplantısında ABD Savunma Bakanı Mattis’in Savunma Bakanımıza yaptığı; “YPG ile PKK’yı savaştırabiliriz.” teklifi yalan siyasetinin bir süper gücü ne hâle düşürdüğünün ispatı gibiydi. Gerçekte her ikisi de kendisine bağlı unsurları karşı karşıya getirmekten bahsediyordu hazret. Böyle bir teklifin dile getirilmesi bile abesti. Türkiye’nin kararlılığı karşısında siyaset üretemeyen ABD’nin çâresizliğiydi bu bir bakıma.  ABD politikasında yalanların ağırlığı her geçen gün biraz daha artarken biz günbegün gerçeklerle daha fazla yüzleşmekteyiz. Bu radikal değişiklik bizim hayrımıza oldu kesinlikle. Riyâ devrini kapatmadan evvel sağlıklı tek bir adım bile atamazken bugün birçok alanda dev adımlarla koşuyoruz geleceğe doğru. Tarihin çağrısına uyup varlığımızda meknûz olan aslî misyonumuza dönünce, bütün kapılar bir bir açılmaya başladı bize. Ardına kadar da açılacak İnşâallah. Bütün engeller zamanla ortadan kalkacak. Allah riyâyı sevmiyor! Bu prensip insanların hayatında cârî olduğu gibi devlet ve toplumların hayatında da geçerli hiç şüphesiz.

Seksenli yıllarda toplumun kahir ekseriyetine; “ABD’yle anlaşıp uzlaşmadan sağlıklı bir adım atamayız.” anlayışı hâkimdi. Toplumun çoğunluğu ABD’yi dikkate almaktan, onunla birlikte yürümekten yanaydı. Bu, hayli yaygın bir psikolojiydi. O yüzden Özal gibi muhafazakâr tandanslı siyasetçiler bile ABD’ye yakın görünmeyi tercih ediyorlardı. Bugün ise toplumun çoğunluğu ABD ve şürekâsına o gözle bakmıyor. Toplumun değişen algısına paralel olarak tabîatiyle bizi yönetenlerin de bakış açısı değişti.

Bu millet yaklaşık yüz yıl önce büyük bir ameliyat geçirdi. Ameliyat sona erdi ama toplum yediği narkozun etkisinden uzun süre kurtulamadı. Yakın zamanda ise gözlerini açıp kendisine gelmeye başladı. Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle; “Uyuyan dev uyandı.” Üzerindeki mahmurluğu atarak yavaş yavaş aslî kimliğine kavuşuyor bugünlerde.

ABD, sonu çıkmaz sokak olan bir kısır döngüye mahkûmdur artık. Bundan böyle tutarlı davranabilmesi çok zor. Bize açıktan savaş ilân edeceği vakte kadar da bu mahkûmiyetten kurtulamaz. Kılıçların çekileceği güne kadar bin bir türlü tezvîrâtla karşımıza çıkıp zırvalamaya devam edecektir.

Geçmişte onlar oyun kurar, bizlerse onların kurduğu oyunda kendimize bir rol kapmaya çalışırdık. Bugün durum değişti, oyun kurucu ve gerektiğinde de oyun bozucu bir unsuruz artık. Gerçekte biz, tarihî derinliğimize sırtımızı döndüğümüz için ABD karşısında eziktik. Benliğimize geçirdiğimiz maskeyi çıkartıp kendimizle barışmaya karar verince Sam Amca da yelkenleri suya indirmeye mecbur oldu.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Haldun Sönmezer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Ufuk Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Ufuk Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Ufuk Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Ufuk Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Ankara'da Hangi Milletvekilini Daha Çok Tanıyorsunuz?
Tüm anketler