Ayaş’ın MHP’li Belediye Başkan Aday Adayı Gazeteci Mustafa Boşdurmaz:

“BELEDİYE BAŞKANI OLURSAM AYAŞ’I SADECE ANKARA’NIN DEĞİL, TÜRKİYE’NİN EN GÖZDE İLÇESİ YAPACAĞIM”

Ayaş’ın MHP’li Belediye Başkan Aday Adayı Gazeteci Mustafa Boşdurmaz:

“BELEDİYE BAŞKANI OLURSAM AYAŞ’I SADECE ANKARA’NIN DEĞİL, TÜRKİYE’NİN EN GÖZDE İLÇESİ YAPACAĞIM”

Evin GÖKTAŞ

Gazeteci Mustafa Boşdurmaz, bilgi birikimi ve donanımıyla Ankara siyasetine renk katacak. 31 Mart 2024 tarihinde yapılacak olan Yerel Seçimlerde Milliyetçi Hareket Partisi’nden (MHP) Ayaş Belediye Başkan Aday Adayı olan Gazeteci Mustafa Boşdurmaz, kendi doğup büyüdüğü ilçe olan Ayaş’ın sorunlarına neşter vurmak için hazırladığı birbirinden önemli projeleriyle kadrosuyla birlikte şimdiden sahaya inmiş durumda. Bir ayağı Sincan’da bir ayağı ise adaylığa karar verdiği günden beri 10 bin nüfuslu Ayaş’ta olan ve propaganda çalışmalarını aralıksız sürdüren Boşdurmaz, yaklaşık 40 yıldan beri gazetecilik yapması ve daha önce yine uzun yıllar sivil toplum kuruluşları ile MHP’nin çeşitli birimlerinde görev yapması bakımından Ayaş için belediyecilik anlamında iddialı bir isim. Şimdiye kadar “Atatürk Orman Çiftliği, MİTAŞ Fabrikası, Yüksel İnşaat, Çevre Kent Sincan Yapı Kooperatifi, Sincan Spor Kulübü ve Ayaşlılar Vakfı” gibi birçok kuruluşta görev yaparak tecrübe ve donanımını artıran Boşdurmaz’ın, Ankara siyasetinde adından söz ettireceğe benziyor. Yüksek Seçim Kurulu’nun seçim sürecini açıklaması ile birlikte sahaya iddialı bir şekilde inmesi beklenen Boşdurmaz’ın, renkli kişiliği ile de Ankara siyasetinde yıllar sonra yeniden çok konuşulacak bir isim olacağı tahmin ediliyor.

MUSTAFA BOŞDURMAZ’IN ÜÇ ÖNEMLİ ÖZELLİĞİ

İlk gençlik yıllarında gittiği Ülkü Ocaklarında siyasetle tanışarak MHP’ye gönül veren Boşdurmaz’ı kendine has şu özelliği ile birincisi partisi MHP’ye sadık oluşu ve şimdiye kadar Ülkücü ve Milliyetçi çizgisinden sapmaması; ikincisi doğup büyüdüğü ilçe Ayaş’a olan sevdası; üçüncüsü de yaklaşık 40 yıldan beri büyük bir aşkla yaptığı gazeteciliği ile Ankara’da tanımayan yok gibidir.

Boşdurmaz, adaylığını açıklarken, “Çok net şekilde söylüyorum. Eğer Ayaş Belediye Başkanı olursam Ayaş gerçek kimliğine kavuşur ve hakiki Ayaş olur. Hem Ayaş’ın köylüsü hem de merkezde yaşayan şehirlisi kalkınır. Ayaş’ın bu makus talihini kırmazsak önümüzdeki kötü örnek olan Sincan gibi olacak. Ben Ayaş’taki insanımın kendi öz güvenine kavuşmasını istiyorum. Ayaşlıların sadece özgüveni olsun kendilerine yeter. Ben Ayaş’taki insanımın kendi öz güvenine kavuşmasını istiyorum. Ayaşlılar özgüvenine kavuşacak ve Ayaş tekrar Ayaş olacak. Ayaşlıların sadece özgüveni olsun kendilerine yeter.” dedi.

Ayaş halkı ve ilçenin siyasi geleceği için isabetli bir belediye başkan adayı olarak değerlendirilen Mustafa Boşdurmaz, kendi gazetesi olan Yeniufuk’a verdiği röportajda, niçin Ayaş’a belediye başkan adayı olduğunu ve başkan seçilmesi hâlinde Ayaş’ta ne gibi projeleri hayata geçireceğini detaylı bir şekilde anlattı. Soru-cevap şeklide olan röportajda, Boşdurmaz’a yöneltilen sorular ve cevapları şöyle:

MSUTAFA BOŞDURMAZ KİMDİR?

- Sayın Boşdurmaz, öncelikle adaylığınız hayırlı ve uğurlu olsun, başarılar dileriz. Mustafa Bey Ankara’da sizi tanımayan yok ama tekrar sizi kendi ağzınızdan tanıyabilir miyiz? Mustafa Boşdurmaz kimdir?

-

- Tabi memnuniyetle. Ben 1962 yılı Ankara’nın Ayaş ilçesinin Ulupınar eski adıyla Malal köyünde dünyaya geldim. Daha sonra Sincan’a göç ettik. Sincan’da büyüdüm. İlk ve orta öğrenimimi Sincan’da lise öğrenimimi Ankara’da Ticaret Lisesi’nde yaptım. Liseyi bitirdikten sonra üniversite hayatım başladı. Önce Ankara Meslek Yüksek Okulu’nda okurken Açık Öğretim Fakültesi’nin faaliyete geçmesi ile birlikte oraya geçtim. Açık Öğretim Fakültesi İktisat Bölümü’nden mezun oldum. Vatani görevimi Bilecik’te kısa dönem yani 8 aylık jandarma olarak yaptım. Terhis olduktan sonra iş hayatına atıldım. O yıllarda hayat şartları daha ağır ve zordu. İlkokul yallarından itibaren hem çalıştım hem okudum. İlkokulu bitirdikten sonra Atatürk Orman Çiftliği’nde mevsimlik işçi olarak işe başladım. Daha sonra liseyi bitirdikten sonra da MİTAŞ Fabrikası’nda işe girdim. Bu fabrikada uzun yıllar çalıştım. Kısa bir süre Yüksel İnşaat’a bağlı bir şirkette çalıştıktan sonra Yeni Ufuk gazetesini yayımlamaya başladım arkadaşlarla birlikte. Yeni Ufuk gazetesini ogün bugündür ben yayımlıyorum. 39 yıl filan oldu. Bu arada Çevre Kent Sincan Yapı Kooperatifler Birliği Genel Başkanlığı yaptım. Sivil toplum örgütlerinde görev aldım. Sincan Spor Kulüp Başkanlığı ve Yönetim Kurulu Üyeliği yaptım. Muhtelif dönemlerde değişik sivil topluk kuruluşlarında görevler aldım. Şu anda Ayaşlılar Vakfı’nda Başkan Yardımcılığı görevini yürütüyorum.

HÂLEN MHP’NİN İL VE İLÇE DELEGESİ OLARAK PARTİMDE GÖREV YAPIYORUM

-- Siyasi hayatınızla ilgili olarak neler söyleyebilirsiniz?

Siyasi hayatım şöyle başladı. 1970’li yıllarda Ankara Ticaret Lisesi’nde Ülkücü Hareketle tanıştım. Daha sonra MİTAŞ Fabrikası’nda çalışırken Ülkücü İşçiler Birliği’nde Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Üyeliğine girdim. Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Üyeliğinden sonra 1984 yılında Milliyetçe Hareket Partisi’nin yerine kurulan Muhafazakâr Parti’nin Sincan İlçe Başkanı oldum. Şanslıyım çünkü hem Muhafazakâr Parti‘de hem Çalışma Partisi’nde hem de Milliyetçi Hareket Partisi’nde İlçe Başkanlığı yaptım. Daha sonra Aydınlık Türkiye Partisi’nin Ankara İl Başkanlığını yaptım. Genel Başkan’ımız Sayın Devlet Bahçeli’nin daveti üzerine tekrar Milliyetçi Hareket Partisi’ne 2005 yılında döndüm. O günden beri partimin üyesiyim. Son kongrede ilçe ve il delegesi oldum. Şu anda da ilçe ve il delegesi olarak partimde görevimi yapmaktayım.

- SON ZAMANLARDA AYAŞ, AYAŞ OLMA ÖZELLİĞİNİN DIŞINA ÇIKTI ONUN İÇİN ADAY OLDUM

-

- Sayın Boşdurmaz, dolu dolu bir özgeçmiş ve siyasi hayatınız var. Buradan adaylık konusuna dönecek olursak eğer. Niçin Ayaş’a Belediye Başkan Adayı oldunuz, öğrenebilir miyiz?

Ben de çocukluğumdan beri bir Ayaş sevdası vardır. Hatta bir arkadaşım “Bu Mustafa bir Ülkücülüğünden bir de Ayaşlılığından vazgeçerse bayağı ciddi işler yapar.” diyerek bana takılırdı. Ben geçmişten bugüne Ayaş’ı çok seviyorum. Ayaş’la ilgili olarak geçmiş zamanlarda çalışmalar yaptık. Sadece Ayaşlılar Vakfı ile ilgili olarak değil bundan önceki dönemlerde de 25-30 yıl önce rahmetli olan Arif Sağlam vardı onlarla birlikte Ayaşlılar Derneği’ni kurmuştuk. Hâlâ bugün Selami Keskin var.

Onlarla birlikte Ayaşlılar Derneği’ni kurmuş ciddi anlamda da hizmetler yapmıştık. Son dönemlerde Ayaş, Ayaş olma özelliğinin dışına çıktı. Ayaşlı olması gereken şeylerde olmaması gerekenlerin olduğunu görünce bu beni son derece rahatsız etmeye başladı. Bundan 3, 3 buçuk sene önce Ayaş’ta ikamet ettiğini düşündüğüm veya ticaret yapan birisinin Ayaşlılarla ilgili davranışları beni son derece rahatsız etti. O gün kafama koydum. Dedim ki bir dahaki dönem Ayaş’tan belediye başkan adayı olmak için çalışacağım ve inşallah aday da olurum. Böylece bu düşünce bende oluştu. Bu süreç içeresinde yine Ayaş’ta ekmeğini kazanan Ayaş’tan evlenen parasını ve pulunu Ayaş’tan kazanan birisi ile telefon konuşmamızda Ayaşlılarla ilgili inanılmaz laflar etti. Benim de Ayaşlı olduğumu bilmiyordu sanıyorum. Dedim ki “Sen ne diyorsun? Ben de Ayaşlıyım.” “Beni yanlış anladınız.” diye bana cevap verdi. Ben de “Hayır yanlış anlaşılmadı.” dedim. Bu şekilde karşılıklı bir konuşmamız oldu. Bu arada aynı kişi Ayaş’la ilgili olarak yine olumsuz laflar etmeye devam etti. Dedim ki,” Eğer ben bir gün belediye başkanı olursam eğer inan ki seni Ayaş’ta barındırmayacağım.” İşte Ayaşlılarla ilgili bu tür hoş olmayan lafları duyunca ve bu tür gelişmeleri görünce Ayaş’ta bir yapısal değişikliğin olması gerektiğini düşünerek belediye başkan adaylığı için kararımı verdim. Şu anda da aday adayı olarak çalışmalarıma devam ediyorum. İnşallah Allah kısmet ederse eğer kazanacağımı da düşünüyorum.

AYAŞLILARIN EKONOMİK, SOSYAL VE KÜLTÜREL ANLAMDA KALKINMASI GEREKİR

- Ayaş’ı nüfus bakımından yani demografik açıdan mevcut yapısını değerlendirir misiniz?

-

- Ayaş’ın nüfusu köyleri ile birlikte 10 bin civarında. Şu anda Ayaş’a dışarıdan çok fazla göç söz konusu değil. Ama Ayaş’a eski Belediye Başkanı Mehmet Çelebi Er zamanında dışarıdan gelen arkadaşlar var. Onun dışında kitlesel olarak Ayaş’ın demografik yapısını değiştirecek bir göç olmadı. Şu anda da yok ama olsun diye uğraşılıyor. Çelebi Er zamanında gelenler dâhil tamamını Ayaşlı olarak düşünüyorum. Ama dışarıdan gelen insandan ziyade nüfus artışından ziyade Ayaş’taki mevcut yapının yani insanların gelir seviyesinin yükseltilmesi gerektiğini düşünüyorum. Yani hobi bahçeleri ile özel imarlarla Ayaş’ın köylerine gelip rastgele ev yapmakla Ayaş’ın nüfusunun artması sağlıklı bir sonuç doğurmaz. Tam tersine Ayaş’ı Sincan’laştırır. Bundan 25-30 yıl önce Sincan yaşanılabilir bir kentti. Oysa bugün Sincan yaşanılabilir bir kent olmaktan çıkmış durumda. Parası olan herkes Sincan’dan dışarı çıkıyor. Aynı şeyi bugün Ayaş için de yapıyorlar ve yapmaya çalışıyorlar. Ayaş’ta nüfus artışından ziyade Ayaş’ta bugün için yaşayan insanlarımızın ekonomik anlamda, sosyal anlamda ve kültürel anlamda kalkınmaları gerektiğini inanıyorum. Eğer kısmet olursa belediye başkanı olursam eğer yapacağım işlerden birisi bu olacaktır.

AYAŞ’IN DERİN TARİHİNİ TÜM YÖNLERİYLE ORTAYA ÇIKARACAĞIM

- Ayaş’ın bir merkezi bir de köyleri var. Merkeze ilişkin ne gibi projeleriniz olacak?

-

- Ayaş’ın merkezi ile ilgili yapacağımız şeylerin başında kültürel yapısını, sıcak suyunu, termal suyunu ön plana çıkartacağız. Ayaş’ı kesinlikle turizme açacağız. Nüfusunun artmasını sağlamayacağız. Böyle bir düşüncem yok. Ayaş’ın kültürel yapısını an plana çıkartacağız. Ayaş’ın tarihi Selçuklular Dönemi’ne kadar gidiyor. Ama muhtemelen Selçuklulardan öncesi de var. Ayaş’ı hem kültürel hem de turizm açısından önemli bir yere getireceğiz. İnsanlar Ayaş’ı görmeden Beypazarı’na gidiyor. Tabii ki Beypazarı’na da gitsinler. Beypazarı da bizim memleketimiz ve hemşerimiz ama önce bir Ayaş’a uğrasın ve baksınlar. Ayaş’ta o kadar çok

tarihî ve kültürel mekânlar var ki. Mesela Karakaya’da Kırkevler diye bir yer var. Kanayan bir yaradır. Yıllar önce oranın tamiratı ve tadilatı yapıldı. Halka ve turizme açılacaktı güya. % 90 ve 95’i bittiği hâlde ne kaldı geriye? Ne kaymakamlık ne de belediye kılını kıpırdatmıyor bu konuda. Burayı niçin halka açmıyorlar anlamak mümkün değil. O tarihî yer Sulçuklulardan kalma bir yer. Açılsa harika olur. Şimdi nasıl ki insanlar Urfa’daki Göbeklitepe’ye gidiyorsa Ankara’da yaşayanlar da “Şuraya gidelim de tarihî hamamı ve kaplıcayı bir görelim.” diyecek. Bunun gibi tarihî nitelikte o kadar çok yer var ki Ayaş’ta. Şahane bağ ve bahçelerimiz var Ayaş’ın merkezinde. Yatırlarımız da çok sayıda mevcut Ayaş’ta. Ayaş’ta arkeolojik kazılar yapılsa kim bilir neler çıkmaz ki ortaya. Hatta Milattan Önce’sine kadar da dayanan eserler çıkabilir. Ayaş’ın tarihî özelliklerini ve yapısın mutlaka ön plana çıkartacağız. Ayaş’ın merkezi insanlarımızın uğrak yeri olacak. Bünyamin Ayaşi Hazretleri’nden bugünü kadar o kadar çok tarihî insanımız var ki.

AYAŞ’IN EN BÜYÜK SORUNU, AYAŞLILARDA OLAN ÖZGÜVEN EKSİKLİĞİDİR

- Sayın Boşdurmaz, size göre bugün Ayaş’ın en önemli eksiği nedir?

-

- Ayaş’ta yaşayan insanlarımızın yani Ayaşlılarımızın kendine olan özgüveni kaybedilmiş durumda. Biz Ayaşlılarımıza önce bunu kazandıracağız. Bir şey söylüyorsun, “Ayaşlı bunu yapamaz, Ayaş’ta bu olmaz.” diyorlar. Dünyanın her yerinde Cenabıallah’ın yarattığı insanlarda doğrusu da var eğrisi de var, güzeli de var çirkini de var. Bütün eğriler, bütün yanlışlar, bütün çirkinlikler Ayaş’ta mı mevcut? Asla değil, böyle bir şey söz konusu olabilir mi? Ben Ayaş’taki insanımın kendi öz güvenine kavuşmasını istiyorum. Özgüvenine kavuşacak ve Ayaş tekrar Ayaş olacak.

SEÇİLİRSEM HER KÖYDEN YAŞI UYGUN 3 KİŞİYİ BELEDİYEDE İŞE ALACAĞIM

- Tarımsal anlamda Ayaş’a yönelik olarak ne gibi projelerimiz var, bu konuda neler yapmayı planlıyorsunuz?

Ben Ayaş’la ilgili çok ciddi projelere yıllardır kafa yoruyorum ve bu projelerimi herkesle paylaşıyorum. Seçileyim de öyle yaparız anlamında değil. Çünkü istiyorum ki bu projeleri diğer aday adalı olan arkadaşlarımız da sahiplensin. Sahiplenmeye başladıklarını da görüyorum ve mutlu oluyorum bundan. Çünkü bizim sevdamız Ayaş ve amacımız Ayaş’ın kalkınması. Ama benimle kalkınır, ama seninle ama öbürüyle kalkınır. Tarımsal anlamda köylerimizle ilgili projem şu: Kesinlikle iki konu var ve mutlaka hayata geçireceğim. Birincisi, Ayaş’ın köylerinden her köyden kura ile o köye mensup olan insanlardan belirli bir yaşa gelmiş olan yaşı 3 civarında olmak kaydıyla çoluğu ve çocuğu olan evli insanları Ayaş Belediyesi’nde işe alacağım ve onların kendi köylerinde yaşamasını sağlayacağım. Yani kendi köylerinde yaşayacaklar, üretecekler, ekecekler, biçecekler ürettikleri şeyleri de kuracağımız cumartesi ve pazar sadece satış için Ayaşlıların gelebileceği Ankaralılara hitap eden Köylü Pazarı kuracağız. Köylü pazarında sadece Ayaş’ın köylüleri ve Ayaş’ın merkezinde ürettikleri malları burada satacaklar. Birincisi bu. Üretmek kaydıyla her köyden beş aile çoluk çocuğu olacak ve genç olacak. Cezai müeyyide koyacağım eğer üretmezse “Ben gidiyorum, ben yapmıyorum.” derse bunun bir cezası olacak. Kura ile belirlenecek bu kişiler birincisi bu. İkincisi, köy tüzel kişiliğinden Ayaş Belediyesi’ne geçen yerler var. Bunların birçoğunu çarçur ettiler. Bunları zamanında birçok kez dile getirdim. Ben köylerde kalan gayrimenkulleri kurulacak olan ya da kurulu bulunan köy derneklerine ve kooperatiflere çok cüzzi bir para ile ya kiralayacağım ya da satacağım. Şartı şu oyacak: Köylüler

hiçbir şekilde kendilerine kiralanan veya satılan gayrimenkulleri satamayacak veya kiraya veremeyecek. Yine tarım konusunda Ayaş’ta sulanması gereken tarım arazileri var.

-

- AYAŞ’TA TAŞI EKSEN BİTER. ONUN İÇİN AYAŞ KÖYLÜSÜNÜ TEKRAR ÜRETİME YÖNLENDİRECEĞİM

-

- Bu arada şunu merek ettim Sayın Boşdurmaz. Ayaş’ta ne gibi tarım ürünü ve sebze yetişiyor?

Birincisi domates, pancar, buğday, nohut. Yani Ayaş’ta tabiri caizse eğer taşı eksen bitecek şekilde topraklarımız var. Bir kısmı maalesef talan oldu da. Tarım arazileri üzerine gereksiz inşaatlar yapıldı. Ruhsatsız inşaat ve ruhsatsız evler yapıldı. Tarım arazileri 200-300 metre olarak bölündü. Bölünen tarım arazileri üzerinde yapılaşma oldu. Bu yapılaşmadan dolayı da belediye seyretti. Bu konuda mücadelelerimiz oldu. Yani belediyeler bu yapılaşmaları seyretti. Dolayısıyla tarım arazilerimizin bir kısmı özelliğini kaybetti maalesef. İnsanları mağdur etmeden, perişan etmeden bir orta yıl ve formül bulup tarım arazilerini tarıma kazandırırken yaptıkları masrafları da karşılayacağız. Tarım arazilerinin yok edilmesini önleyeceğiz. Köylülerin elindeki arazilerin de satılmasına müsaade etmeyeceğiz. Köy tüzel kişiliğinden belediyeye geçen arazileri de sattırmayacağız ve köylüye vereceğiz. Ayaş’ta çok ciddi anlamda meyvecilik ve sebzecilik var. Ankara’yı doyurabilecek kadar meyve ve sebzecilik var. Ama bir soğuk hava deposu yok. Soğuk hava deposu olsa üretilen meyveleri köylüler buraya kayabilir. Bu durumda bugün 40 liraya aldığınız bir sebze veya meyveyi 10-15 liraya almış olursunuz. Hem köylü para kazanmış olur hem de üretime daha çok yönelir. Bana göre çok iddialı konuşuyorum gıda pahalılığının en önemli sebeplerinden birisi köylünün üretimden vazgeçmesidir. Köylü tekrar üretime yönlendirilirse hayat pahalılığında çok büyük oranda azalma olacaktır. Düşünebiliyor musunuz köylü ekmeyi köye gelen ekmekçiden alıyor, yumurtayı toptancıdan alıyor. Hiçbir şey üretmiyor ki. Peyniri, domatesi marketten alıyor köylü. En meşhur ürünü domates ama adam bahçesinde domates yetiştirmiyor. Bu konularla ilgili projelerimiz çok net. Bu konuda Ayaşlıların sadece özgüveni olsun kendilerine yeter. Biz ilçe ve il tarım müdürlüğü ile kaymakamlık ile anlaşarak onlara her türlü imkanı sağlayacağız. Soğuk Hava deposu kuracağız. Buna benzer daha birçok projemiz var. Köylülerin ürettiği ürünleri satabilecekleri köylü pazarı çok önemli. Ben rahmetli belediye başkanını çok yalvardım gelin bir köylü pazarı kuralım diye.

SEÇİLİRSEM HOBİ BAHÇELERİNİ HUKUKİ BİR ZEMİNE KAVUŞTURACAĞIM

Ayaş’ı turizme açmak için ne gibi projelerimiz var? Çünkü Ayaş Ankara’nın çok sayfiye bir ilçesi ve âdeta yaylası gibi.

Turizm ile kültürü birbirine paralel tutmak lazım. Ayaş’ı insanlar nasıl biliyor? Gidip Ayaş’tan bir hobi bahçesi alayım diye biliyorlar. Bu bence olumsuz bir şey. Hobi bahçeleri Ayaş’a bir şey kazandırmıyor. Çünkü hobi bahçelerinin alt yapısı yok, suyu yok, yasal elektriği yok. Dolayısıyla vatandaş gidiyor kooperatife diyor ki “Buraya kaça alırsın?” “250 bin liraya” Vatandaş orayı 250 bin liraya alıyor. Ama kooperatif üzerinden aldığı için bu bedel hesaplara yansımıyor. Onun için bu konuda gazetemiz kanalıyla bir defa daha uyarıyorum: Verdiğiniz para kadar mı yatıyor? İkincisi orada kullanılan pis sulardan ve kanalizasyonlardan dolayı bütün hayvanlar da zehirleniyor sadece insanlar değil. Çünkü alt yapısı yok. Peki ne yapılabilir? Hobi bahçeleri yapılmalı ama nasıl yapılmalı? Konut alanı olabilecek ve tarım arazisi olmayacak hayvanların temiz su ihtiyaçlarının giderilebileceği bir yerlerde organize

yapılır bin, iki bin veya üç bin tane hobi bahçesi yapılabilir. Alt yapısı yapılır, elektriği, suyu, kanalizasyonu sağlanır saatleri ve vanaları takılır. Adam orada yasal bir şekilde ekip biçer büyütür ve üretimini yapar. Oysa şimdi böyle bir şey yok. Bir de yasal olan hiçbir şey yok. Kim mağdur oluyor? Satan değil alan mağdur oluyor. Çünkü aldığı yerin tapusu yok. Sonra, yatırdığı para hesaplarda gözükmüyor. Tapusu olmadığı için başkasına devredemiyor. Allah korusun ben bahçeyi aldım ve bir süre öldüm. Benim de 4 çocuğum var. Bunlar miras yoluyla bölünemiyor ve paylaşılamıyor tapusu olmadığı için yasal dayanağı yok. Hobi bahçeleri belediyelerin yetkisinde. Belediyeler adam gibi alt yapısını yapar ve hobi bahçesi yapmak isteyenlere de oraları tahsis edebilir. Belediye başkanı olursam Ayaş’taki hobi bahçeleri konusunu yeniden ele alıp düzenleyeceğiz. Hukuki bir zemine kavuşturacağız Ayaş’taki hobi bahçesi sorununu yasal bir zemine oturtacağız. Biz bu konuda çok ciddi bir çalışma gerçekleştireceğiz. Bizim birinci önceliğimiz insanların kandırılmaması. Biz diyoruz ki ne kandırırız ne de kandırılmasına müsaade ederiz.

ATATÜRK’ÜN KARMA EKONOMİK MODELİNİ AYAŞ’TA UYGULAYACAĞIM

- Sayın Boşdurmaz, Atatürk Orman Çiftliği’nde uzun yıllar çalışmışsınız. Buradaki modeli Ayaş’ta uygulamayı mı düşünüyorsunuz?

Ayaş köylüsünün arazisinin yok pahasına alınmasına kesinlikle müsaade etmeyeceğiz. Hayvancılık konusunda adamın 2 tane ineği varsa onları değerlendirsin, 10 tane koyunu varsa onları değerlendirsin sütü ve peynirinden yararlansın. Ayaş’taki büyükbaş ve küçükbaş hayvan sayısı ile ilgili ciddi anlamda istatistiki bir veri bulunmuyor. Ben bu konuyu soruşturdum ama ciddi anlamda Ayaş’ta bir hayvancılık kalmamış ne yazık ki. Ciddi anlamda inek ve koyunu olan insan sayısı yok denilecek kadar az. Ayaş’ta hayvancılığın gelişebilmesi için bu konunun uzmanları ile birlikte ciddi anlamda projeler hazırlayacağız. Mutlaka ve mutlaka köyler köy olacak. Hem ekmesi ve biçmesiyle hem de tarım ve hayvancılığı ile. Adam 10 tane koyun alacaksa eğer bunu biz satın alıp kendisine vereceğiz. Kaç tane inek ve koyun almak istiyorsa eğer o kadarını alıp vereceğiz. Hayvancılığı ve tarımı büyük ölçüde destekleyeceğiz. Çünkü bizim görevimiz, devletin görevi, belediyenin ve kamunun görevi başta gıda olmak üzere birçok alanda devleti desteklemektir. Atatürk’ün yapmış olduğu karma ekonomik sistemi biz köylerimizde uygulayacağız. Yani bir tarafta belediye olacak diğer tarafta da şahıs olacak. Atatürk’ün yaptığı karma ekonomik sistemle köylerimizi yeniden köy yapacağız. Çünkü Atatürk’ün “Milletin efendisi.” dediği köylülerin köylü gibi yaşaması gerekir. Ürettiğinin fazlasını satacak. Satarken de pazara getirip kuracak tezgâhını ve değerinde satacak.

KADROM HAZIR. SEÇİLİRSEM AYAŞ’IN MAKUS TARİHİNİ DEĞİŞTİRECEĞİZ

Sayın Boşdurmaz, eğitim ve kültürel alanlarda Ayaş’la ilgili olarak ne gibi projelerimiz söz konusu?

Kültürel anlamda öncelikle Ayaş’ın tarihi yapısı ile olarak Selçuklulardan öncesini de alacak şekilde hem Türkiye hem de dünyaya tanıtacağız. Düşündüğüm bir konu var. Başkan seçildikten birkaç yıl sonra Ankara’daki büyükelçileri eşleriyle birlikte Ayaş’a getirmeyi planlıyorum. Büyük bir eksiklik var Ayaş’ta. Mesela adam Ayaş’a geliyor bir tane otel var. Oranın dışında başka da kalacak yer yok. Otelin de fiyatları biraz yüksek olduğu için vatandaş akşam olduğunda geri dönmek zorunda kalıyor. Biz de şuna yapacağız. Bir otelle anlaşıp fiyatlarını ya düşüreceğiz ya sübvanse edeceğiz ya da beş yıldız otel ayarında bir misafirhane yapacağız. Böylece Ayaş’a gelen insanlar çok ekonomik şartlarla kalacak. Ya pansiyonculuk şeklinde ya da belediyenin sağlayacağı imkânlarla bu sorunu gidereceğiz. Gelen

insanların Ayaş’ta aileleri ile kalabileceği güzel bir otel yapılabilir. Dediğim gibi Ayaş’ta özgüven yok. Öncelikle bunu sağlayacağız. Ayaş’ta insanların sabah geldiğinde akşam kalabileceği yerler yapacağız.

Tarım, hayvancılık, turizm kültür ve eğitimle ilgili zaman zaman sempozyumlar düzenlemeyi planlıyoruz Ayaş’ta. Buna ilaveten örneğin belediye meclis üyeleri yurt dışına gidiyor değil mi? Ben buna karşı değilim. Belediye meclis üyelerinin gerek yurt içi gerekse yurt içi seyahatlerine karşı değilim. Ama nasıl gitmeliler? Belediye meclis üyeleri yanlarında her köyden bir veya iki kişiyi alıp gitmeliler. Yetkili ilçe tarımdan bir kişi de olmalı birlikte. Diğer meslek kuruluşlarından bir veya iki kişi misal veriyorum. Gidip ilgili olan yerlerde bir hafta on gün deneyimi yaşamalı. Böylece görgü ve bilgisini artırmalı bunları getirip Ayaş’a uygulamalıdır. Şimdi gidiyorsun bir hafta kamp yapıyorsun güya eğ3itim yapıyorsun sonra gelip burada anılarını anlatıyorsun. Bilgi ve kültür düzeyini artırabilmek için bu tür şeyler yapılmalıdır. Belediyede çeşitli konularda sempozyumlar yapılmalıdır. Sempozyuma gelip katılan insan da akşama gitmeyip Ayaş’ta kalmalıdır. Ayaş’ta sabah güneşin doğuşunu görmeli. Ayaş’ta çok güzel yerler var. Spor merkezleri yapmayı düşünüyoruz. Kendin pişir kendin ye gibi yerler yapmayı düşünüyoruz. Mutlaka çocukların eğlenebileceği oyun alanları kuracağız belirli yerlere Ayaş’ta. Ayaş Devlet Hastanesi’nde doğum ünitesi yokmuş bunu mutlaka sağlayacağız. Bu sebepten dolayı Ayaş’ta doğum yapılmıyormuş. Yani Ayaş’ta kimse doğmuyor ya başka ilçeleri gidiyorlar ya da Ankara’ya geliyorlar doğum için.

Selçuklu şehri, Osmanlı şehri olan Ayaş’ta kimse doğmuyor düşünebiliyor musunuz? Ayaş Belediyesi ile Başkent Üniversitesi bir protokol yapıyor. Diyorlar ki 5 öğrenciye bu imkânı vereceğiz bir şartla. Ayaş’ta doğmuş olmak şartıyla. Sonunda bunu kaldırdılar çünkü Ayaş’ta doğan yok. Böyle rezil bir durum ve mantıksızlık olur mu? Eğer biz Ayaş’ın bu makus talihini kırmazsak önümüzdeki kötü örnek olan Sincan gibi olacak. Bundan 20-25 sene önce Sincan’da her taraf tarlaydı. Ekilebilir alanları vardı. Şimdi hepsi inşaat oldu. Çünkü canı sıkılan gelmiş Sincan’a o zamanki parayla 10 bin liraya Sincan’dan ev almış. Bugün aynı sorun Ayaş için de geçerli.

AYAŞ’TA ANKARA’DAKİ HER ÜNİVERSİTEDEN BİR BÖLÜM BULUNACAK

Ayaş’ta üniversite anlamında ne gibi okullar bulunuyor?

Ayaş’ın içme suyu ve yol ulaşım sorunu gibi sorunlar şu anda söz konusu değil. Bu tür sorunları yok. İçme suyu soruna yok, ulaşımla ilgili olarak da ufak tefek asfalt sorunu var onu da yapıyorlar zaten. Ayaş’la Ankara arasında ulaşım sorunu da yok. Çok ciddi anlamda Ayaş’ın bir sorunu yok bu konuda. Ayaş’ta iki bölümlü bir tane meslek yüksekokulu var. İki tane lise var. Ortaokul var. Kısmet olur belediye başkanı olursam kesinlikle tarımla ilgili yüksekokul ve çeşitli üniversitelere ait bölümlerin kurulmasını sağlayacağız. Açılacak tarımla ilgili bölümlere sınırsız destek sağlayacağız. Gelsinler bin veya iki dönümlük yerler verelim kendilerine oraya ziraat ve veteriner fakültelerini kursunlar. Yani mutlaka bir üniversitenin tarım ve hayvancılıkla ilgili bölümünü getireceğiz Ayaş’a. Bizde ön yargı kesinlikle yok. Yani şu A’dan, şu B’den, şu C’den diye bir anlayışımız yoktur. Ben 60 yaşını geçtim bugüne kadar 17-18 senelik gençlik dönemimdeki siyasi dönemim hariç Boşdurmaz şununla siyasi kavga yaptı bununla siyasi polemiğe girdi veya şuna karşı siyasi tavır aldı diye kimse söyleyemez. Gittiğim yerlerde ya da gideceğim yerlerde kim varsa onlara uğrarım. Görüşünü alırım şakalaşırım. Yapım, kişiliğim ve mizacım bu tür siyasi ayrımcılık yapmaya uygun değil.

MÜRACAATIMI YAPTIM, İNŞALLAH İYİ OLACAK DİYE DÜŞÜNÜYORUM

- Sayın Boşdurmaz bildiğimiz kadarıyla aday adaylık başvurunuzu yaptınız değil mi?

Evet, adaylığıma müracaat ettim. Milliyetçi Hareket Partisi’nden müracaatımı yaptım inşallah iyi olacak diye düşünüyorum. Ama her şeyden önce Ayaş’ın ciddi anlamda masaya yumruğu vurabilecek cesaret gösterebilecek ve kimseye göbeğinden bağlı olmayacak seçim döneminde sponsor bulmayacak ve böyle bir derdi olmayacak dikilebilecek, gerekiyorsa beş yıl değil beş gün de olsa yapıp Ayaş’ın sorunlarına el atabilecek ve Ayaş’ı Türkiye’ye örnek gösterilebilecek bir ilçe yapmaya ihtiyaç var. Medeni cesareti yüksek olacak, taviz vermeyecek, tarım, kültür ve turizm şehri yaparak eski haline döndürecek birisine ihtiyaç var. Ankara’nın değil Türkiye’nin en gözde ilçesi haline getireceğim Ayaş’ı. Ben bunu yapabileceğime inanıyorum. Öncelikle köyler üretime yönelecek. Gayrimenkuller rastgele satılmayacak. Çünkü gayrimenkulleri rastgele satıyorlar. Yazık ve günah. Bakıyorum 200 küsur yeri sattılar. Bir kısım belediye meclis üyeleri karşı çıktı ama salt çoğunluk var deyip sattılar. Ben bazı arkadaşlarla birlikte itiraz ettik.

EĞER BELEDİYE BAŞKANI SEÇİLİRSEM AYAŞ GERÇEK AYAŞ OLUR

Sayın Boşdurmaz, Ayaşlılar size niçin oy versin?

Ben medeni cesareti ve kendine özgüveni olan hiçbir şekilde birilerinin güdümüyle birilerinin sponsoruyla, birilerinin iteklemesiyle veya desteklemesiyle bu göreve talip olan birisi değilim. Dolayısıyla Yeşil Ayaş’ı tarım, kültür ve turizm şehri olması gereken Ayaş’ı bu noktaya getiririm. Konuşmamım başında belirttim Kırkevler’de yıllardır bitmeyen yeri alıp turizme açacağım. Hiç kimseye karşı bir gebeliğim hiç kimseye karşı boynumun eğmişliğim yoktur. Ayaşlıların bana oy vermesi için en önemli en büyük sebep dediğim gibi medeni cesareti, özgüvenim, gözümün karalığı, işleri ve olayları bilmem, olaylara hâkim olmam geçmişten beri iyi bir yönetici olmam, mazimde leke olmaması, Ayaş’la ilgili birçok belediye başkanı döneminde özellikle basın olarak hizmet ettiğim süreçte hiçbir zaman geri atmamam. Hiçbir belediye başkanı ile kapalı kapılar ardında pazarlık yapmamam, bu yanlış ve bu doğrudur diyebilme özelliğine sahip olmama rağmen. Ayaşlılar şöyle bir mazime baktıkları zaman “Bu adam yapabilir ve bana oy vermeleri gerektiğine inanacaklardır.”

Çok net şekilde söylüyorum. Eğer Ayaş Belediye Başkanı olursam Ayaş Ayaş olur. Köylümüz kalkınır. Ayaş’ın içindeki şehirlimiz kalkınır, demografik yapı bozulmaz, şu anda Ayaş’ta yaşayan Türkiye’nin dört bir yanından gelen insanlar başımızın tacıdır. Ama sürekli Ayaş’ın göç almasına karşıyım. Nereden alırsa alsın 81 vilayetinden neresinden göç alırsa alsın kesinlikle karşıyım. Önce mevcut Ayaş’ta yaşayan insanlarımız ekonomik, sosyal ve manevi anlamda rahat etsinler ondan8 sonra ikinci dönemde onlar düşünebilir.

AYAŞ KÖYLÜSÜNE BÜYÜKBAŞ VE KÜÇÜKBAŞ HAYVAN DESTEĞİ YAPACAĞIZ

Sizi Ankaralılar özellikle üç özelliğiiniz le tanıyorlar. Birincisi gazeteciliğiniz, ikincisi Milliyetçi Hareket Partisi’ne olan bağlılığınız, üçüncüsü de Ayaş’a olan sevdanız. Bu da sizin için büyük bir avantaj diye düşünüyorum.

Teşekkür ederim. İnşallah takdir Cenabıallah’ındır. Ayaş’tan hiçbir zaman irtibatımı koparmadım. Çocukluğumdan beri sürekli olarak köydeyim. Kendi imkânlarımla ailem, sülalem, hepimiz Ayaş’tayız, köydeyiz. Çok profesyonelce tarımla uğraşmadım ama köy hayatı bitmeden önce yazları köye giderdik o denemde amcamların yanında köydeki işlerine yardımcı olmaya çalışırdım. Ben tarımı Atatürk Orman Çiftliği’nde çalışırken öğrendim. Çünkü orada beş sene çalıştım. Traktöre ot yüklemesini,

tırpan biçmesini, çapa yapmasını orada öğrendim. Atatürk’ün uyguladığı karma ekonomik modelini Ayaş’ta uygulayacağım. Bu şöyle olacak: Köye gideceğim diyelim ki köylü koyun alacak. Köyde de 20 aile var. Köylü diyor ki ben on tane koyun almak istiyorum ama beş tanesine param yetiyor, beş tanesine yetmiyor. Bu durumda beş tane de belediye olarak biz alacağız. İki tane inek alacak. Bir tane ineğim var bir tane daha istiyorum. O bir ineği biz alacağız. Diyeceğiz ki biz sana bunu veririz ama bunun karşılığında sen bu ineklere bakacaksın, sağacaksın, sütünü, yoğurdunu, peynirini yani süt ürünlerini Ayaş’ta kurulacak olan pazarda satacaksın. Ama sen bizden ineği aldın ve bir süre sonra ineği götürüp sattın veya kestin. O zaman o inek 10 lira ise biz senden 15 lira alırız. Yani biz devlet olarak belediye olarak destek olacağız köylüye.

RAHMETLİ BAŞBUĞ ALAPARSLAN TÜRKEŞ BENİ ÇOK SEVERDİ

Sağlığında rahmetli Başbuğ Alparslan Türkeş ile her hangi bir diyaloğunuz oldu mu?

Rahmetli Başbuğ beni çok severdi. Bana ‘deli oğlan’ derdi. Bir anımı anlatmak istiyorum. Ben MHP Ankara il başkanlığına adayım. Genel Başkan Yardımcısı da diyor ki, ‘Sen il başkanlığına aday olma Başbuğ seni asar, keser, doğrar biçer. O zaman Servet Turgut Genel Başkan Yardımcısı idi. Ben de dedim ki, ‘Başbuğ beni asacak, kesecek sana ne? Ben aday olacağım.. Beni aday olmamam için sadece Başbuğ beni çağırır ve derse ki ‘oğlum aday olma.’ Derse ancak o zaman aday olmam. Yoksa onun dışında ben aday olurum. Ve Başbuğ beni Havaalanı’nı çağırdı. Mustafa Karapınar ile birlikte Antalya’ya gideceklerdi kongre için. Beni görünce bu bizim Mustafa imiş. Gittim elini öptüm. Dedim ki efendim il başkanlığına adayım. Dedi ki Mustafa’cığım ben adaylığı İzzet’e söz verdim. Ben de emredersiniz efendim, başka bir emriniz var mı ?’ dedim. Dedi ki ‘oğlum artık anan artık süt, yoğurt, gözleme yollamıyor. Küstü mü bana? Yoğurdu gözlemeyi bekliyorum.’ dedi. Böyle güzel bir anımız oldu. Bir de Bulvar Palas Oteli’nde de kendilerine bir soru sormuştum salon buz kesmişti. Biz İslam’a karşı mıyız efendim? diye. Mehmet Ali Birand ile 32. Gün programına giriyor ben de o zaman ilçe başkanıyım. O zaman 15-20 dakika bizim İslam’a karşı olmadığımızı söyledi. Ama Arapların bize yaptıklarını filan da anlatmıştı. Rahmetliye gözleme, yoğurt filan götürürdüm zaman zaman. Buna benzer daha birçok anım var rahmetli Başbuğ’la. Siyaset şans ve kısmet işi. Takdir ilahi.

27 Kas 2023 - 10:53 -


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Yeni Ufuk Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Yeni Ufuk Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Yeni Ufuk Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Yeni Ufuk Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Yavaş Yavaş - Şimdiye kadar AYAŞ ın hangi sorunlarıyla ilgili haber yapmışta,şimdi sorun çözeceğim diye donkişotluk yapmaya kalkıyor

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 04 Aralık 02:36