ANADOLU DELİKANLISI

Kıymetli Yeni Ufuk okurları, bu yazımda sizlere iki güzel insandan bahsetmek istiyorum:

Öncelikle sizlere değerli yazarımız, Ethem Göktürk’ün kaleme aldığı CERRAH adlı kişisel gelişim romanında geçen bir olayı aktarmak istiyorum. Bu olayın kahramanı ünlü kalp cerrahımız Prof. Dr. Mehmet Emin Özdoğan’dır. Kıymetli hocamız; Osmaniye’nin Kadirli ilçesinin Aydınlar (Şıhmehmetli) köyünde dünyaya gelir. Çocukluğunu on bir kardeşiyle aynı yerde tamamlar. İlk, orta, lise ve tıbbiye, ihtisas derken üstün başarılarla dolu örnek alınası bir meslek hayatı…

CERRAH romanında Dr. Özdoğan’ın onlarca hatırasından biri okurlara şöyle naklediliyor:

YERDEKİ REFAKATÇİ

“Serviste, kalbinden ameliyat edilen bir genç kız yatıyordu. Annesi de yanında refakatçi olarak kalıyordu.

Bir akşam geç vakitte, altı kişilik odada yatan bir hastayı kontrol eden Özdoğan, kızın annesini odada görünce, ‘Sen nerede yatıyorsun?’ diye sordu. Yetmiş beş yaşlarında gözüken kadıncağız, Türkçe bilmiyordu. Kızı, araya girerek annesinin yere serdiği bir battaniye üzerinde sabahladığını söyledi... Bu duruma çok üzülen Özdoğan, ‘Yanındaki yatak boşmuş, annen neden orada yatmadı?’ diye sorduğunda kız; ‘Bize kimse, bu yatakta yatabilirsiniz.’ demediği için annem yere serdiği battaniyede yattı.’ cevabını verdi.

Yaşlı kadının bu davranışı hocayı çok etkilemişti. Durumu soruşturunca anladı ki bölüm hemşiresinin, kadının yerde yattığından haberi yoktu. Maalesef zincir ne kadar sağlam olursa olsun halkalardan biri zayıfsa oradan kopuyordu. Bir yandan hastaları sağlığına kavuşturmak için gece gündüz canla başla çalışırken, öte yanda küçük bir dikkatsizlik yüzünden seksenine merdiven dayamış kadıncağız, üstelik şifa dağıtan bir kurumda beton üzerinde yatarak sabahlıyordu. Özdoğan’ın ikazıyla kadıncağıza görevliler tarafından bir yatak ayarlanmış, kızı taburcu oluncaya kadar rahat etmişti. Kadın, bu durumdan çok memnun olmuş doktorla her karşılaşmasında ona dua ediyordu.”

Bu satırları okuyunca çok duygulandım. Hem yaşlı anneyi hem de Dr. Özdoğan’ı düşündüm. Annenin nezaketi, zarafeti ve başkalarını düşünen ruh hali…

Yanındaki yatak boş dururken günlerce betonda battaniyenin üzerinde nasıl yattın be annem? O yatağa yatıverme fikri hiç mi aklından geçmedi? Geçti de “hasta gelirse” diye mi yatmadın? Ey! Anadolu annesi, sen ne kadar yücesin? Bu asil davranışın beni çok ama çok duygulandırdı.

Anlaşılıyor ki o haslet, Özdoğan Hocamızı da derinden etkilemiş. Ah be hocam! O anki hislerinizi bilmek isterdim. Kim bilir ne kadar üzüldünüz… Yüreğiniz sızladı ama açık edemediniz… Belki de Anadolu insanının üstün hasletlerini taşıyan o yaşlı annede kendi anneciğinizi gördünüz. Daha ötesi tüm yurdumun annelerini gördünüz. Büyük ihtimalle kadıncağızın bu davranışına gıpta edip için için saygı duydunuz. Kıymetli hocam, hâlbuki yetkiniz vardı, çok farklı da davranabilirdiniz. Kadıncağıza “Çık dışarı!” diyerek sesinizi

yükseltebilirdiniz ama yapmadınız. Kendisine yatacak yer gösterip, o yaşlı annenin duasını aldınız…

Ah be hocam, sizi romandan tanıdım. Çalışma azminizi, meslek tutkunuzu, sergilediğiniz insan sevgisini okudukça sizi katıksız bir “Anadolu delikanlısı” olarak gördüm. Sevgili hocam, insanları yaşatmak için binbir fedakârlıkla gecesini gündüzüne katıp, zamanla yarışan sizin gibi insanlara o kadar çok ihtiyacımız var ki…

Değerli okurlarım CERRAH romanını bu duygularla okurken TRT Müzik kanalında Neşet Ertaş’ın Leyla’m türküsü çalınmaya başlandı. Bozkırın tezenesi o kadar içten söylüyordu ki ister istemez beni kendine çekti.

Yazımı kışa çevirdin

Karlar yağdı başa Leyla'm

Viran oldu evim yurdum

Ne söylesem boşa Leyla'm

Her an gözümde perdesin

Nere baksam sen ordasın

Mevla’m ayrılık vermesin

Gökte uçan kuşa Leyla'm.

Gönül adamı ve sanatçı Neşet Ertaş ve Leyla Hanım, birbirlerini çok severek hayatlarını birleştirirler. Sonra bir şeyler olur, o büyük aşk yara alır. Üç evlatlarının varlığı da ayrılıklarına engel olamaz. Bu ayrılık koca yürekli Usta’ya çok ağır gelir. Yüreğinin yangınıyla duygularını harmanlayıp arka arkaya türküler yakar… Özlem dolu duygular ve hasretle sevdiğine seslenir. Her türküsü dilden dile dolaşıp halka mal olur. Her vuruşta titreyen sazının teli, bizim de gönlümüzü titretir. O söyledikçe halkla bütünleşir, içtenliği bütün yurda dalga dalga yayılır.

Çok Değerli Okurlarım,

Ülkemizin yetiştirdiği, iki başarılı insan; Prof. Dr. Mehmet Emin Özdoğan ve Neşet Ertaş’ın ortak noktaları nedir ki bir arada anıyorsunuz, dediğinizi duyar gibiyim. CERRAH romanını okuduğunuzda yaşanan fedakârlıkları, ilginç olayları ve hocamızın gıpta edilecek başarılarını görünce eminim siz de bana hak vereceksiniz.

Yerde yatan yaşlı annenin derdiyle dertlenen Prof. Dr. Mehmet Emin Özdoğan Hocamız ile kendine “Garip” mahlasını uygun gören Neşet Usta’nın kalplerindeki asalet ve feraset aynıdır.

Bu güzel yüreklerdir diyorum, milletimin harcı, çimentosu ve ayakta tutanı.

Ülkemin saygı duyulası güzel gönülleri selam ve sevgiler sizlere…

01.03.2024 Mevlüt Köksal Sincan / Ankara

*Kalbin Zirvesinde Bir Türk:Prof. Dr. M. Emin Özdoğan/CERRAH, Ethem Göktürk, HAYAT Yayınları, 2024

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mevlüt Köksal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Ufuk Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Ufuk Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Ufuk Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Ufuk Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Ankara'da Hangi Milletvekilini Daha Çok Tanıyorsunuz?
Tüm anketler