EMEK, MASRAF VE ÜMİTLER ÇÖP OLMUYOR MU?

İnsanın bir derdi olmalı; milletiyle ve ülkesiyle ilgili…

Yeni ufuk gazetesinde yayımlanan yazılarımızdan herhangi biriyle yolları kesişen okurlarımızın, milletimizle ilgili birçok derdimize şahitlik ettiklerini zannediyoruz. Bunlardan birisi olan Mesleki ve Teknik Eğitimle ilgili üç ayrı başlıkta paylaştığımız derdimizi bu yazımızda bir araya toplamayı hedefliyoruz.

Dilerseniz Mesleki ve Teknik Anadolu liselerinin uygulamalı eğitim yaptığı alanların bazılarını sizlerin bilgisine sunarak başlayalım. Bunlar: Endüstriyel otomasyon, Elektrik- Elektronik, Gemi yapımı, İnşaat, Maden, Makine ve tasarım, Matbaa, Metal, Metalürji, Mikro mekanik, mobilya ve iç mekân tasarımı, Motorlu araçlar teknolojisi ve benzeri alanlardır.

Bilmeyenlerimiz için bu liselerin atölye ortamları hakkında biraz olsun bilgi aktarmaya çalışalım istiyoruz. “6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu” Mesleki ve Teknik Anadolu liselerinin yukarıda saydığımız alanların uygulandığı atölyeleri “Tehlikeli” iş yerleri olarak tanımlamıştır. Genellikle yüz metre karenin üstünde büyüklükteki bu atölyede: Makineler, tezgâhlar, makine yağları, çeşitli çapta, boyda ve cinste metallerin bulunduğunu belirtmek isteriz.

Daha mı? Basınçlı kapların, metal kaynak makinesi zararlı ışınlarının, dumanının ve zımpara taşı tozlarının tehdidi altında bulunulduğunu vurgulamayı zorunluluk olarak görüyoruz. Bitmedi, iki yüz yirmi ve üç yüz seksen volt gerilime sahip elektrik enerjisinin varlığını hatırlatmak gerek. Ayrıca; kesici, delici aletlerin bulunduğu bir ortamda uygulamalı eğitimin yapıldığı atölyeler olduğunun bilinmesi lüzumludur düşüncesindeyiz.

Kıymetli Yeni Ufuk okurları, yukarıda bahsettiğimiz atölye ortamında Mesleki ve Teknik Anadolu liselerinin “Teknik insan gücünü” nasıl yetiştirdiğini anlamak için bazı uygulamaları sizinle paylaşmak faydalı olur kanaatindeyiz. Dilerseniz bu uygulamaların cüzi bir kısmına beraberce bakalım.

Dokuzuncu sınıfa yeni başlayan öğrencilere; ilk ders olarak, atölye ortamında nasıl davranılacağının uygulamalı izahı yapılır. İş disiplini, gerekçeleri ve sonuçlarıyla birlikte anlatılarak içselleştirilmesi sağlanır. Takibi yapılır. İş kazalarını önlemeye yönelik alınacak tedbirler sindire sindire davranış haline getirilir. Atölyedeki makineler ve tezgâhlar çalıştırılarak hakkında detaylı bilgilendirme yapılır. Nihayetinde öğrenci, iş parçası imalatı veya proje uygulaması yapabilecek düzeye getirilir.

İlgili cihazlarıyla, ölçüme ve kontrolün yapılması öğretilir. Kesici ve delici aletlerin hazırlanış, tezgâha bağlanış ve kullanılış usulüyle, tekniklerinin uygulaması yaptırılarak öğretilir. Kazandırılan bu bilgi ve becerilerden sonra Yüksek devirde dairesel ve doğrusal hareketle çalışan makineleri yöneterek; her bir öğrenci uygulamalı eğitim yapar. Bu temrinlerden bir tane değil, iki tane değil; dört yıllık eğitim sürecinde onlarcası, belki yüzlercesi yapılır.

Bu eğitimi gören öğrencinin atölyesi, kış aylarında akademik derslerin eğitiminin yapıldığı derslik ortamına göre doğası gereği daha soğuk olur. Üşümemek için öğrenciler ve

öğretmenler, atölyede daha kalın giyinmek zorundadırlar. Aldıkları bu tedbire rağmen üşüme ihtimalleri vardır. İş kazasına karşı tedbirli olmak maksadıyla üstlerine iş önlüklerini giyerler. Uygulama esnasında atölye ortamının gereği elbiselerine makine yağı, toz, çapak, talaş sıçrar. Bu durum her zaman olmasa da sıklıkla rastlanan doğal sonuçtur.

Ergenlik dönemindeki bu öğrenciler için çok önemli olan saçları tez zamanda tozlanır ve yağlanır. Ellerinden eksik olmayan ufak tefek sıyrık ve çiziklerin de ergenlik döneminde sıkıntı verdiği bilinsin isteriz. Aksilik bu ya! Sıçrayan makine yağıyla üstündeki, o gün pırıl pırıl giydiği elbiseleri leke olmuştur. O lekenin yıkamakla da çıkacağı yoktur. Eh! Zaten aile bütçesi zorlanarak alınmıştır. Yenisi ne zaman alınır? Allah bilir! Toz ve talaştan erkenden yıpranan ayakkabılarıysa cabası. Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencisi olmak zordur vesselam. Bu maruz kalışlara öğretmenlerinin de uğradığını ifade etmezsek haksızlık yapmış oluruz.

Bu eğitim sürecinde devletin büyük yatırım yaptığı öğrenci teknik elemen olarak mezun olur. Zorluk ve büyük masraflarla tamamlanan eğitimin sonunda genç, sanayide üretime katkı sağlayacak kıvama getirilmiştir. Sizlerin de müşahede ettiği gibi. Devletimizin teknik insan gücüne yaptığı yatırım ve harcamalar büyüktür, gereklidir ve yerindedir diyerek hakkı teslim etmek lazım. Yeterli midir? Hayır! Değildir diyoruz.

Yeterli olabilmesi için birinci gerekliliğin akademik başarısı yüksek olan ortaokul mezunu öğrencilerin, Mesleki ve Teknik Anadolu Liselerine tercihlerini sağlamalıyız. Bunun elzem olduğunu dile getirirsek yeterli vurguyu yapmış olabilir miyiz? İnşallah diyelim. Yukarıda saydığımız kritik meslek alanlarını tercih eden öğrencileri mutlaka maddi olarak ödüllendirerek teşvik etmeliyiz. Ödüllendirme sadece maddi olmamalı değişik yol ve yöntemlerle de güçlendirilmelidir inancındayız.

Bu öğrencilerin üniversiteye geçişlerini uygun usullerle teşvik edecek tedbirler alınmasının gerekliliğine inanıyoruz.

Değerli okurlarımız, aklınıza “Neden teşvik edilmeli?” sorusu gelebilir. Sebebini izah etmeye gayret edelim. Akademik başarı ile gelen bu öğrencilerin kendi alanlarının devamı niteliğindeki mühendisliği bitirdiğinde; daha üretken ve başarılı oldukları gözlemlenmiştir. Bu başarılı oluş gerek projelendirme, gerekse pratikte, yani uygulamada görülmüştür. Akademik başarısı iyi düzeydeki mezunun üretime katkısının daha yüksek olduğunu yaşanmışlıklar söylüyor. Üretim için “Buluş ve yenilikler” yapma kapasitesi bu tür mezunlarda yüksek olması doğal demek bizi yanıltmaz düşüncesindeyiz. Ülkemizin üretim kalitesi bu tür mezunlar elinde daha üst düzey olacağına inancımız tamdır.

Teşvikin birde özel sektör cephesi var ki bu konuyu bizim gibi; ülkemin siz aklıselim insanlarının da çok önemli gördüğünü düşünmeden edemiyoruz. Teknik lise mezununun yetişme şartlarını anlatmaya çalıştık. Milletin fedakârlık yaparak yetiştirdiği bu mezununa, işverenlerimizin bazıları “Tecrübe” diyerek elinin tersiyle itmek suretiyle sizce de itibarsızlaştırmıyor mu? Bazı işverenlerimizse asgari ücretten fazla vermem diyerek; başka bir şekilde itibarsızlaştırdığı teknik kapasiteli genci herkesin yapabileceği işlere yönelmesine sebep olmuyor mu?

Hâlbuki firmalarımız, yukarıda zikredilen alanlarda çalışacak teknik elemanlar aramakta ve bunun için ilan vermektedirler. Emekli olan ustaları geri çağırarak çalıştırmak zorunda kalmaktadırlar. Bu durum sürdürülebilir bir durum mudur? Bu teknik eğitime harcanan emek, masraf ve ümitler çöp olmuyor mu? İşverenlerimiz üretimde bindikleri dalı

kesmiyorlar mı? Mesleki eğitimde ki sıkıntılardan ikincisi bu anlaşılmaz tutumdur demek bize görev olmuştur. Sizce de öyle değil mi?

Özel sektörün apartman dairelerinde Mesleki ve Teknik Anadolu Liseleri açarak eğitim sürecinin içinde yer aldıklarını görmekteyiz. Sağduyu sahibi kıymetli okurlarımız; lütfen siz cevap veriniz böyle bir ortamda yukarıda adı geçen alanlarda mesleki teknik eğitim yapılırsa sonuç ne olur? Sizin tespit ettiğiniz bu sonucu. Yetersizliğin üçüncüsü olarak not edebiliriz.

Yukarıda zikrettiğimiz kritik alanlarda çalışan çıraklara işverenlerin ödediği ücrete ilave olarak devlet ayrıca nakit ödeme yaparak teşvik etmesi lüzumludur. Şerhini düşelim istiyoruz. Çünkü bu mesleklerde sanayi şartlarında kışın soğuğunda yazın sıcağında, açık alanda çalışmak çok zordur ve her babayiğidin de harcı değildir. Bu kritik mesleklerde çırakları tutalım ki, ustalığını da yaparak üretim yapanlardan olabilsinler.

Aslında devletin yaptığı bir ödeme var ama çırağa değil işverene yapıyor. Devletin işverene yaptığı ödeme çırakları bu alanda tutuyor mu? Tutmadığını görüyoruz! İşverenin çırak çalıştırmaya zaten ihtiyacı var. Devletin katkısı nedeniyle ilave çırak çalıştırmayı bırakın ihtiyacı olanı kadarını bile bulamıyor. Çırağı ödüllendirelim ki zorluğa katlanmaya değer bulsun ve çalışsın. Bu durumu dördüncü yetersizlik olarak görüyoruz.

28 Şubat süreci, meslek liselerini ezerek dumura uğratmadan önce: Adı geçen liselerden mezun olan öğrencilerden çok büyük oranda akademik ve mesleki alanda başarılı olmuşlardır. Bu başarıları tek tek sıralamak gibi niyetimiz yok. Akademik başarıları en çok mühendislik alanında yoğunlaşmıştır. Bilhassa sanayide büyüklü küçüklü halen birçok firmanın sahibidirler. Yetişmiş usta olarak sanayinin ve üretimin itici gücünü oluşturmuşlardır. Türkiye’de üretim yapılan her alanın sürükleyicisi “payesi” onlara aittir.

Mesleki ve Teknik Anadolu Liselerinin daha iyi konuma çekilebilmesi için: Yukarıda, dört kısımda izahına çalıştığımız teşviklerin ve iyileştirmenin gerekliliğine inanıyoruz. Bize kimse adaletten bahsetmesin! Nasıl ki futbolculara ve diğer sporculara pirim, sanatçılara ödül, bürokratlara ve memurlara başarı adı altında teşvik veriliyorsa Ülkenin üretim yapacak teknik insan gücüne de teşviklerin yapılması olmazsa olmazlardandır.

Bu memleketin üretim gücü olacak teknik insana ihtiyacının zaruretini belirtmek isteriz. Bir ülkede üretim yeterli değilse o ülke tüketim toplumu olur. Bu durumda üretim yapan ülkelerin mallarını tüketir. Üretim yoksa ekonomik bağımsızlık ta yoktur.

Ekonomik bağımsızlığı olmayan bir ülkenin siyasal bağımsızlığı olur mu? Değerli okuyucularımız cevabı size ve ilgililere bırakıyoruz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mevlüt Köksal - Mesaj Gönder

# iyi

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Ufuk Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Ufuk Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Ufuk Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Ufuk Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Ankara'da Hangi Milletvekilini Daha Çok Tanıyorsunuz?
Tüm anketler