SANIK

Bazı olaylar ve olgular kendisinden çok daha büyük, önemli ve kapsamlıdır.

Pek kıymetli okurlarımız 16 Kasım 2023 tarihli yazımızda; “Soykırım suçu işleyen devletin adı ‘İsrail’dir’ dediğinizi duyar gibiyiz. Bu devlet kurulduğu 1948 yılından itibaren etrafına hayatı zindan etti. Saldırdı, yaktı, yıktı, bebekleri katletti, sivilleri öldürdü. Saldırgan vahşi politikalar uygulayarak bu güne geldi. Gidişatının da insanlık suçu üzerine kurulu olacağının delillerini verdi.” Demiştik.

Sevgili okurlarımız yukarıda ki suçları işleyen ve dur durak bilmeyen İsrail devletinin kurulmasından önce Yahudiler ne durumdadırlar, insanlığın hangi noktasındayken ne düzeye gelmişler. ona bir bakalım isterseniz.

Seksen yıllık ömür süren İsrailoğulları devleti Süleyman peygamberin vefatından sonra, kuzeyde "İsrail Krallığı", güneydeyse "Yehuda Krallığı" olmak üzere ikiye bölünmüştür. Babilliler MÖ 586 senesinde Yahudileri Kudüs'ten çıkararak Babil'e sürmüşlerdir. Pers hâkimiyetinde kaldıkları zamanda, tekrar Kudüs’e dönmelerine izin verilse de, Yunan, Makedonyalı İskender ve Romalıların hâkimiyetine girmişlerdir.

Yahudiler Romalılar tarafından Filistin’den çıkartılmış, imparatorluk coğrafyasına sürülerek dağıtılmışlardır. Müslümanlar Filistin’i Romalıların hâkimiyetindeyken fethetmişlerdir. İsrail pekâlâ bilir ki Müslümanlar Yahudilere zulmetmemiş ve onların topraklarını işgal etmemiştir.

İspanyadaki Hristiyan zulmünden Yahudileri kurtararak kendi topraklarına yerleştiren Osmanlı İmparatorluğudur. Nazi zulmünden kaçarak ülkesine sığınan Yahudilere kucak açan ülkenin adı Türkiye Cumhuriyetidir. İsrail bunu da bilir. Celladına âşık olan İsrail kendisine zulmedenlerle sarmaş dolaş olmuş, Müslüman kıyımı yapar.

Hristiyan âleminde Yahudi düşmanlığının varlığından bahsedilir ve adı “Antisemitizmdir.” Bilindiği gibi İkinci Dünya savaşında, Yahudiler Naziler tarafından sistemli bir şekilde öldürülerek soykırıma uğramışlardır ve buna Holokost denilmiş.

“Holokost ve Antisemitizm.” Bu iki sihirli kelime İsrail için o kadar hayatidir ki. Her türlü insanlık suçunu işler. Fakat kendisi için sihirli iki kelimeyi kimlik kartı gibi göstererek o suçun bedelini ödemeden geçer gider.

Soykırım mağduriyeti üzerinden yürüyerek toprak işgaline ve insanlık suçu işlemeye devam eder. Bu halleri şirazesinden çıktığında; “Hişt sen ne yapıyorsun.” diyenlere ve diyeceklere; dönüp “siz Ansimitistsiniz” suçlamasıyla muhataplarını baskılayarak bildiğini okur. İsrail bunları yaparken; kendi tabirimizle söyleyelim. Dünyanın “anadan doğma sömürgeci” ülkelerinin desteğini arkasına almaktadır.

Değerli okurlarımız, İsrailoğulları devletinin seksen yılda yıkıldı. Değişik milletlerin esaretinde yaşamak zorunda kaldılar. Nihayetinde Romalılarca sürgün edildiler. 1948 yılında kurdukları devletin sürekli insanlık suçu işlediklerine şahit

oluyoruz. Dünya ticaretine ve siyasal oluşumlarına hükmetmelerine rağmen Devlet gibi davranmayı becermiyorlar mı acaba? Sorusu geliyor mu aklınıza.

İsrail’in 7 Ekim 2023 tarihinden bu yana insanlık suçu işlemeye devam ettiğini sizlerde günlük olarak takip ediyorsunuz. Bu feci duruma insani değerler ve insanlık adına dur diyecek mütevazı bir devlet çıkıyor. Bu devletin adı Günay Afrika Cumhuriyetidir.

İnsanlık adına çok kıymetli bir tutum sergileyen; Güney Afrika Cumhuriyeti, 29 Aralık 2023’te, 1948 tarihli Birleşmiş Milletler (BM) Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi'ni ihlal ettiği gerekçesiyle İsrail aleyhine Uluslararası Adalet Divanında (UAD) dava açtı. Açılan bu davanın ne anlama geldiğini sözleşmenin ikinci maddesine bakarak anlayabiliriz.

Birleşmiş Milletler Soykırım sözleşmesinin II. Maddesi“… Ulusal, etnik, ırksal veya dinsel bir grubu, bu haliyle, kısmen veya tamamen yok etmek kastı…” soykırım suçunun oluşabilmesi için gereken manevi unsurdur ve suçun “kurucu unsuru” dur. Denilmektedir. Kısacası Güney Afrika Cumhuriyeti İsrail’i soykırım suçu işlediği inancıyla dava açıyor.

Divan, 26 Ocak’ta açıkladığı tedbir kararlarında, İsrail’in Soykırım Sözleşmesi'nin 2. maddesinde tanımlanan fiillerin işlenmemesi için elinden gelen tüm önlemlerle birlikte, ordusunun söz konusu maddedeki fiilleri işlemesini engelleyecek önlemleri ivedilikle almasına hükmetti.

Sunulan delilleri soykırım davası açmaya yeterli bulan Uluslararası Adalet Divanı. İsrail'in dosyanın reddi talebini reddederek. İsrail'e soykırım davasının esastan görülmesine hükmetti. Birleşmiş Milletlerin en yüksek yargı organı bu kararıyla İsrail’e diyor ki: Uluslararası hukukun üzerinde veya adaletin ulaşamayacağı bir noktada değilsin! Bu karar kendisinden çok daha büyük bir karardır.

Her şeyden ve hepsinden önemlisi Bu karar İsrail’i “SANIK” sandalyesine oturtmuştur.

Kıymetli okurlarımız, "Zulüm ile âbad olanın akıbeti berbat olur" Türk atasözünü hatırlatmanıza bizde katılıyoruz.

01.02.2024 Mevlüt Köksal Sincan - Ankara

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mevlüt Köksal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Ufuk Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Ufuk Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Ufuk Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Ufuk Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Ankara'da Hangi Milletvekilini Daha Çok Tanıyorsunuz?
Tüm anketler