HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ ?

HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ ?

Hayatımızı dolu dolu yaşamamıza,huzuru yakalama mıza,yaşamın güzelliklerini yakalayıp o anların hazzını hissetmemize çoğu zaman çocukluğumuzda yaşadığımız travmalar sebep olurlar.Çocukluk deneyimlerimiz duygusal gelişimimiz ,ruhsal gelişimimiz ve hatta fiziksel gelişimimizi etkilediği gibi kişinin karakter yapısına ,kişilik gelişimine kadar etki etmektedir.Bir yetişkinin çocukluğunda yaşadığı travmalar sadece çocukluğunu etkilemekle kalmaz kişinin tüm yaşantısını etkiler bazen bütün bir yaşamı o travmaların etkisi altında geçiren o kadar çok insan vardır ki.Çocukluğundan itibaren ilk başta ilişkilerinde sorun yaşar aile ile iletişimi olsun ,okul hayatı olsun ,öğretmenleri ile olan iletişimi,arkadaşları ile iletişimi ,hatta kariyer oluşumunu,eş seçimi ,aile olmak ,anne baba olmak gibi konularda yanlışlara giden bir dizi zincirdir aslında.Bu sonuçlar hem fiziksel hemde ruhsal olarak açığa çıkar.Hatta yapılan araştırmalara göre kişi çocukluğunda ne kadar olumsuz deneyim yaşarsa ,hayatının sonraki dönemlerinde sağlık problemleri yaşaması kuvvetle muhtemel olduğu gibi ve sağlık sorunları riskinin arttığını ortaya koymuştur.

Bir insan kendisini ruhsal olarak kapana kısılmış gibi hissederse,bir süre sonra vücudundaki azalar fiziksel olarak yada ruhsal olarak kelimelerden daha yüksek bir ses ile konuşmaya başlar.Artık her bir aza kendi lisanıyla şikayetini dile getirir duruma gelir.Yani fiziksel ve ruhsal olarak o, içinizdeki yaşadığınız duygu bu değersizlik olabilir,yetersizlik olabilir,güvensizlik olabilir ,başarısızlık olabilir ve sevgisizlik olabilir adını siz koyun bunları okurken ,zihnin hangi duyguları yaşadığını sana fısıldayacak işte bütün bunlar durdukları yerde durmuyorlar biliyor musunuz?bir süre sonra tıpkı keskin sirke gibi küpün dışına çıkıyor ve bir organınızda yada bir uzvunuzda vücudunuzun herhangi bir yerinde veya ruhsal problemler olarak tezahür ediyor.

Biliyor Muydunuz? öfkelendiğiniz,yada hüzne kapıldığınız bir anı ,bir olayı yada bir insanı hatırlamak ve o yaşamış olduğunuz olayı , duyguyu,insanı 5 dakika kadar yeniden yaşamak insan vücudundaki bağışıklık sistemini 6 saat kadar zayıflatabiliyor.İşte şimdi bir kez daha düşünün derim.O halde gelin hep birlikte çocukluk döneminde yaşanan travmalar neleri ve ne gibi sonuçları getiriyor yaşantımıza hatta yaşam kalitemizi düşürüp ,hayatı bize zorlaştırıyor.Çok detaylara inemesekte başlıklar halinde bakabiliriz.

1.

Eğer sürekli üzgün ve kendinizi hep kötü hissediyorsanız,

Bir şey istemekten çekinen biriyseniz ve isteklerinizi dile getirmekten hoşlanmıyorsanız,

İnsanlarla aranızda veya yaşadığınız olaylar da sınırlarınızı çizmekten korkuyor ya da buna cesaret edemiyorsanız,

Ve sürekli kendinizi suçlu hissettirecek insanları,olayları kendinize çekiyorsanız.

Muhtemelen çocukken ebeveynleriniz yada si̇ze yakın olan büyükleriniz tarafından kendinizi suçlu hissettirecek bir olay veya bir söz işitmişsinizdir.Yaşamış olduğunuz her ne ise si̇ze kendinizi suçlu hissettirmiş olmalı.

2.

Bulunduğunuz ortamlarda aidiyet duygusu hissetmiyorsanız veya dışlandığınızı düşünüyorsanız,

Geride bırakılma veya terk edilme korkusu yaşıyorsanız,

Yalnız kalmaktan nefret ediyor,bu korku ile yaşıyorsanız,

Çevrenizdeki insanları terk etmekle tehdit ediyorsanız,

Ergenlik ve ya yetişkinlik dönemleriniz de sağlıklı ilişkiler kuramadıysanız,

Düşük benlik saygısı (kendinizi diğer insanlardan daha değersiz hissetme ve ya yetersiz görme) ve özdeğer duygu eksikliği yaşıyor ve kendinizi hor görüyorsanız,

Sürekli endişeli ve dışarıdaki her şeye, herkese ve özelliklede kendinize karşı güvensizlik yaşıyorsanız,

Normalde duygusal anlamda si̇ze uygun olmayan insanları kendinize çekiyorsanız ,

Başladığınız bir işi,ilişkiyi,eğitimi vb…..tamamlayamıyorsanız,

Muhtemelen çocukluk yıllarında terk edilme ,ayrılık ve ya bir kayıp travması yaşamış olabilirsiniz.

3.

Her zaman incinmekten korkuyorsanız,

Kendinize karşı güven eksikliği yaşıyorsanız,

Çevrenizdeki insanlara güvenememenin yollarını arıyorsanız,

Kendinizi güvensiz hissetme ve sürekli dışarıdan doğrulamaya ihtiyaç duyuyor onay almadan hareket edemiyorsanız,

Kendinizi emniyette hissedemiyorsanız,

Normalde sizin kendinizi güvende hissettirmeyen ve kendilerini güvende hissetmeyen insanlar ile yolunuz kesişiyorsa,

Muhtemelen çocukluk yıllarında güven ile alakalı travma yaşamış olabilirsiniz.

4.

Bir şeyleri bırakmakta zorlanıyorsanız,çeşitli bağımlılıklar yaşıyorsanız

(Bağımlılık çok çeşitli alanlarda olabilir,anne babaya,öğretmene,eşe,arkadaşa,bir hayvana,bir eşyaya,sigara vb…hastalıklara vb…..çoğaltabiliriz),

Düşük Özdeğere sahip olma,

Çok kolay sinirlenme,

İnsanlara Hayır demekte zorlanma,

Duygularını bastırma,

Kolay incinmekten çekinme,

Normalde sizi takdir etmeyen ve ‘’görünür olduğunuzu’’hissettirmeyen sizi görmeyen insanları kendinize çekiyorsanız.

Muhtemelen çocukluk yıllarında yakın aileniz veya öğretmenleriniz tarafından ,değer verdiğiniz kişiler tarafından görünür olamamış,farkedilmemiş yani onlar tarafından ihmal edilmiş olabilirsiniz.

5.

Başkalarının sizin hakkınızda ne düşündüğü ile alakalı kolayca olumsuz senaryolar yazıyorsanız,

İnsanlarla olan ilişkilerinizde yakınlık kurma konusunda aşırı temkinli davranıyorsanız,

Anlaşmakta zorluk yaşıyorsanız,

Sürekli çevrenizdeki insanları memnun etmeye çalışıyorsanız,

İnsanlara karşı duygularınızı açma konusunda zorluk yaşıyorsanız,

Muhtemelen çocukluk yıllarınızda reddedilme,kabul görmeme travması yaşamış olabilirsiniz.

6.

Duyguları tanıma,duyguları ifade etme ve duyguları yönetmede sorun yaşıyorsanız,

Çok çabuk depresyona giriyorsanız,diğer psikolojik rahatsızlık belirtileri yaşıyorsanız,

Geceleri sık sık kabuslar görüyorsanız,

Fiziksel olarak ağrılarınız oluyor ya da mide rahatsızlıkları yaşıyorsanız,

Panik ataklar yaşıyorsanız,

Muhtemelen çocukluk yıllarınızda ihanet travması yaşamış olabilirsiniz.

7.

Kronik göğüs veya sırt ağrısı yaşıyorsanız,

Sürekli kendinizi yorgun ya da bitkin hissediyorsanız,

Anlaşılamayan, manasız ve mantıksız duygular yaşıyorsanız,değişik duygu geçişleri yaşıyorsanız,

Bulunduğunuz ortama uyum konusunda sorun yaşıyor veya bir şeye dikkatinizi veremiyorsanız,dikkatiniz kısa zamanda dağılıyorsa,

Yaşadığınız olumsuz olaylar karşısında ya da insanlarla olan ilişkilerinizde kendinizi çözüm yollarından ve çözüm kaynaklarından soyutluyor ,uzaklaşıyorsanız,

Muhtemelen çocukluk yıllarınızda si̇ze karşı yapılan bir haksızlık yada adaletsiz bir davranışla muamele görmüş olabilirsiniz.

Peki bütün bunları atlatabilmenin en kolay yolu, olanı olduğu gibi kabul etmekten geçiyor.Bir şeyi reddederseniz onu daha çok büyütmüş beslemiş olursunuz.Düşünün bir çocuğa herhangi bir konuda hayır dediğinizde çocuk o şeye karşı daha yüksek bir itilim yaşar ve ona ulaşıncaya kadar o şeye karşı kavuşma arzusu büyür değilmi?

İşte böyle düşünün ve olanı olduğu gibi kabul edin, yani kabule geçin.Bunu hem aklen,hem bedenen ve ruhen kabul edin.İnanın bu bile sizi oldukça rahatlatacaktır.İnsanlar ile ve olaylarla aranızdaki dengeyi sağlamakta çok iyi gelecektir.En önemliside affedin daha önceki yazılarımızda affetme konusunda uzun uzun bahsetmiştik dilerseniz geçmiş sayılardan bakabilirsiniz.Affetmek si̇ze yapılanları ,sizi kıranların,sizi incitenlerin davranışlarını onaylamak değildir tam tersine ‘’tamam olanı olduğu kabul ediyorum her şey yaşandı ve bitti.bu olayın bana ait olan sorumluluğunu ben aldım kabul ettim,sana ait olan kısmını da sana bırakıyorum’’ demektir.

Affetmek yüklerinizden kurtularak si̇ze büyük bir özgürlük ve hafiflik sağlayacaktır.

Affetmediğiniz takdirde o kişileri sürekli aklınızda ve kalbinizde tutmanız demektir.

O halde zihnimizde ve kalbimizde neleri saklıyoruz ,kapıyı aralayıp bir kez daha bakalım.

Ve en önemliside gözümüzün nuru evlatlarımıza bizde aynı travmaları yaşatmayalım ki bizim hayat boyu yaşadığımız problemlere,sıkıntılara ,fiziksel ve ruhsal rahatsızlıklara onlarda yakalanmasın.Onlar bizim mirasımız değil mi?Evlatlarımıza miras olarak sadece mal,mülk,para vb….bırakmıyoruz ,aynı zamanda bizim zihnimizde,ruhumuzda mesken tutmuş,kalıplaşmış negatif enerjiler ve inançları, kalıplarıda bırakıyoruz buda miras olarak bizden sonraki nesillere aktarılıyor.Atalarımız ne güzel söylemiş ‘’dedesi erik yemiş,torununun dişi kamaşmış’’ Evet bunu atalarımız söylemiş fakat bu bilim dünyasında da kanıtlanmış bir realite. Atalarımız belki günümüzdeki gibi üniversitelerde.akademilerde okuyup ,bilimsel araştırmalar ,deneyler yaparak eğitim tahsil etmemiş olabilirler fakat onlar daha önemli bir eğitim sisteminden geçmişler hayat eğitiminden geçerek ,bizzat hayatın her alanını deneyimleyerek ,gözlemleyerek bizim bazen anlamakta zorlandığımız ve kabullenemediğimiz bir çok şeyi onlar keşfetmişler ,o yüzden de atalarımızın söylemleri bizim için kıymetli. Evet sonuç olarak ailemizin ,büyüklerimizin farkında olmadan ,veya yaşadıkları zorluklar nedeniyle ,belki sonucunu düşünemeden bizim üzerimizde uyguladıkları Travmaya yol açan hataları biz evlatlarımıza uygulamayalım.Evlatlarımız bizim

geleceğimiz.Biz hangi haksız,yanlış davranışlara maruz kalırsak kalalım ,aynısını evlatlarımıza yaşatmayalım.

Sevgiyle ve muhabbetle kalın sevgili dostlar.

Müjde Elif Şahin

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Müjde Elif Şahin - Mesaj Gönder

# iyi

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Ufuk Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Ufuk Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Ufuk Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Ufuk Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Tülay Çoklu - Müjde Elif hanım merhaba paylasımlarınızı çok beğeniyorum ve severek okuyorum insanların hayatına dokunmanız bir şeyler katmanız çok güzel ve zevkle okumaya da devam edicem?

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 21 Kasım 12:23


Anket Ankara'da Hangi Milletvekilini Daha Çok Tanıyorsunuz?
Tüm anketler