28 ŞUBAT ve MESLEK LİSELERİ

28 ŞUBAT ve MESLEK LİSELERİ

Kıymetli okurlarımız, insanın, daha çocuk yaştan itibaren geleceğine yönelik hayaller ve düşünceler içinde olduğunu biliyoruz. Malumunuz olduğu gibi, bu tasavvurlar ilerleyen yıllarda kendi ayakları üzerinde durabilmek adına çalışma şeklinde tezahür eder. Devletlerde insanlar gibi geleceklerini inşa için planlamalar yapar ve bu doğrultuda icraatlar da bulunurlar ki. Nesilleri hür bağımsız ve en az diğer devletlerin seviyesinde güçlü kalabilsin…

Ülkelerin yaptığı planlamalarının başta gelenlerinden birisinin de eğitim olduğu bilinmektedir. Gücüne, ihtiyacına ve önceliğine göre yapılan planlamalar belli oranda bazen iç bazen de dış etkenlerden uygulanamayabiliyor. Dâhili nedenler elde olmayan sebeplere dayanabileceği gibi ihmal ve kasıttan da olabiliyor. Ülkemizin eğitiminin bir bölümünü teşkil eden, “Mesleki ve teknik eğitimle” ilgili kısmi bir gözlem yapalım mı? Ne dersiniz! Bu gözlemi mesleki ve teknik Anadolu; önceki adıyla “Endüstri Meslek ” olarak bilinen liselerin özelinde yapalım ve daha müşahhas olsun.

Değerli okurlarımız, bu konuyla ilgili yeterli kanaati çok gerilere gitmeden de edinebiliriz. Mesela yetmişli yıllardan başlamak sizce de uygun olur düşüncesindeyiz. Yetmişli yıllar ve devam eden süreçte: Ortaokulu bitiren öğrenci “Endüstri Meslek” lisesine gelmeyi dilerse, sınava girer, alanını da seçerek dokuzuncu sınıfa başlar. İlk yıldan itibaren atölye dersi ile meslek derslerini ve akademik derslerini alarak okuluna devam eder. Onuncu sınıfa geçtikten sonra öğrenciler ikiye ayrılırlar.

Dokuzuncu sınıf sonunda bazı derslerden gerekli ortalamayı tutturan öğrenciler eğitim süreleri artı üç yıl olan “Teknik” liseye geçiş yaparlar. Bu öğrenciler meslek derslerine ilave, lisenin fen kolu düzeyinde akademik dersler görürler. Mezun olduklarında büyük oranda üniversiteye girmeyi başarırlar. Genellikle de teknik lisede okudukları alanın üst öğrenimine giderler ve birikimlerini yukarıya taşırlardı. Kazanamayanların ekseriyeti ise alanlarıyla ilgili sanayi kuruluşlarında geçimlerini temin ederler ve ülke ekonomisine katkıda bulunurlardı.

Teknik liseye gitmeyen öğrencilerse öğrenimleri süresince akademik derslerinin yanı sıra iş yerlerinde staj veya işletmelerde beceri eğitimi görerek onuncu ve on birinci sınıfını tamamlayarak “meslek lisesi” mezunu olurlardı. Bu öğrencilerden az oranda da olsa üniversiteyi kazananlar orada öğrenimlerine devam ederlerdi.

Kazanamayanların bir bölümü, yeteri meslek eğitimi almaları nedeniyle üretimin yani sanayinin değişik alanlarında iş bulur çalışır, üretime ve ülkeye katkıda bulunur. Geriye kalan öğrencilerde, iş disipliniyle yetişmiş olmaları nedeniyle değişik iş kollarında çalışırlar. Geçimini sağlar ailesine ve ülkesine katkıda bulunurlardı.

Üniversiteyi kazanma ümitlerinin çok canlı olması, mezun olduklarında iyi bir iş bulacaklarını bilmeleri nedeniyle akademik başarısı vasat, iyi veya yüksek düzeydeki öğrenciler Endüstri meslek liselerini tercih ediyorlardı. Bu akademik harmoniyle

birlikte, gelecek vardı, kıymetli olmak vardı ve donanımlı olmak vardı. Hâsılı ümit vardı,

Görüldüğü gibi Meslek lisesinden mezun olan öğrenciler üniversiteyi kazandıkları gibi eğitim gördükleri alanlarında teknik eleman olarak ülkenin üretiminde önemli rol oynamaktadırlar. Alanları dışında çalışanlarda yine ülkesinin üretiminin itici gücü olmaktadırlar. Zaman içinde olgunlaşıp ustalaştıklarında en zorlu ve kritik alanlarda ülkenin üretimini omuzlarlar.

Saygıdeğer okurlarımız, yukarıda görüldüğü gibi bazı eksiklikleri ve aksaklıkları olsa da; Türkiye, oturmuş ve verimli bir mesleki eğitime sahipti. Bu sisteminden çokça faydalanıyor üretimde sürdürebilirliği sağlıyordu. “Teknik elaman” sıkıntısı çekmiyordu. Ta ki 28 Şubat 1997 tarihine kadar böyle devam etti.

İşte o zalim 28 Şubat; Tankları endüstri meslek liselerinin üzerinden geçirdi. Hayır hayır Türkiye’nin sonraki yıllara yönelik üretiminin belini kırdı. Kıymetli okurlarımız yoksa birileri üretmeyen ama tüketen bir Türkiye mi planladı da, o plan mı uygulandı? Hani “iç dış” demiştik ya! “İmam hatipler bahane, Türkiye’nin teknik elaman kaynağı olan, meslek liselerini ezmek şahane mi” dediler acaba?

Neden mi böyle düşünüyoruz? İmam hatipler bahane edilerek meslek liseleri ve zavallı öğrencileri perişan edildi. Nasıl mı diyorsunuz? O lanet 28 Şubat süreci, meslek lisesine üniversite ümidiyle kayıt yaptırmış ve o gün halen okumakta olan öğrencilerin bu imkânlarını ortadan kaldırdı. Yani oyunun kurallarını maç devam ederken değiştirdi. Yani kurt kuzuya “Suyumu bulandırıyorsun” dedi. Yani kuzularımızın haklarını çaldı. Ülkenin kalifiye elaman ihtiyacına cevap veren okullarını tırpanladı. Ülkemin üretim gücüne sabotaj yapıldı.

28 Şubat sürecinden sonra üniversiteye girme imkânının ortadan kalkmasıyla meslek lisesine akademik başarısı daha iyi olan öğrenciler gelmez oldu. İşte her şey bundan sonra allak bullak oldu. Meslek liseleri irtifa kaybetti dolayısıyla üretim yapacak teknik iş gücünün kan kaybettiğini sizde müşahede etmişsinizdir. Her ne kadar bu okulların kayıplarının telafisi yolunda çalışmalar olmuşsa da, daha alınacak çok mesafe var düşüncesindeyiz.

Çevrenizden şimdilerde sizlerde duyuyorsunuzdur veya bizzat yaşıyor da olabilirsiniz. İşverenler, emekli olmuş ustaları çalıştırmak için tekrar çağırıyor. Sizce neden? Piyasa iş kollarında teknik eleman bulamıyor. CNC makineci, kaynakçı, tesisatçı, elektrikçi, elektronikçi, motorcu ve daha birçok meslekten teknik eleman aranıyor. Bulunuyor mu? Hayır! Peki sizce neden? Savunma sanayine nitelikli teknik elemen gerekmiyor mu? Yetersiz üretimle “Türk yüzyılı” olabilir mi?

Soruların cevaplarını ararken, biz diyoruz ki: Bu konunun iyileştirilmesi ve yurdumuzda üretimin sağlıklı ve sürdürülebilir olabilmesi için: Akademik seviyesi daha da yüksek olan öğrencilerin mesleki ve teknik Anadolu liselerine gelmelerini sağlamak gerekiyor düşüncesindeyiz. Bunu temin içinse öğrencilerin ve velilerin teşvik edilmesi lüzumuna inanıyoruz. Bakanlık, başarılı öğrencilere maddi destek mi yapar? İşverenler işe almada teşvik mi getirir? YÖK, üniversitenin ilintili bölümlerine bazı tedbirler mi

alır? Diye seslice düşünüyoruz. “Bu yazılanlar” zaten yapılıyor denileceğini biliyoruz sizde biliyorsunuz lakin durum öyle değil.

Çare belirtmek bizi aşar. Bildiğimiz bir şey var, o da mesleki ve teknik Anadolu liselerine akademik başarısı daha yüksek öğrencilerin gelmesi ülkenin teknik kapasitesini de yükselteceğidir. Devletin ilgili kurumları oturur çaresini bulur. Değil mi kıymetli okurlarımız?

Bir daha ki yazımızda bu konunun işverenle ilgili yönüne temas ederiz inşallah.

22.11.2023 Sincan / Ankara

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mevlüt Köksal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Ufuk Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Ufuk Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Ufuk Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Ufuk Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

02

Doğanay - Eline sağlık kardeş.Tamamen katılıyor ve destekliyorum.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 10 Aralık 08:24


Anket Ankara'da Hangi Milletvekilini Daha Çok Tanıyorsunuz?
Tüm anketler