ZAFER İÇYER, SENİ UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ.

Zafer kardeşimi bıyığı yeni terlemiş delikanlılık günlerinden tanırım. Esas tanışmamız askerden geldiği zaman onların apartmanda İsmail Özdemir kardeşimizin evinde Ahmet Tunca, Hasan Çolak, Mehmet Yıldız vs. Hocalarımızın sohbet halinde olduğu toplantıda oldu. O zaman biz MKE nin Marangoz Fabrikasında çalışıyorduk. Niye Hak-İş’e gitmiyorsunuz diye bizi teşvik etti. Biz de arkadaşım Ali Tan ile uzun uğraşlar sonu bunu gerçekleştirdik. 1992-93 yıllarında bir gazete çıkarma maceramız oldu. Önceleri Hayrettin Değirmenci ile yola gitmeye çalıştık. Ben genel yayın yönetmeniydim. Asparagas haberler yapan Hayrettin ile kavga edip 3. Sayıda genel yayın yönetmenliğini bıraktım. 27 Mart 1994 yıllarında RP camiası olarak Bekir Yıldız’ın aday olduğu seçimlerinde yoğun çalışmalarımız oldu. Zafer İÇYER aysberg gibi görünen yanından çok görünmeyen yanları vardı. MGV de önemli çalışmaları oldu. Halil Selvi mektubu bu seçimlerde dağıtılmıştı. Seçimlerden galip çıktık. Bunda Zafer İçyer’in katkısı büyüktü. Çatı- Der’in de banisidir. Ahsen’in de toparlanmasına katkıları unutulmaz Daha sonraları Zafer İÇYER RP Sincan ilçe Başkanı oldu. Ben de seçim işleri başkanıydım. Olmayacak işleri ( Allah’ın izniyle) olduran adamdı. Gözü kara idi. Korku nedir bilmezdi bizlere yani iş yapanlara ağır görevler verir ve fena sığaya çekerdi. Pantolonunun içine içlik giyenleri ayıplardı. Toplantıların çoğunu sabah namazlarından sonra onun bekâr evinde yapardık. Onun en çok dikkat çeken yönü karşısındaki kim olursa olsun fikrini söyler ve eleştirisini yapardı. Birisi ona bir şikâyet ilettiğinde hemen yüzleştirme yapardı. En zirvedekine ve en tabandakine tavrı aynı olurdu. Demir baş bir sözü vardı, “ kızıyorsanız konuşmayayım” derdi. Yıllar yılları kovaladı büyükşehir belediye meclisi üyesi oldu. Birçok büyük projelerin teşvikçisi oldu. Ego Spor Kulübü Başkanlığı döneminde de başarılı çalışmalara imza attı. Dik duran ve dik yaşayan mert, cömert bir şahsiyetti, biraz da aykırı adamdı. Arada bir Neyzen Tevfik dinlerdik. Heyyyytt diye nara attığımız da çok olmuştur. Yapacağım dediği işten döndürmek çok zorlu. Meselelere ayrı bir bakış tarzı vardı. Giriştiği işlerde kolay kolay geri adım atmazdı. Hacı Bayram da yapılan yenileme çalışmalarının öncülerindendi. Burada yaptığımız işlerde arkadaşlarla adeta bir çığır açtık. Basit işleri sevmezdi. Estetiğe ve zarafete önem verirdi. 2008 yılında restorasyona başlamakla birlikte

Fecr-i Sadık Eğitim Kültür Derneğini kurduk. Daha sonraları bu derneğin adı AKMEDERESE oldu. Akmedrese ilim ve irfan yuvası oldu. Banisi olduğu kurumlarda hali hazırda gençlerle ilgili çok güzel hizmetler verilmektedir. AKMEDRESE de slogan şudur: “ Kapımız açıktır gelene, lokmamız helaldir yiyene.” Babası Bekir abi gibi zor bir adamdı. Seyahat etmeyi severdi. Çok özel zevkleri olan bir insandı. Onunla çalışmak kolay değildi, hatta zordu, ama zevkli olurdu. Zor beğenirdi, her şey mükemmel olsun isterdi. Akşam verdiği işi sabah bittimi diye sorardı. Benim üzerimde hakkı öz kardeşlerimden fazladır. Ben hayatı, Türkiye’yi ve dünya’yı onunla daha farklı tanıdım. Vefa onda, diğerkâmlık onda idi. Abartı değil o abide şahsiyetti. Onun gibi adamlar bu dünyaya zor gelir. Etrafında çok samimi arkadaşlarının yanında dalkavuğu da pek eksik olmazdı. Bazen yakın dostlarıyla arasına kara ve boz kediler girer yanlış anlaşılmalara sebep olurlardı. Bundan en çok ben muzdarip olmuşumdur. Bu sebepten içimde zedelenmiş bir yer hala kanar durur. İşte bu kara ve boz kedilere hakkımı helâl etmiyorum. Binlerce insana iyilik yapmış ve işe aldırmıştır. Onun sayesinde bir yerlere gelmişlerin, menfaat sağlamışların bazılarının vefasızlık yaptıklarına şahit olmuşumdur. Sevmeyeni yoktu diyemem ama seveni de pek çoktu. Bu cenazesine katılanlardan da anlaşılıyordu. Zafer İÇYER gibi bir şahsiyeti anlatmak zordur. Zaten benim amacımda onu anlatmak değildir. Benim o vefalı insana vefa borcum vardır. Ve ben bu vefa borcumu ödemek istiyorum. Onunla yaptığımız işlerden en sevdiğim iş Asma Köprü – Hayrat Vakfı ortaklığında yaptığımız “ Ümmet Bayramlaşması” idi. O Kadar alçak gönüllü idi ki, yüzü kirli ve sümükleri akan bir Çingene çocuğunu öpmekten çekinmezdi. Yaptığı iyilikleri gizli yapardı. Adının asla bilinmesini istemezdi. Protokollerde oturmayı ve bir işte ön planda görünmeyi, gösteriş yapmayı hiç sevmezdi, tam bir tevazu sahibi idi. Nerde bir garip görse el uzatırdı. Onun adına içinde para olan zarfları dağıttığım çok oldu. Birisine iyilik yaptığının asla bilinmesini istemezdi. Onun hayatı bir yaşanmış uzun ve destansı hikâyedir… Zafer kardeşimi ancak bir kitap ile anlatmak mümkündür. Onunla hatıraları olan çok insan vardır. O insanların anlatacakları güzel hatıraları vardır. Molla İhsan, Erol Kaya, Zülkifli Ceylan, Ayhan Yılmaz, Hüsnü Özer, Nurettin Yıldız benim bildiğim en çok güvendiği dostlarıdır. Tabii başka mutlaka özel dostlukları olanlar da vardır. Hepsini burada sayamam haklarını helâl etsinler. Dedim ya Zafer İÇYER aysberg gibi bir adamdı. Ama şunu da biliyorum ki, arkasında binlerce duacısı vardır.

Yaratıcısına asla isyan etmedi, çektiği acılar onun için kefaret oldu. Yaptığı iyilikler sebebiyle inşallah Rabbim onu cennetine kabul eder. Zafer İÇYER kardeşime Allah’tan rahmet diler, kederli ailesine ve onu çok seven dostlarına sabırlar dilerim. Can-ı gönülden, deruni dilden temennim o dur ki; Banisi olduğu AKMEDRESE ondan sonra da ilim ve irfan yuvası olarak, sosyal, tasavvufi ve kültürel anlamda varlığını ümmet için sürdürsün.

Kısa bir süre gittiğim Akmedrese de emaneti emin ellerde. Ayhan Yılmaz, Nurettin Yıldız, Hüsnü Özer ve Mustafa Murat Yavuz ve birçok arkadaşımız çarkı çeviriyorlar.

12 Ocak 2024 Cuma günü Bilecik’ten gelip Akmedrese de birçok Zafer İçyer dostuyla buluştuk. Ayhan Yılmaz, Nurettin Yıldız, Hüsnü Özer, Nihat Acar, Osman Acar, Zülkifli Ceylan, İlhami Güldal, Nusret Liman, Mustafa Toruntay, İbrahim Demirci, Emre Balcı, Emre Çalışkan, ve daha bir çok arkadaş ile ismini bilemediğim gençler Zaferin Banisi olduğu Akmedrese de idik. Dostumuzu yad eyledik. Bu arada Ömer Bodur ve Said Çatakkaya da bilhakkın vazifelerini ifa etmeleri beni dilhun eyledi. Kurucusu olduğum dernekten uzak kalmak ise içimde ayrı bir hicrandır. Lakin Akmedrese’nin hayatiyetini sürdürmesi her şeyden daha evladır. Ben varsa hakkımı ona helâl ettim. İnşallah o da bana helâl etmiştir. Bu gelişimde ben de herkesten helâllik almayı gerekli gördüm. Ruhun Şad olsun kardeşim, Esen kalın kardeşlerim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sadettin Bayram - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Ufuk Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Ufuk Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Ufuk Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Ufuk Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Ankara'da Hangi Milletvekilini Daha Çok Tanıyorsunuz?
Tüm anketler