HAZMEDECEKMİYİZ?

HAZMEDECEKMİYİZ?

Türk devleti için bir hiç ölçüsünde olan bebek katili PKK terör örgütü Amerika birleşik devletleri, Avrupa birliği ülkeleri ve komşularımızca beslenip büyütülmüştür.

Aynı devletler tarafından bu güne yaşatılan kadar PKK’nın nihayetinde yurt içindeki varlığı düşük düzeye indirilmiştir. Yapılan mücadele sonucunda ortaya çıkan bu durum sınırlarımız dışında da gerçekleşecektir. Buna inancımız tamdır. Devletimiz önümüzdeki aylar içinde Irak’ın ve Suriye’nin kuzeyine yapacağı askeri harekâtla bunu sağlayacağının kararını açıklamıştır.

Türkiye muarızlarının; silah, para, lojistik, akademik ve basın yayın yoluyla yaptıkları muazzam desteğe rağmen terör örgütü istediğine ulaşamamıştır. Ulaşması mümkün değildir. Çünkü milletimizin birliği, güvenlik güçlerimizin fedakârca mücadelesi heveslerini kursaklarında bırakmaktadır.

PKK terör örgütünün yukarıda saydığımız destekçilerinin de “PKK devletçiği kurdurma, Türkiye’yi bölme” benzeri istediklerini elde etmeleri mümkün değildir. Bu vatanı kanıyla kuran Türk milleti kurduğu vatanını, kenetlenerek terörün patronlarının da heveslerini kursaklarında bırakmaktadır. Buna rağmen bu devletler. Hain PKK’yı beslemekten vazgeçmezler.

Uluslararası ilişkiler hocalarına, terör uzmanlarına ve bilimin verilerine göre: Başka devletlerin büyük çapta desteğini almayan bir terör örgütü kırk yıl gibi uzun süre ayakta kalamaz. Peki, bu kadar süre bir terör örgütünü bu ülkeler neden desteklerler? Cevap gayet basit. Hain PKK’yı besleyen her devletin, Türkiye üzerinde ciddi ölçüde kendi hesabı var. Neden desteklemesin ki. “İstediğimi” alamasam da Türkiye’yi yıpratmak, meşgul etmek te kazançtır düşüncesindedirler. Sadece parası gidiyor. Kendi canından can gitmiyor ki.

Onlar, bedavaya taşeron bir terör örgütü bulmuşlar. Tabi ki hep desteklerler ve destekleyeceklerdir. Buna karşılık Türk milletinin; çelik iradesi, devletin kararlılığı ve güvenlik güçlerimizin kahramanca mücadelesi sonucu terör örgütünü bertaraf edecektir. Türk milletinin mücadeledeki sabır ve kararlılığı: Sürekli damlayan suyun taşı parçaladığı gibi terör örgütünü ve destekçilerinin arzularını paramparça edecek. Bunda hiç şüphemiz yoktur. Kimsenin de olmasın!..

Devletimizin dirayeti ve güvenlik güçlerimizin üstün gayretiyle, örgütün baskılandığı nefes almakta zorlandığı, acze düştüğü anda: Avrupa birliği üyesi devletler, ABD ve Baltık ülkeleri; hançereleri yırtılırcasına “insan hakları” diye bas bas bağırırlar. Heyetler göndererek moral verirler. Yeni silah mühimmat ve maddi destek verirler. Türkiye’yi ekonomik yollarla sıkıştırmaya çalışırlar. Terör örgütünü, ağababaları yeni bir stratejik hamlelerle sürekli ayakta tutarlar.

Sevgili kurlarımız, hain terör örgütü PKK’nın kurulduğu yıllardan bu yana; geçirdiği evreleri düşündüğümüzde bu durumu daha net anlayabiliyoruz. Hepimiz biliyoruz ki, önce haklarını savunduklarını iddia ettikleri Kürt kardeşlerimizi katlederek başladılar teröre. Kendilerine engel olacağını düşündükleri Kürt kardeşlerimizin köylerine baskın düzenlediler. Öldürdüler yaktılar yıktılar. Bu akıl terörün aklı olamaz! Onun patronlarının aklıydı.

O evreleri geçerek yol kestiler, kepenk kapattılar, şehirlerde toplu gösteriler yapıp Kürt kardeşlerimizi baskıladılar. taraflarına çekmeye çalıştılar. Korkutarak yanlarına çektikleri bazı halkı daimi taraftarları haline getirmek için baskı kurdular. Halktan haraç topladılar, evlatlarını çaldılar. Dağda şehirde güvenlik güçlerimizi şehit ederek terörü yaymak. Öğretmen ve memurları şehit etmek suretiyle kendine alan kazanmak aşamalarını yaşadık. Bu olup bitenler ilgili devletlerin stratejik planlarının gereği olan evrelerdi.

Kıymetli okurlarımız, PKK’nın azgınca yaptığı “Başbağlar” katliamı gibi katliamları ve geçirdiği evreleri bir bir saymayacağım. Maksadım kronolojik sıralama değildir. Terör örgütünün insanımıza ve ülkemize yaptığı ihanetin her aşamasını hepimiz biliyoruz.

PKK Terör örgütü, son zamanlarda devletimizin ve kahraman güvenlik güçlerimizin aldığı tedbirler karşında zayıflamaya ve dağılmaya başladı. Terörün finansörleri ve koruyucularının yeni bir strateji ile PKK’yı bu durumdan kurtararak başka bir aşamaya geçirmeye çalıştıklarına inanıyorum ve dikkat çekmek istiyorum. Örgütün her sıkıştığında başka bir taktik geliştirildiği sizin de dikkatinizi çektiği kanaatindeyim. Patronlarınca, çeşit çeşit isimlerde siyasi parti kurdurulmasının da bir başka ve önemli stratejilerinden biridir.

Çok değerli okurlarımız, Devletimizin Örgüte yurt içinde vurduğu can alıcı darbeleri biliyoruz. Yurt dışında ise “Pençe” operasyonları ve MİT’in, PKK’nın elebaşlarına karşı yaptığı başarılı darbeler sonucunu vermiş ve vermeye de devam etmektedir. Ayrıca Suriye’de vurulan darbeleri de söylersek. Hainler fena halde sıkışmış durumdadırlar. PKK’nın soluğunun daralmakta olduğunu açık kaynaklardan anlıyoruz. Onları Bu durumdan kurtarmak için terör patronu devletlerde her zaman olduğu gibi boş durmayacaklar elbette. Bir takım taktik ve stratejik hamleler yapacaklardır.

Bu taktik. Mevcut sıkışmışlıktan kurtulmak ve ileriye yönelik bir stratejinin Parçası mı? Diye düşünmeden geçemiyorum. Koruyucu devletler örgüt mensuplarının ve taraftarlarının sessizce Türkiye siyasetine sızarak orada hayat bulmalarını mı tembihledi? Ne dersiniz sevgili okurlarımız? Stratejik akıl ancak devletlerde olur. Örgüt aklı buna kifayet etmez.

İki seçim geçirdik. Bahse konu seçimlerde, PKK’nın siyası uzantıları çeşitli oluşumlar altında ülkemizin irili ufaklı partilerinin içinde yer aldılar. Bu kanaate nereden mi vardık? Terör uzantısı partilerin kendi beyanlarından biliriz. Çok konuşuldu çok söylendi. Bazıları da bu halin izahını “Demokrasi” ile yaptılar. “Demokrasi” ne tılsımlı ve saygı duyulacak bir kavram değil mi? Evet bu kavrama herkes saygı duymalı. Fakat ABD de Suriye de kurduğu büyütüp beslediği PKK’yı da “Suriye demokratik güçleri” diye tanımlıyor. ABD onlara “Demokratik” dedi diye demokratik mi oldular.

Terör uzantılarının ülkemizin siyasal sisteminde ve parlamentosunda zaten varlardı diyecek olanlarımız olabilir. Doğru halende varlar. Fakat bu sefer Ülkemizin diğer partilerinin listelerinden ve çeşitli illerin belediye meclislerinde yer buldular. Belediye başkan adayı gösterildiler. Yani bu gün itibariyle yerelden başladılar. Yarın ne olur bilmiyoruz. Bizleri de zihnen bu duruma alıştırıyorlar gibi geliyor. Milli hassasiyetlerinin yüksek olduğunu bildiğim sevgili okurlarımız; Siz ne diyorsunuz? Bize hazmettiriyorlar mı?

Biraz daha açmak gerekirse; “Dem” partililer, başta İstanbul ve Mersin olmak üzere bazı şehirlerimizde “DEM” parti dışında ki partilerimizin listesinden belediye meclis üyesi oldular. Nerden çıkartıyorsunuz? Demeyin. Bu durum televizyonlarda açık oturumlarda çokça ve sıkça konuşuldu anlatıldı. Partilerin kendi beyanları da mevcuttur.

Demem su ki! PKK’nın uzantısı partililerin değişik illerimizin Belediye meclislerinin üyesi olmuşlardır. Acaba! Yeni strateji gereği PKK ve uzantıları DEM parti aracılığı ile Türk Milletine yavaş yavaş hazmettirilmeye mi çalışılıyor? Bu sonuca nereden vardın derseniz? Bende derim ki: Dağda Mehmetçik canını ortaya koyarak, PKK ile mücadele ederken başka partilerimizin listesinden Belediye meclisine girenleri gayet normal karşıladık. Bazı partilerimiz bu durumu “Uzlaşı” olarak niteledi. Hiç birimiz konusunu bile etmedik. Ne oluyor kardeşim? Birisi bir açıklamada bulunsun diyen bile olmadı. Bu hazmettirme değil de nedir?

Asıl konumuz olmasa da bir başka hususu dile getirmeden geçemeyeceğim. Silahlı Kuvvetlerimizin Irak ve Suriye’nin kuzeyine yapacağı büyük temizlik harekâtı sırasında DEM’le aynı bet sesi çıkartma hazırlığındalar diye düşünüyorum. Yani, “Türk ordusu; insan haklarını çiğniyor. ‘Kürtleri’ katlediyor, İşgalci ordu, Kimyasal kullanıyor” vs vs diyecekler.

Bu gürültüyü tek başına DEM partisi çıkartırsa bir anlam ifade etmeyecektir. Ama! Ülkenin muhtelif diğer partilerinin seçilmiş belediye başkanları ve meclis üyeleri de katılırsa daha anlam kazanmaz mı? Koro halini almazlar mı? Bunlar sonuçta demokratik ve insan hakları savunucuları kisvesinde olmayacaklar mı? Kim diyecek onların DEM partili olduğunu. Dense kaç para eder Türkiye’nin en köklü partilerinin Belediye başkan ve meclis üyeleri kisvesinde olacaklar.

Sonuç olarak: Bu hal bize hazmettirilmeye çalışılıyor. Başarırlarsa arkasından ne gelecek? Müsaade ederlerse sevgili okuyucularıma sormak isterim. Çok kötü değil mi?

NOT: Ülkemin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını tebrik ediyorum. Daha nice 23 Nisanlara diliyorum.

22.04. 2024 Mevlüt Köksal Sincan Ankar

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mevlüt Köksal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Ufuk Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Ufuk Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Ufuk Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Ufuk Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Ankara'da Hangi Milletvekilini Daha Çok Tanıyorsunuz?