GİZEMLİ VE KARANLIK ALAN

Yaşadığımız dünyada görünen âlemdeki başımıza gelen olayların ,Karşımıza çıkan tüm insanların,sorunların ,olumlu yada olumsuz tüm duygu ve düşüncelerin hatta fiziksel ve ruhsal rahatsızlıkların asıl kaynağının görünmeyen bir alemde gizlenmiş olduğunu biliyor muydunuz ?

Bir çoğunuz duymuşsunuzdur bilinçaltı kelimesini.

Bilinç ile bilinçaltı birbirine karıştırılır.

Bilinç ; Kişinin hayatı boyunca kendi iradesiyle uyguladığı her türlü istemli ve planlı hareketlerini yöneten bir alandır.Yapılan eylemin tamamen farkında olmak bilincin görevidir.

Bilinçaltı ise akıl ve mantığı tanımayan hatta yok sayan,düşünülmeden ve istem dışı yapılan davranışların bütünüdür.Konuşma,karar verme,sorun çözme vb.. gibi durumlar bilinç tarafından yönetilir.

Bilinç bütün eylemlerimizden ve zihnimizden geçen düşüncelerimizin %5 ‘ini kapsarken bilinçaltı ise %95’inden sorumludur.Bu yüzdelik dilimde bilinçaltının hayatımız boyunca yaşadığımız her şey üzerinde ne kadar büyük bir etkisi olduğunu gösteriyor.

Hayatımızın kumandasını eline almış olan bu %95 lik etki alanını biraz anlamaya çalışalımmı ?

Bilinçaltı ;zihnimizin derinliklerinde sırlarla dolu gizemli ve karanlık bir bölge.

Aslında bizim için önemli olan ama o an için bastırdığımız duyumların yani beş duyu organları yoluyla iç ve dış çevreden gelen uyarıcıların alınarak sinirler yoluyla beyne ulaşmış olan duyumların kodlanarak bizim en zayıf anlarımızda ortaya çıkan , bu bilgilerin saklandığı yerdir Bilinçaltı.

Bu gizemli bölgeye akıl erdirmek oldukça güç aslında.

Bilinçaltı ,farkında olmasakta bizi aslında bir kumanda gibi kontrol ediyor.

Peki, davranışlarımızı, tepkilerimizi, korkularımızı ve alışkanlıklarımızı büyük ölçüde etkileyen bilinçaltı hakkında yeterince bilgiye sahip miyiz?

Burası düşüncelerimizin ,hislerimizin, davranışlarımızın, yaşamımız boyunca deneyimlediğimiz her şeyin kaynağı. Bugün bizi biz yapan,kendimizi gerçekleştirdiğimiz ,doğrularımız,yanlışlarımız her şeyin gerçekleşmesini sağlayan beynimizin önemli bir parçasıdır.

Ancak Bilinçaltının çalışma sistemi bugün teknoloji çağında olmamıza rağmen hâlâ tam olarak çözülememiştir.Ve hâlâ pek çok gizemi içinde barındırmaktadır.Dünya var olalı bu alan insanoğlu tarafında hep merak konusu olmuş ve hep araştırılmış.Din Alimleri ,Tasavvuf ehli zatlar,Bilim adamları,Nörobilimciler,filozoflar vb…..bu karanlık bölgenin şifrelerini çözmek için çalışmışlar,didinmişler.

Parcalanamaz denilen atomu parçaladık.Atomun alt parçacıkları kuarklardan oluşan proton, nötron;lepton olan elektron vb…Fakat halen yapısı tamamen keşfedilmemiş olan atomalti

parçacıklara örnek olarak Foton(ışık) bozon,mezon,fermiyon,baryon ve graviton verebiliriz.Bugün elde ettiğimiz verilere baktığımızda atom maddenin en küçük yapı taşı değilmi?

Bu en küçük yapı taşını parçaladığımızda hiç bilinmeyen farklı farklı dünyalara açılıyoruz.

İşte insanın zihni de bu şekilde içine girdikçe derinlere doğru inildikçe yeni kapılar,pencereler,alanlar açılıyor önümüze.

Evet bilinçaltının gizemi henüz tam olarak çözülemedi demiştik.

Bilinçaltı, farkındalık seviyemizin altında yer alan bir bölgedir.

Ve büyük oranda bilinçdışı olarak çalışır.Burası hafızamızda depolanan bilgilerin,bulunduğumuz duruma göre negatif veya pozitif hislerimizin,ve zihnimizde sürekli dört nala bir at gibi koşturan düşüncelerinizin kayıtlı olduğu alandır.

Bilinçaltı diye adlandırılan mekanizma aslında insanın harddiskidir.

Kişinin, bu dünyada

neyi?

niçin?

yaşadığının tüm cevapları o harddiskte saklıdır…

Yine Bilinçaltı kendimizi gerçekleştirme, inançlarımızı şekillendirme,hayatta karşılaştığımız zorluklarla başa çıkma konusunda da oldukça etkilidir.

Biliyor musunuz günlük hayatımızda biz farkında olmadan yaptığımız bir çok şeyi Bilinçaltı kontrol eder.

Örneğin yürürken nefes alıp verme işlevini hiç düşünmeyiz degilmi?

Siz hiç sabah uyandığınızda , günlük rutinlerinizi yaparken yada yürüyüş yaparken veya yemek yerken günün herhangi bir diliminde hadi sevgili burnum ,nefes borum ve akciğerlerim hep birlikte senkronize bir şekilde nefes alıp verelim der misiniz?

Yada uykuya dalarken ben uyuyacağım siz nefes almaya devam edin der misiniz?

Bilinçaltımız bunu otomatik olarak yapar.Siz uyuyor olsanız da , uyanık olsanız da,yürüseniz de,koşsanız da her ne yaparsanız yapın hangi koşulda ,hangi ruh durumunda olursanız olun hızını ve derinliğini en ince ayrıntısına kadar hesaplayıp harekete geçer ve bu geçişlerde hiç durmaz ,ara vermez karıştırmaz ne muhteşem değilmi?

Aynı şekilde bedenimizdeki ve hayatımızdaki pek çok şey de bilinçaltının kontrolündedir.

Evet bilinçaltı tıpkı bir harddisk gibidir dedik işte bu harddisk her şeyi ama her şeyi ,bizim önemsediğimiz veya hiç üzerinde durmadığımız,ciddiye almadığımız şeyleri dahi kaydeder.

Cenin daha anne karnındayken bilinçaltı kayda başlar.Hiçbir şeyi kaçırmaz.

Çocuk dünyaya gelir gelmez yine anne , babası ve yakınında kimler var ise onlar tarafından büyük bir bilgi birikimi ona bilinçaltına akmaya devam eder.

Gördüğü,duyduğu ,yakın çevresinin deneyimlediği veya bizzat kendi deneyimlediği her bir detayı kaydeder.

O bilgi birikimi ile iradesi dışında çocuğa olumlu ve olumsuz kodlamalar başlar.

Çocuk, 7 yaşına kadar edindiği bilgiler ile kendisine bir karakter planı oluşturur.Karakteride tabiki kaderine etki eder.

Aslında kişinin karakterinin oluşumunda bilinçaltının payı çok fazla.

Çünkü çocuk bilinçaltına neyi kaydettiyse,kodladıysa ilerde genç bir insan olduğunda ,hayata atıldığında,yaşadığı her olay,karşısına çıkan her insan,hayata bakış açısı,korkuları,tercihleri,deneyimleri ,arzuları hatta hastalıkları ,bunların hepsinde bilinçaltı etkili.

Bilinçli mi peki?

Elbette ki bilinçsiz bir şekilde..

Öyleyse bu hayat yolculuğundaki o derin sır nedir?

Konu o kadar derin ki, bu sırrı çözebilmek ancak kişinin içine dönmesi, özüyle buluşması ile mümkün oluyor.

Peki bilinçaltı kavramını ilk defa çalışmaları ile görünür hale getiren,insanlarla tanıştıran kimdir ? veya kimlerdir?

Bilinçaltı kavramı, ünlü nörolog ve psikanalist Sigmund Freud tarafından görünür hale gelmiştir, gün yüzüne çıkmıştır.

Freud'un yanı sıra Carl G. Jung, Erich Fromm, Erik Erikson, Jacques Lacan ve hatta Maslow bile bilinçaltı kavramına, kuramlarında yer vermişlerdir

Ancak kavramı ortaya atarken Nietzsche ve Schopenhauer'den esinlenen Freud,bilim tarihinde, davranışlarımızın bizim irademizin dışında yönlendirildiğini ortaya koyan ilk kişidir.

Araştırmalar gösteriyor ki bilinçaltı iki parçadan oluşuyor.

Bilinçaltı ve Bilinçötesi(bilinçdışı) olarak iki alt kısımdan meydana geliyor.Bilinçötesi daha küçük bir alanı kapsıyor ve burası ulaşılabilir bir alandır.Örneğin üniversitede hangi bölümü okudun gibi bir soru sorulduğunda bilinçöncesi bu soruyla kolayca dışarı çıkabilir.

Ancak bilinçötesine bu kadar kolay ulaşabilmemiz mümkün değil.Örneğin bir olay yaşadığınızda ,başınıza bir kaza geldiğinde ,birisi tarafından suçlandığınızda,mutlu olduğunuzda,hüzünlendiğinizde vb….verdiğimiz tepkilerdir,hislerimiz,duygularımız,düşüncelerimizdir,verdiğiniz karşılıklardır.Yani ortada bir durum var /bir etki var ve onun karşılığında bir tepki veriyorsunuz ,cevap veriyorsunuz aslında otomatik, o an planlanmış değil tıpkı bir kumanda gibi .

Örneğin bir şeye üzüldüğmüzde, ne yaparız?

Diyelim çok sevdiğimiz birini kaybettik üzülürüz değil mi? peki bunu nasıl gösteririz ?

bazılarımız ağlar,bazılarımız feryad eder,bazılarımızda taş kesilir (herkeste farklı ) değilmi? İşte herkesin bilinçaltına hangisi kodlandıysa onu açığa çıkarır.Bilinçaltı der ki hadi burda üzülmen gerekiyor,hadi burada ağlaman gerekiyor ,hadi burada yakanı paçanı yırtman gerekiyor,hadi burada kendini yerden yere atman gerekiyor vb….

Çok sevdiğiniz bir şeyi kaybettiğinizde mutlu olamazsınız değilmi?

Bilinçaltın sana hadi burada gülmen gerekiyor demez.Çünkü böyle bir kayıt yok.Peki bu kumanda durup dururken kendiliğinden mi açığa çıktı?

Hayır tabiki! bizler daha anne karnındayken bilinçaltı kayıtlarımız oluşmaya başlıyor.Dünyaya geldikten sonra anne babamız,ailemiz yaşadığımız kültür,okuduğumuz okul,sosyo ekonomik durumumuz,bulunduğumuz coğrafya,gördüklerimiz,işittiklerimiz,bize öğretilen her şey bilinçaltına kodlanıyor,Hatta inanmayacaksınız si̇ze yapılan bir şakayı bile kaydeder bilinçaltı çünkü bize söylenen bir söz şakamı,doğrumu yanlışmı,iyimi kötümü bunun ayrımını yapamaz.Kısacası her şeyi kaydeder biz unuturuz ama bilinçaltı asla unutmaz. Bir gün bir olay olur,biriyle bir şey yaşarsın iyi veya kötü farketmez ,bulunduğunuz durum her ne ise,bulunduğunuz o durum ile alakalı bilinçaltından bir tepki fışkırır açığa çıkar.

Bilinçaltı o kadar ilginç ki buradaki kayıtlar daha anne karnında başlıyor demiştik.

Bununla ilgili tarih boyunca bilim insanları pek çok deneyler yapmışlardır.Bilinç ve bilinçaltının hayatımızda ne denli etkileri olduğunu anlayabilmek için.

Mesela araştırmacılar ,saldırganlığın dolaylı anlatımını araştırmak için TV izleyen çocuklar üzerinde araştırmalar yapmışlar.

Deneylerden birinde bir grup çocuğa şiddet içeren çizgi filmler izletilirken bir başka grup çocuğa aynı süre içinde şiddet içermeyen çizgi filmler izletiliyor.Ve daha sonrasında akranları ile olan ilişkileri gözlemleniyor.

Şiddet içerikli çizgi film izleyen çocukların bulunduğu grubun çok saldırgan ve ilişkilerinde agresif uyum problemleri yaşayan çocuklara dönüştüğü gözlemleniyor.Evet küçük yaştaki bir çocuk ne kadar çok şiddet içeren ,agresif ,uyumsuz bir ortamda büyüyorsa bu tür yayınlardan sürekli uyaran sinyaller alıyorsa 19 yaşına geldiğinde o kadar saldırgan,uyumsuz,agresif bir birey haline geliyor.

Kısacası bizi biz yapan kişiliğimizi,karakterimizi ,yaşamımız boyunca aldığımız kararları,hayatımızdaki inişleri çıkışları ,olumlu yada olumsuz her şeyin aslında bilinçaltında oluşan kayıtlardan kodlardan kaynaklı olduğu aşikar.

Peki sevgili dostlar şimdi sizden gözlerinizi kapatmanızı ve çocukluk yıllarına gitmenizi istesem. Çocukluğunuzda bilinçaltınıza nelerin bir tohum gibi ekildiğini analiz etmenizi istesem.Bu gün ki sizi siz yapan,karakteriniz, korkularınız, kararlarınız,başarılarınız,seçimleriniz, arzularınız, ihtiraslarınız,tepkileriniz hatta hayata bakış açınız ,çocukluk yıllarında ekilen tohumun tezahürümü . Peki bunlar sizi olumlu yönde mi etkilemiş yoksa olumsuz yönde mi?

Bazı şeyleri idrak edebiliyoruz degilmi?

Peki sevgili dostlar biz çocuklarımıza neyi kodluyoruz?

Onları hayata hangi kodlarla ,inançlarla hazırlıyoruz ?

Gelin bugünden sonra daha farkındalıklı,daha bilinçli hareket ederek aklıselim anne babalar olarak evlatlarımıza,onların yaşamları boyunca pozitif yönde rehber olacak tohumlar ekelim!

Bizlerinde Bilinçaltımızda ne kadar olumsuz,negatif kayıt varsa onların en kısa zamanda temizlenerek şifalanmasına niyet ediyorum sevgili dostlar.

Yüzümüzde gülümseme.yuvalarımızda huzur,bedenlerimizde sağlık,ceblerimizde bolluk bereket daim olsun.Sevgiyle kalın dostlar…

Müjde Elif Şahin

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Müjde Elif Şahin - Mesaj Gönder

# iyi

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Ufuk Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Ufuk Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Ufuk Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Ufuk Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Ankara'da Hangi Milletvekilini Daha Çok Tanıyorsunuz?
Tüm anketler